İlk kesekağıdı nasıl ortaya çıktı?

Luther Childs Crowell (ABD) çocukken kağıtlara çok düşkündü; komşularının onu sık sık saatlerce oturup kağıtları farklı biçimlerde katlayarak çeşitli biçim ve tasarımlar yaparken gördükleri söylenir. Ne var ki, ilk buluşunun kağtla hiçbir ilgisi yoktu.
1862 yılında “uçuş makinası” için patent almıştı. Yine de, çocukluğundan beri tutkusu olan alana dönmesi çok sürmedi ve 1867′de bir kesekağıdının ağzını, doldururken açık tutacak, sonrada hava almayacak şekilde kapanmasını sağlayacak ince metal şeritlerin kullanımıyla ilgili patenleri aldı.
ABD’deki süpermarketlerde bugün hala kullanılan kare tabanlı kesekağıtlarının patentini ise beş yıl sonra aldı. Aslında kare tabanlı kesekağıtlarını ilk akıl eden kişi Crowell değildi -bu onur 1869 yılında, “dün ya da okul çantası tabanlı kağıt torbayı” icat eden ve “kesekağıdının anası” olarak anılan Margaret Knight’a aittir.

Bunun farkında olduğu, Crowell’in patent başvurusunda dile getirdiği şu sözlerden anlaşılır: “Daha önce de içi doldurulduğunda dörtgen biçimini alan kesekağıtlarının yapıldığını biliyorum; ancak, burada anlatılan yöntem, mevcutlarının içinde en basiti ve kullanışlı olanıdır.” Patent bürosu başvuruyu kabul etti ve biri yöntemi için, diğeri de uzun bir kağıt tüpünden seri üretimi amacıyla kullanılacak makinesi için olmak üzere, Crowell’e iki patent verdi.
On yıl sonra, baskıdan çıkan gazeteleri katlayan bir makina icat etti. Bunu ilk kullanan Boston Herald gazetesi oldu. Bundan iki yıl sonra,daha önce farkında olmadanonun patent haklarını çiğnemiş olan R. Hoe firmasında çalışmaya başladı. Crowell’in fikirlerinin potansiyelini farkeden firma, çiğnediği patnet haklarından gelen telif haklarını ödemiş ve matbaa ve gazete sektöründe yeni buluşlar yapması için onu işe almıştır.

Çok şirin bir iğnelik

sizde bunun gibi bir iğnelik yapmak istiyorsanız aşağıdaki aşamaları aynen uygulayın.

çok basit ve çok eğlenceli bir iş.üstelik ortaya çıkan eşya ise çok göz doldurucu..








malzemeleri aşağıda görüyorsunuz:


makas, dikiş iğnesi, iplik, pamuk, kalem ve iki cins kumaş.



















aşamalar:


1- kumaşın kenarlarını düz dikişi ile büzgülü bir biçimde dikiyorsunuz




































2- içini pamukla dolduruyorsunuz














3- üzerine diğer kumaşımızın alt-ortasından iğnemiz ile ip geçiriyoruz ve bunu sırasıyla kabağımızın alt-ortasına doğru geçirip dilimler dilimler oluşturuyoruz.























4- en son üstteki kumaşı kabağımızn kapağı olarak dikiyoruz











ve işte sonuç:










Dünyanın manyetik alanı nedir?


Dünya küre şeklinde bir mıknatıs gibidir. Bu yüzden etrafında bir manyetik alan vardır. Dünya’nın manyetik alanı, Dünya’nın merkezine konmuş çubuk bir mıknatısın (dipol) oluşturduğu manyetik alana benzer. Bu dipolün ekseni, Dünyanın dönme ekseniyle 11 derecelik bir açı yapar. Bu da coğrafik kuzey ve güney kutuplarının, manyetik kuzey ve güney kutuplarından farklı yerlerde olduğunu gösterir. Dünya’nın manyetik alanı vektörel bir büyüklüktür. Dünya üzerinde herhangi bir yerdeki manyetik alan bu vektörün yönü ve şiddetiyle tanımlanır. Genellikle bu vektörün bileşenleri olan manyetik deklinasyon, D, yatay bileşen, H ve düşey bileşen, Z, ölçülür ve bu üç bileşenden manyetik alanın diğer bütün bileşenleri hesaplanabilir.
Manyetik alan bileşenleri nelerdir?
Manyetik alanı ölçmek için yönü ve şiddeti bulunmalıdır. Yönü tanımlayan parametreler manyetik deklinasyon, D ve inklinasyon, I’dır. D ve I derece cinsinden hesaplanır. Toplam alanın (F) şiddetini ise yatay H, düşey, Z, kuzey X, doğu Y bileşenleri tanımlar. Bu bileşenler Gauss cinsinden ölçülür. (1 Gauss = 1 Oersted) ama güncel birim nanotesladır. (1 nT x 10E5 = 1 Gauss) Yerin manyetik alanı yaklaşık 25000 - 65000 nT arasında değişir. Manyetik deklinasyon manyetik kuzeyle coğrafik kuzey arasındaki açıdır. D deklinasyon açısı coğrafik kuzeyin doğusunda ise pozitif, batısında ise negatif alınır. Manyetik inklinasyon ise yatay düzlemle toplam alan arasındaki açıdır.
Manyetik kutuplar nerededirler?
Manyetik kutuplar inklinasyon açısının 90 derece olduğu bölgelerdir. Ölçülen manyetik kutuplarla, hesaplanan kutuplar iki ayrı kavramdır. Ölçülen manyetik kutuplar arazide (surveying) inklinasyonun dik ölçüldüğü alanlardır, Hesaplanan manyetik kutuplar ise bir manyetik alan modelden inklinasyonun dik hesaplandığı bölgelerdir. Manyetik kutbu tam olarak belirlemek birçok açıdan zor bir iştir. I açısının 90 derece olduğu yer sabit değildir, çok geniş bir alanı kapsar, günlük değişimler ve manyetik fırtınalar nedeniyle yüzlerce kilometre yer değiştirebilir ve doğa koşulları açısındanda ulaşması zor yerlerdedirler. Canadian Geological Survey ve U.S. Naval Oceanographic Office tarafından yapılan tespitlere göre (~1990) ölçülen manyetik kutup noktaları yaklaşık olarak;78.5o N ve 103.4o W, Ellef Ringnes adası, Kanada,65o S ve 139o E , Commonwealth Körfezi, Antartika’dır.IGRF 1995 (International Geomagnetic Reference Field)’ten 1996 ortalarında hesaplanan manyetik kutuplar ise;79 K ve 105.1 B derece,64.7 G ve 138.6 D derecedir.
Manyetik alan Dünyanın değişik yerlerinde farklı değerlere mi sahiptir?
Evet, manyetik alan değişik yerlerde farklı değerlere sahiptirve bölgesel değişimlerin yanısıra zamana bağlı olarak da değişim gösterir. Bu nedenle bir bölgenin manyetik alanını tanımak için, belli aralıklarda sürekli ölçüm yapmak gerekir. Bu ölçümler Dünya yüzeyine yayılmış 200 kadar jeomanyetik rasathane tarafından yapılmaktadır. Manyetik alanın bazı değişmez özellikleride vardır. Kutuplarda eğim açısı (inklinasyon açısı, I) diktir, ve yatay bileşen 0′dır. Kutup üzerinde D açısı tanımsızdır, ölçülemez.


Pusulanın iğnesi manyetik kutbu mu gösterir?
Hayır, pusulanın mıknatısı bulunduğu yere göre manyetik alanın yatay bileşenin yönünü gösterir (yani tek bir noktayı göstermez).
Manyetik ekvator ne demektir?
Manyetik ekvator eğim açısının (inklinasyon açısı, I) 0 olduğu yerlerdir. Bu bölgelerde manyetik alanın düşey bileşeninin bir değeri yoktur. Manyetik ekvator sabit değildir, çok yavaş da olsa hareket halindenir.Manyetik alan modelleri nelerdir ve bu modellere neden ihtiyaç duyarız?Dünyanın manyetik alanı zaman içinde sürekli değiştiğinden, gelecekte nasıl bir şekilde karşımıza çıkacağını bilemeyiz. Ancak düzenli ölçümler sayesinde seneler içinde nasıl değiştiğini tespit edebiliriz. Bu ölçümler sayesinde manyetik alanı ve nasıl değiştiğini matematiksel olarak resmedebiliriz. Manyetik alan birçok değişik faktöre bağlı olarak değiştiği için önceden belirlemek imkansızdır ve bu yüzden ölçümlerin sürekli ve hassas bir şekilde yapılıp modellenmesi zorunludur. (Manyetik alan modeli örneği: 1990 Deklinasyon Haritası)
Manyetik alan hakkında daha detaylı bilgileri nerden bulabilirim?
Chapman, S. ve Bartels, J., Geomagnetism, Oxford University Press (Clarendon), London and New York, Volumes 1 and 2, 1940.Jacobs, J.A., Geomagnetism, Academic Press Limited, London, Volumes 1, 2, 3 and 4, 1987.Özdoğan, İ., Işıkara, A.M., Orbay, N. Düzgit, Z., Arzmanyetizması İlkeleri ve Uygulamaları, İstanbul Üniversitesi yayınları, Mühendislik Fakültesi, 1986

Sismograf


Depremleri kaydeden, şiddetini, uzaklığını gösteren alete “sismograf” (depremyazar) denir. Sismograf, sarkaç esasına dayanır. Yer sarsıldığı sırada, sarkacın ucundaki yuvarlak ağır topuz, süredurum kanununa uyarak, hareketsiz kalır. Yeryüzünde duran bir kimse, yerle birlikte gidip geldiği için, sarkacı hareket eder gibi görür. Topuzun ucunda bir kalem vardır. Kalemin ucu bîr makara üzerinde sanlı duran kâğıda değer. Yer sarsılınca kâğıt da sağa, sola, yukarı aşağı gidip geleceği, topuz ise hareketsiz duracağı için, kalem kâğıda bu hareketleri çizer.
Bu basit esas üzerine yapılmış olan ilk sismograflar sonradan çok daha gelişmiş, pek duyarlı sismograflar yapılmıştır. Bu arada, bugün rasathanelerde, bir depremi gereği gibi kaydedebilmek için, genel olarak, üç ayrı sismograf kullanılır. Bunlardan biri dikey, ikisi de yatak hareketleri kaydeder. Böylece, bir depremin yönleri belirtilmiş olur.
Sismograflardan petrol aramalarında da faydalanılır: Petrol aranan yerde 20-30 m. derinlikte bir çukur kazılır. Buraya dinamit sarkıtılıp ateşlenir. Bu patlamanın etkisiyle yeraltında ses dalgalan meydana gelir. Ses dalgalarının çeşitli tabakalarda ayrı ayrı hızı olduğuna göre, sarsıntıların sismografla kaydedilen hızından, ses dalgalarının bir petrol tabakasından geçip geçmediği anlaşılır.

Roma Rakamları

Romalılar, sayıları yazmakta bir takım harfler kullanırlardı.
I=1
V=5
X=10
L=50
C=100
D=500
M=1000

Bugün de zaman zaman kullanılan bu harfler, yan yana getirilerek daha büyük sayılar oluşturulabilir. Mesala “35″,”XXXV” şeklinde yazılır.Bu sayılar yazılırken bazı uyulması gereken kurallarda vardır.– Bir harf, en fazla üç defa yan yana yazılabilir.– Bir harfin sağına, kendisinden daha küçük değerli bir harf gelirse, toplanarak okunur.
XII=11 ,
DCX=610 ,
LXXVII= 77 gibi.

–Sol tarafa yazıldığında ise çıkarılır.
XC=90,
IL=49,
CD=400 gibi.
Sadece bir harf yazılabilir.– Hem sağa, hem de sola daha küçük değerli harfler yazılarak farklı rakamlar yazılabilir.
CMLI=951,
XLVII=47,
CDLV=455 gibi.–
Roma rakamı ile yazılabilecek en büyük ve en uzun sayı “3888″ dir.(MMMDCCCLXXXVIII)– Çok sık olmamakla beraber daha büyük sayılara ihtiyaç hissettiklerinde harflerin değerini “1000″ kat arttırmak için üzerlerine çizgi çizmişlerdir.üzerine ben çizgi koyamadım ama üzerinde çizgi varmış gibi düşünürseniz;
V=5000
X=10000
L=50000
C=100000
D=500000
M=1000000

Dört işlem yapma zorluğu sebebi ile günümüzde fazla kullanılmamaktadır. Bazı usuller geliştirilse de çok büyük sayılara sıra gelince yetersiz kalmaktadır. Ancak yine de bazı kitap sayfalarını numaralandırma, madde işaretleri, saatler gibi kullanım alanları vardır.