<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748</id><updated>2011-11-28T02:44:35.390+02:00</updated><category term='TARIM VE ÇİFTÇİLİK'/><category term='COĞRAFYA'/><category term='MATEMATİK'/><category term='DÜNYANIN &quot;EN ...&quot; LERİ'/><category term='BİLİM'/><category term='PRATİK ÇÖZÜMLER'/><category term='UZAY'/><category term='TEKNOLOJİ'/><category term='BİLİM ADAMLARI'/><category term='FALLAR'/><category term='HAYVANLAR ALEMİ'/><category term='BU NASIL OLUR'/><category term='KİMYA'/><category term='FİZİK'/><category term='HOBİ'/><category term='İCATLAR'/><category term='ARAŞTIRMA'/><category term='KİŞİLİK TESTLERİ'/><category term='TARİH'/><category term='CİHAZLARIN ÇALIŞMA MANTIKLARI'/><title type='text'>GLOBAL ARŞİV - YAŞAMA DAİR HERŞEY</title><subtitle type='html'>teknoloji - spor - sağlık - hobi - mutfak işleri - hayvanlar - sanat - edebiyat...

aklınıza gelen herşey</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://globalarsiv.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>30</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-3226869021442048382</id><published>2008-08-08T11:32:00.002+03:00</published><updated>2008-08-08T13:46:09.151+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PRATİK ÇÖZÜMLER'/><title type='text'>her zaman işinize yarayacak pratik bilgiler</title><content type='html'>• Mutfak eşyalarının üzerindeki etiket izlerini yok etmek için, üzerlerine mobilya cilası serpip yumuşak bir bezle silin&lt;br /&gt;• Fırınınıza sinmiş kötü yemek kokuları için; yemek yapmadan önce fırınınızın ortasına yarısı sirke yarısı su ile doldurulmuş bir tava koyun. Fırınınızı birkaç dakika için ısıtın daha sonra soğumaya bırakın.&lt;br /&gt;• Gömlek yakalarındaki kirleri gidermek için, gömleği makineye atmadan önce yaka kısmına sabun sürüp 15 dakika bekletin.&lt;br /&gt;• Tutkal lekelerini çıkarmak için, sirke ile ıslatıp, bol su ile durulanmalıdır.&lt;br /&gt;• Masanızın üzerine damlayan mumları çıkarmak için lekenin üzerine neft döküp 5 dakika bekleyin sonra nemli bir bezle silin.&lt;br /&gt;• Ellerdeki soğan ve sarımsak kokularını giderebilmek için yapılacak en iyi şey, haşlanmış patatesle ovmaktır.&lt;br /&gt; • Çay lekesi: Pamuklu ve yünlülerde: leke taze ise, ılık suya batırılmış bir bezle ovulur.Eskimiş ise, içine limon suyu katılmış ılık suda ıslatılmış bir pamuk parçası ile silinir.Ilık su ile çalkalanır.&lt;br /&gt;• Bir yerdeki sigara dumanını yok etmek için hemen mum yakın&lt;br /&gt;• Ütüde sararan elbise hemen oksijenli su ile silinirse sararan yerler kaybolur.&lt;br /&gt;• Kuru bakliyatları bir gece önceden ılık suya koyun ve haşlarken içine biraz karbonat ilave edin&lt;br /&gt;• Sürahinizin dibi kir tutmuş ise, içine bir avuç tuz ile sirke koyup çalkalayınız Tertemiz olacaktır.&lt;br /&gt;• Buzdolabındaki nemi almak için, dolaba içi tuz dolu bir kap konur.&lt;br /&gt;• Pişirdiğiniz kek kalıbından çıkmıyor ise, kabın altına ıslak bir bez yayarak biraz bekletin&lt;br /&gt;• Konserve açıldıktan sonra cam kavanozda saklanırsa daha dayanıklı olur.&lt;br /&gt;• Kristallerin ışıl ışıl parlaması için, yıkadıktan sonra durulama sırasında sirkeli suya batırın. Bu işlem kristalleri parlatacaktır.&lt;br /&gt;• Sararan teflon tava ve tencerelerin içerisine bir miktar su ve birazda çamaşır suyu koyduktan sonra ateşin üzerinde kaynatın. İndirincede önce sıcak suyla daha sonra soğuk su ile iyice durulayın&lt;br /&gt;• Parlaklığını yitirmiş bir sürahiye eski görünümünü kazandırmak için yarısına kadar yırtılmış gazete kağıdı doldurun, üçte birine de sıcak suy doldurup sıkı sıkı sallayın&lt;br /&gt;• Dibi tutan tencereleri bir gece suda bekletin, tencere daha kolay temizlenecektir.&lt;br /&gt;• Musluklarınızı temizlemek için bez yerine eski bir naylon çorabı tercih edin sonuç daha mükemmel olacaktır.&lt;br /&gt;• karnı baharın haşlama suyuna bir miktar süt katarsanız kar gibi beyaz olduğunu, hem de kötü kokmadığı fark ederisiniz.&lt;br /&gt;• Kullandığınız salçaların bozulmamasını istiyorsanız üzerini düzleyerek biraz zeytin yağı ilave ederek uzun süre saklayabilirsiniz.&lt;br /&gt;• Yumurta lekesini çıkarmak için önce soğuk suda bekletmeli sonra ılık sabunlu suda yıkamalısınız.&lt;br /&gt;• Pirinç ve bakliyatların saklanması için cam kavanozları tercih edin.&lt;br /&gt; • Balık kokusunu çıkarmak için yıkama suyunun içine bolca kahve telvesi atın.Sonra bolca durulayın.&lt;br /&gt;• Rafadan pişireceğiniz yumurtaların çatlamaması için kabın içine fincan tabağı koyarsanız,çatlamasını önlersiniz.&lt;br /&gt; • Domatesi kolay soymak için, bıçağın sırtıyla kabuklar, soyulacak yönün tersine sürtülür, veya kaynar suda bir dakika bekletilir.&lt;br /&gt;• Patlıcanların acısını almak için, soyunca tuzlu suda bekletilir.&lt;br /&gt; • Buzdolabından çıkardığınız yumurtanın akı ve sarısının birbirine karışmaması için hemen kırın. • Sebzeleri tuzlu suda yıkamayı alışkanlık haline getirin. Tuzlu su sebzeleri daha etkili ve çabuk temizler.&lt;br /&gt;• Sosislerin patlamasını önlemek için; fırın yada ızgaraya koymadan önce soğuk süte batırmanı yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;• Çaydanlığınızın içinde biriken kireç tortusunu temizlemek için, 15 dakika kadar içinde sirke kaynatın&lt;br /&gt; • Taze ceviz lekesini elden çıkarmak içi, eller önce bir - iki dakika sirkeye batırılmış bir pamukla ovulur, sonra soğuk suyla ovulur ve yıkanır.&lt;br /&gt;• Çamaşırdaki pas lekesi için lekenin üzerine limon damlatılıp ütülenir.&lt;br /&gt;• Çikolata sosu hazırlanırken içine biraz kahve konursa tadı çok daha değişik olur.&lt;br /&gt;• Kuş üzümlerini ayıklamak için, onları bir avuç unla ovuşturunuz ve kalın delikli bir süzgece atınız. Unla beraber çöplerde düşer.&lt;br /&gt;• Zeytin yağı lekesini çıkarırken bir lokma ekmek içi yuvarlanıp lekenin üzerine gezdirilmelidir.&lt;br /&gt;• Soğanların üzerine biraz un serpilirse kavururken kararmaz.&lt;br /&gt;• Yemeğinizin tuzunu fazla kaçırınca tencereye birkaç parça çiğ patates atın, fazla tuzu çekecektir.&lt;br /&gt;• Soğan soymaya başlamadan önce parmaklarınızı sirkeye batırırsanız, soğan kokusunun elinize sinmediğini göreceksiniz.&lt;br /&gt;• Yumurtaları kolayca soymak için, kaynar sudan çıkardıktan sonra hemen soğuk suya tutulup biraz bekletilir.&lt;br /&gt;• Evde ortaya çıkan karıncaları yok etmek için kahve telvesi kullanmanız iyi sonuç verecektir.&lt;br /&gt;• Parlaklığını kaybeden çelik tencereler ısıtılmış sirke ile ovulup sonra iyice durulanır, ve bir bez parçası ile parlatırsanız tencereniz pırıl pırıl olur.&lt;br /&gt;• Etleri limon suyu ile pişirirseniz hem çabuk hem de lezzetli olur.&lt;br /&gt;• Mantar sotelenirken tencerenin kapağı açık olursa, hem mantarların suyunu vermesi hem de kararması önlenir.&lt;br /&gt;• Süte biraz karbonat atarsanız hem çabuk bozulmaz hem de kolay hazmedilir.&lt;br /&gt;• Ekmeğin küflenmemesi için ekmek kutusuna biraz tuz koymayı ihmal etmeyin.&lt;br /&gt;• Pastaların daha gevrek olması için hamurun içerisine bir çay kaşığı tuz atın (tatlı - tuzlu farketmez)&lt;br /&gt;• Bir kumaşı benzin yada başka bir leke çıkarıcı ile silmeden önce oldukça tuzlu bir su ile silerseniz leke çıkarıcı iz bırakmaz.&lt;br /&gt;• Eğer örtünüze meyve suyu dökülürse hemen tuz serpin ilk yıkamada çıkacaktır.&lt;br /&gt;• Ağız kokusu için kahve çekirdeği çiğneyin.&lt;br /&gt;• Cam tencerede yemek pişirirken kapağın buharlaşmaması için iç yüzeyi limon kabuğu ile silinir. • Teflon tavanızda oluşan lekeleri temizlemek için bir bardak suya iki çorba kaşığı karbonat ve yarım su bardağı sirke karıştırın. Bunu tavanızın içine dökün 10 dakika kaynatın.&lt;br /&gt;• Lavaboyu temizlerken tuzla bastırarak silince hem iyi temizler hem de kokuları giderir.&lt;br /&gt;• Uzunca bir süre kullanılmayan eski çaydanlıkların kötü kokusunu gidermek için içine bir parça kesme şeker koyun.&lt;br /&gt;• Pilavınızı tekrar ısıtırken bir kabın içine su koyup bu kabın üzerine pilav tenceresi koyularak ısıtılırsa pilav taneli kalır tazeliğini muhafaza eder.&lt;br /&gt;• Patates pişirirken suyuna bir kaşık sirke konursa hem rengi sarı kalır hemde daha lezzetli olur. • Halının rengini canlandırmak için en son suyuna sirke konur.&lt;br /&gt;• Çizik zeytin yağ ve limonla servis esilirse daha lezzetli olur.&lt;br /&gt;• Sütü ocağa koymadan tencere soğuk suyla çalkalanırsa süt kaynarken dibine yapışmaz.&lt;br /&gt;• Bulaşık suyunuza bir kaşık sirke katmakla bulaşıklarınızın daha kolay ve temiz yıkandığını göreceksiniz.&lt;br /&gt;• Renkli gömlekler yıkanmadan önce iki saat sirkeli suda bırakılırsa renkleri canlı olur.&lt;br /&gt;• Yoğurdu sulandırmak için tahta kaşıkla üstten almak gerekir.&lt;br /&gt;• Elbiselerin fermuarları yıkarken bozuluyorsa makineye atmadan önce kapatılır.&lt;br /&gt; • Kapılarınız veya çekmeceleriniz bir müddet sonra itsenizde çeksenizde kapanmaları zorlaşır. Kapınızın, çekmecenizin sürten kısmına vazelin sürün.&lt;br /&gt;• Baş ağrısı için: Kahve çekirdeğine limon suyu sıkın yavaş yavaş yiyin. (Birkaç tane)&lt;br /&gt;• Mantar kapaklı şişeleri yatık vaziyette saklamalısınız.&lt;br /&gt;• Sarap şiselerinin mantarını tekrar şişeye geçirmek için: Mantarı kaynar suyun içine atın.&lt;br /&gt; • İçkilere güzel tat ve görüntü vermek için: Buzu dondururken buz kabının içine kiraz, nane yaprağı, yeşil zeytin vs. koyup dondurun.&lt;br /&gt; • Buz dondururken: Suyu kaynatın, soğuyunca buz kalıplarına koyup dondurun. Buzlar daha canlı kristal gibi görünür. Kaynamış suda oksijen azalır... Buda buzun mat görünmemesini sağlar.&lt;br /&gt;• Dişlerinizi doğal temizleyin: Çileği ezin diş fırçanızın üzerine koyun diş etlerinize kompres yapın. Sonra dişlerinizi fırçalayın.&lt;br /&gt; • Küçük yanıklar için: Temiz bir süngeri hafifçe ıslatın buzdolabınızın derin dondurucu bölümüne koyun. Yanmış yerin üzerine hafif hafif kompres yapın.&lt;br /&gt;• Ağız kokusu için: Kahve çekirdeği çiğneyin.&lt;br /&gt;• Arı, sivri sinek sokmalarına karşı: Kesme şekeri hafif ıslatın sokulan kısmın üzerine hafifçe bastırın zehir’i alır ve kaşınmayı şişmeyi önler.&lt;br /&gt;• Fermuarlar sıkışırsa: Kurşun kalemle fermuar dişlerinin üzerini karalayın.&lt;br /&gt;• Gözlük camları: Gliserin ile silerseniz buğulanmadığını göreceksiniz.&lt;br /&gt;• Ayakkabılarınız ayağınızı sıkıyorsa: Bir bardak saf alkolü ayakkabınızın içine dökün. İyice derisine yedirin ve giyin. Derisi ayağınıza göre açılacaktır.&lt;br /&gt;• Cam sil ile deri ayakkabılarınızı silmeyi hiç denediniz mi?&lt;br /&gt;• Çiçekleriniz için, haşladığınız yumurtanın suyunu saksıya dökün.&lt;br /&gt;• Gülleriniz boyunlarını bükerse, ilk önce sıcak suya sonra soğuk suya batırın.&lt;br /&gt;• Sigara küllerini saksınıza koyarsanız yapraklardaki kurt böcek vs. yok edersiniz.&lt;br /&gt; • Kapılarınızı vs. cila yaparken: Cila olmamasını istediğiniz yerlere vazelin sürün buralara cila taşarsa bile kuruyunca çok kolay çıkarabilirsiniz.&lt;br /&gt;• Akü başları oksitlenirse cola sürerseniz oksitlenmeyi önlersiniz&lt;br /&gt;• Fareleri kaçırmak için nane yağını bir karton parçasının üzerine sürün farelerin geldiği yere koyun.&lt;br /&gt;• Boya fırçaları sertleşmiş ise kaynamış sirkeli suda bekletin yumuşadığını göreceksiniz.&lt;br /&gt; • Elinize uhu yapıştırıcı bulaşırsa, asetonla silin&lt;br /&gt; • Mangal ızgaranızı temizlemek zordur: Ilıkken cam sille temizleyin veya ılıkken nemli gazete kağıdına sarın bir müddet sonra sertleşmiş artıkların yumuşadığını göreceksiniz.&lt;br /&gt;• Boya kokusunu gidermek için iki büyük baş soğanı soyup ikiye bölün suyun içine atın bunu da kokulu odaya koyun.&lt;br /&gt;• Cam kırıklarını temizlersiniz fakat kıymıkları göremezsiniz bunu da temizlemek için ıslak pamuk imdadınıza yetişir.&lt;br /&gt;• Ağzı dar şişe kavanoz temizlemek için biraz deterjan biraz su bir kasık pirinç çalkalayın&lt;br /&gt;• Balık kokan tavayı limonla bir güzel ovalayın ve yıkayın.&lt;br /&gt;• Kesik limonu nasıl saklarsınız: Küçük bir tabağa toz şeker serpin, kesik tarafı şekerin üzerine gelecek şekilde koyun iki hafta limon kurumadan saklanır.&lt;br /&gt; • Ampülün üzerine biraz parfümünüzden sıkınız yakıldığında mis gibi kokar odanız.&lt;br /&gt;• Patates haşlarken: Haşlama suyunun içine bir kaşık margarin koyun patateslerin vitaminlerini kaybetmemiş olursunuz. Aynı zamanda patatesler daha çabuk.&lt;br /&gt;• Soyulmuş patateslerin kararmadan saklanabilmesi için: Saklanacak kabın içine su, bir tutam tuz koyun. Buzdolabında saklayın gerektiği zaman suyla yıkayıp kullanın.&lt;br /&gt;• Pastaların daha gevrek olması için: (tatlı*tuzlu farketmez): Hamurun içine bir çay kaşığı tuz atın.&lt;br /&gt; • Dereotonu saklamak için: Temiz bir havluya kaplayacak şekilde sarın, bu şekilde naylon torbaya koyup buzdolabına saklamaya bırakabilirsiniz.&lt;br /&gt;• Tazeliği gitmiş pörsümüş yeşillikleri canlandırmak için: İki kaşık limon suyu karıştırılmış buzlu su dolu kabın içine koyun 1 saat buz dolabında bekletin.&lt;br /&gt;• Yeşil sebzelere renk veren, klorofil maddesidir. Pişirdiğinizde sebzelerin bu yeşil rengi daha az kaybetmeleri için, önce bol buzlu suda bekleterek, klorofilin sabitleşmesini sağlayın.&lt;br /&gt; • Soğanları kızartmadan üzerlerine biraz un serperseniz, kavururken kararmazlar.&lt;br /&gt;• Börek üzerinin kızarması için üzerine yumurta sürülür, evde yumurta kalmamışsa, biraz yoğurdu bir yemekkaşığı yağla karıştırıp sürün, güzel bir renk olduğunu göreceksiniz.&lt;br /&gt;• Yeşil salata ve marulun yapraklarını yıkadıktan sonra bıçakla keserek doğramak yerine, elinizle koparın. Böylece vitamin kaybını önlemiş olursunuz.&lt;br /&gt;• Reçel yapacağınız meyvaları iyice yıkayıp kurulamalısınız. Karıştırırken mutlaka tahta kaşık kullanmalısınız. Şekerlenmeyi önlemek için limon tozu yerine, limon suyu kullanın. Kavanozlara koyduğunuzda iyice soğumadan ve üzerindeki hava kabarcıklarını kağıt havlu ile almadan kavonozun ağzını kapatmayın. Reçellerinizi serin ve karanlık yerde saklayın.&lt;br /&gt;• Çikolata sosu hazırlarken içine koyacağınız bir tutam tuz, çikolata sosunun kokusunu daha da belirgin kılar. Çikolata sosun içine biraz kahve eklediğinizde, tadının çok değişik olduğunu göreceksiniz.&lt;br /&gt;• Katı haşlanan yumurtaları kolayca soymak için, kaynar sudan çıkardıktan sonra hemen soğuk suya tutun ve bir süre soğuk suda bekletin. Su kabuğun gözeneklerinden girerek soymayı kolaylaştırır.&lt;br /&gt;• Mantar sote pişirirken, tencerenin kapağını açık bırakırsanız, hem mantarların su koyuvermesini hem de kararmasını önlersiniz.&lt;br /&gt;• Pişirip sakladığınız yumurtaları, çiğ yumurtalarla aynı yere koyuyorsanız, bunları ayırmanın en kolay yolu çiğ yumurtalar döndürdüğünüzde kolaylıkla dönmezken, pişmiş yumurtalar kendi ekseni etrafında rahatlıkla dönerler.&lt;br /&gt;• Tavuk eti çabuk bozulan gıdalardandır. Son kullanıcı olan müşteriye ulaşıncaya kadar hijyenik ortamlarda saklanması bir zorunluluktur. Denetim altında kesildikten sonra bakteri üretimine yol açmaması için +40 C’ de saklanmalıdır. Tavuk eti müşteri tarafından satın alındıktan sonra buzdolabında en fazla 1 gün bekletilip tüketilmelidir. Derhal tüketilmeyecek ise,temizledikten sonra tavuk plastik folyoya sarılarak derin dondurucuda bekletilebilir. Bu şekilde dondurulmuş etler *180 C’ de 3 ay kadar saklanabilir.Ayrıca, tavuk eti tahta et tahtası üzerinde kesilmemelidir. Siyah etten farklı olarak mikro organizmalara karşı daha dayanıksız olan tavuk etininmermer veya plastik üzerinde kesilmesi gerekir.&lt;br /&gt; • Yoğurttan daha fazla yararlanmak için suyunun atılmaması gerekir. Yoğurdun tüm vitamin ve mineralleri bu suda bulunmaktadır. Ayrıca, bu su yemeklere ekşi bir tat kazandırmak istenildiğinde de kullanılabilir.&lt;br /&gt;• Satın alınıp buzdolabında saklanan yeşil sebzeler bir süre sonra canlılıklarının yitirirler. Tekrar canlı hale getirmek için ise, yıkanıp 10*15 dakike kadar 2 litrelik suya katılmış 1 yemek kaşığı limon suyunda bekletilmesi yeterli olacaktır.&lt;br /&gt; • Ekmeğiniz durup dururken dolabında küfleniyorsa, ekmek kutusunu 15 günde bir sirkeli suyla silmek yeterlidir.&lt;br /&gt;• Evinizde mayonez yaparken zeytinyağ yerine susam yağı kullanın. Mayonezinizin daha uzun zaman bozulmadığını göreceksiniz.&lt;br /&gt;• Yeşil salatalık malzemelerinizi elinizle koparırsanız vitaminlerini öldürmezsiniz.&lt;br /&gt;• Balık çorbası yaparken:S uyunun daha lezzetli olması için balıkları en az 45*60 dakika kaynatın. Baş ve kuyruk kısımlarının en lezzetli yerleri olduğunu unutmayın.&lt;br /&gt;• Karnabahar pişirirken eve yayılan kokudan kurtulmak için pişirme suyuna bir parça tuz ve iki kaşık sirke ilave edip, suyun üzerinde köpük oluşumunu bekledikten sonra, içine sebzeleri atmayı deneyin. Evi saran kötü kokudan eser kalmadığını göreceksiniz.&lt;br /&gt; • Mutfağınıza sinmiş kızartma kokusunu yok etmek için ızgaranın üzerine defne yaprağı, ada çayı yaprağı ve kekik yaprağı koyun.&lt;br /&gt;• Sosislerin patlamasını önlemek için fırın ya da ızgaraya koymadan önce soğuk süte batırmanız yeterli olacaktır.&lt;br /&gt; • Meyvelerin arasına serpiştireceğiniz herhangi bir türden yapraklar onları uzun süre taze tutacaktır.&lt;br /&gt;• Nane, adaçayı ve çekilmiş cevizin pek çok yemekte kullandığınız beşamel sosa çok hoş lezzet kattığını biliyor muydunuz ? Fakat bu aromalı otları, sos pişip ateşin söndürülmesine yakın tencerenin içine ilave etmeye dikkat edin.&lt;br /&gt;• Bayat ekmeği ince ince dilimleyin üzerine az miktarda süt serpin ve kızgın yağda bir yüzünü kızartın. Ters çevirip üzerine domates ve taze kaşar peyniri koyun. Peynirler erimeye başlayınca üzerlerine kekik ve karabiber serpip sıcak sıcak servis yapın.&lt;br /&gt;• Sıkılmadan önce bir süre soğuk suda bekletilen portakalların daha fazla verdiklerini biliyor muydunuz?&lt;br /&gt; • Tavuk etinizin daha yumuşak, daha güzel kokulu ve daha lezzetli olması için pişirmeden önce tavuğu yarım limon ile iyice ovalayın ve sonra tavuğun üzerine ve içine rendelenmiş limon kabuğu koyun.&lt;br /&gt; • Portakalları sıkmadan önce yarım saat soğuk suda bekletirseniz sıktığınızda daha çok portakal suyu elde edersiniz.&lt;br /&gt;• Sarımsakların daha çabuk ezilmesi için cam bir kavanozda ve buzdolabında saklamanız yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;• Patlıcan kabuklarını soyduktan sonra içine sirke ve çok az zeytinyağı konmuş suda bir süre haşlayın. Daha sonra istediğiniz küçüklükte dilimleyin ve pilav yaparken içine karıştırın.Göreceksiniz pilavınız çok leziz olacak.&lt;br /&gt;• Fırınınıza sinmiş kötü yemek kokularını temizleyip yerine güzel kokular bıraksın diye satın aldığımız o pahalı ürünler istediğiniz gibi ferah bir koku bırakmıyorsa, size daha pratik ve ucuz bir önerimiz var. Yemek yapmadan önce fırınınızın ortasına yarısı sirke yarısı su ile doldurulmuş bir tava koyun. Fırınınızı birkaç dakika için ısıtın. Daha sonra soğumaya bırakın. Fırınınız umduğunuzdan da güzel kokacak.&lt;br /&gt;• Eskilerin yöntemleri her zaman en iyi, en doğrudur. Bisküvilerin ve kurabiyelerin taze kalması için, teneke bir kaba koyun ve yanına bir avuç pirinç bırakın; bayatlama sorunu ortadan kalkacaktır.&lt;br /&gt;• Elmanın faydaları bitmez. Lahana yemeği yaptıktan sonra evinize sinen ve pencereleri açsanız da çıkarmayı başaramadığınız lahana kokusundan kurtulmak artık çok kolay. Bir elmanın kabuğunu soyup lahanın pişme suyuna ekleyin. Hem koku çabucak yok olacak, hem de lahananın hazmı daha kolay olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-3226869021442048382?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/3226869021442048382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/3226869021442048382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/08/her-zaman-iinize-yarayacak-pratik.html' title='her zaman işinize yarayacak pratik bilgiler'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-5353117900878318457</id><published>2008-08-08T11:24:00.000+03:00</published><updated>2008-08-08T11:26:08.509+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FALLAR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KİŞİLİK TESTLERİ'/><title type='text'>Göz Renginize Göre Göz Falı</title><content type='html'>Mavi Gözlü Insanlar :Duragan olmayi sevmeyen, enerji dolu, karar verme kabiliyeti olarak pozitif yönde gelismis olan, eli açik, degisimlerinkendilerini korkutmadigi kisilerdir. Biraz hayalperesttirler. Bu yapilari nedeniyle de gerçekleri görmekte zorlanirlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah Gözlü Insanlar : Olaylar karsisinda çok çabuk heyecanlanan, disiplinli, düzenli kisilerdir. Duygu yüklü olan bu insanlarin, gerek sevgisi,gerek de kindarligi oldukça çok güçlüdür. Onlar karsilarindaki insanlari daima idare etmek isterler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yesil Gözlü Insanlar :Sevdiklerini kirmak istemeyen bir yapilari vardir. Kirici olmamaya çok dikkat ederler, çok asabi yaradilis da olmalarina ragmen bu böyledir. Bu yüzden hislerine hakim olmayi bilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözleri Ela Olanlar :Sezgisel güçleri yüksektir, oldukça hassas bir kalbe sahip insanlardir. Gururlarina olabildigince çok düskün kisilerdir,gururlari kirildigi zaman asla ve asla aflari yoktur. Aslinda çok daha yumusak basli, daha anlayisli olmalari gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahverengi Gözlü Insanlar:Aslinda bu insanlar kendilerini idare ettirmek konusunda isteksizdirler. Bir kötü yönleri de her yerde sirlarini açiklamalaridir. Dünyaya kapali gözlerle bakarlar adeta, gerçekte hayal kirikliklari yasamamalari realiteleri görme yolunu seçmelerinde yarar vardir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-5353117900878318457?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/5353117900878318457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/5353117900878318457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/08/gz-renginize-gre-gz-fal.html' title='Göz Renginize Göre Göz Falı'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-8197732752565990494</id><published>2008-08-08T11:17:00.006+03:00</published><updated>2008-08-08T11:23:10.992+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİLİM'/><title type='text'>Renkli göz aslında yanlışlık eseri</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5232058444335488370" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9PmuHvPiiZk/SJwBbzqzHXI/AAAAAAAAAKw/gWAiGisU3F4/s200/g2.jpg" border="0" /&gt;Bilim insanları, renkli gözün görme sinirlerini oluşturan genlerdeki bozulmadan kaynaklandığını belirledi. &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Avustralyalı uzmanlar 4.000’den fazla insan üzerinde yaptıkları araştırmada, göz rengindeki değişikliklerin tek nükleotid polimorfomizmalardaki (SNP) ufak yanlışlıktan meydana geldiğini ortaya çıkardı. İnsan DNA’sının tek bir dizisini oluşturan harflerdeki varyasyonlar olan SNP’ler, genetik dizideki mutasyonları ifade ediyor. Bu mutasyonlar, insanların birbirlerinden farklılaşmasını sağlıyor.&lt;br /&gt;SNP’ler OCA2 kodlu genle araların yakın bir ilişki var. Bu gen vücutta saç, deri ve göz rengi gibi detayları ayarlayan proteinleri üretiyor. OCA2 genindeki mutasyonların en bilineni saçların bembeyaz olmasına neden olan albinoluk. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MUTASYON RENGİ BELİRLİYOR&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Avustralya’daki Queensland Üniversitesi uzmanları ikizler, kardeşleri ve ebeveynleri üzerinde yaptıkları deneylerde göz rengini kesinkes belirleyen özel bir genin bulunmadığı sonucuna vardı.&lt;br /&gt;Her insanda SNP’den iki kopya var, ancak her insanda farklı kombinasyonlara giriyor ve sonuçta bu kombinasyonlar kahverengi yerine mavi yeşil gibi göz renklerini belirliyor. OCA2 geni mutasyona uğradığında SNP’ler üzerinden pigmentasyonda kayıp yaşanıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9PmuHvPiiZk/SJwBgLEKoGI/AAAAAAAAAK4/_2_hDRs4u-Q/s1600-h/g1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5232058519335379042" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9PmuHvPiiZk/SJwBgLEKoGI/AAAAAAAAAK4/_2_hDRs4u-Q/s200/g1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;MAVİ GÖZLER&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Araştırmayı yürüten Richard Sturm, OCA2 genine bağlı 3 adet SNP tespit etti, bunların mavi rengi yarattığı tahmin ediliyor. Sturm, söz konusu SNP’lerin mavi gözün direkt sağlayıcısı olmadığını, ancak bunu tetikleyen en önemli faktörle direkt ilişkili olabileceğini belirtiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;YEŞİL GÖZLER&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;OCA2 genindeki mutasyonlar genin ürettiği protein miktarını belirliyor, Sturm’a göre, kahverengi gözlü insanlarda bu proteinlerden daha çok olurken, mavi gözlülerde daha az bulunuyor. Yeşil gözler için ise DNA dizisinde tek bir harfin değişmesi yeterli. Yeşil gözlü insanlarda, proteini oluşturan amino asit sayısında değişiklik oluyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9PmuHvPiiZk/SJwBYYkhjtI/AAAAAAAAAKo/lnhXAYmFeGw/s1600-h/g3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5232058385521807058" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9PmuHvPiiZk/SJwBYYkhjtI/AAAAAAAAAKo/lnhXAYmFeGw/s200/g3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bilim insanları OCA2’deki mutasyonların, diğer bir deyişle DNA dizisindeki varyasyonların göz rengi üzerindeki etkisinin yüzde 74’üne denk düştüğünü belirtiyor. Kısaca renkli gözü yaratan süreçlerin yüzde 26’sı hala soru işareti. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-8197732752565990494?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/8197732752565990494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/8197732752565990494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/08/renkli-gz-aslnda-yanllk-eseri.html' title='Renkli göz aslında yanlışlık eseri'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9PmuHvPiiZk/SJwBbzqzHXI/AAAAAAAAAKw/gWAiGisU3F4/s72-c/g2.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-6027082073647723993</id><published>2008-08-04T17:12:00.000+03:00</published><updated>2008-08-04T17:13:13.627+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TARİH'/><title type='text'>OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ VII (1900-1924)</title><content type='html'>1900&lt;br /&gt; Hicaz demiryolunun inşasına girişilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1900&lt;br /&gt; İstanbul Rıhtımı inşaatının tamamlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31 Ağustos 1900&lt;br /&gt; Darü'l-Fünun-ı Şahane'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1901&lt;br /&gt; Servet-i Fünun dergisinin geçici olarak kapatılmasıyla Edebiyat-ı Cedide topluluğunun dağılması; Lügat-ı Tıbbiye'nin ikinci baskısının yapılması; Vidinli Tevfik Paşa'nın ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1901&lt;br /&gt; Makedonya'da çete faaliyetlerinin artması, büyük devletlerin müdahaleleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1901-1908&lt;br /&gt; Hicaz demiryolu hattının yapımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1902&lt;br /&gt; Yemen isyanlarının tekrar başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1902&lt;br /&gt; Hereke Fabrikası'na çuka ve şayak tezgahlarının eklenmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Kasım 1902&lt;br /&gt; Makedonya'da Bulgar İhtilal Cemiyeti'nin faaliyeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Kasım 1902&lt;br /&gt; Cum'a-ı Bala ayaklanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Kasım 1902&lt;br /&gt; Makedonya'ya özel ıslahat planı hazırlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Aralık 1902&lt;br /&gt; Hüseyin Hilmi Paşa'nın geniş yetkilerle "umumi müfettiş" olarak Makedonya'ya tayini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1903&lt;br /&gt; İdadilerin altı yıla çıkarılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-3 Ağustos 1903&lt;br /&gt; İlinden (Aya ilya yortusu günü) isyanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-3 Ağustos 1903&lt;br /&gt; Bulgar-Osmanlı Savaşı tehlikesinin doğması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31 Ağustos 1903&lt;br /&gt; Şam Mekteb-i Tıbbiyesi'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül 1903&lt;br /&gt; Mürzsteg Programı : Makedonya'ya muhtariyet verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1904&lt;br /&gt; Haydarpaşa Rıhtımı'nın tamamlanarak işletmeye açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1905&lt;br /&gt; Hereke Fabrikası'nda fes imalatına başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Temmuz 1905&lt;br /&gt; Ermeniler'in II. Abdülhamid'e bombalı saldırı tertiplemeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1906&lt;br /&gt; Akabe olayları ve Akabe krizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1908&lt;br /&gt; Beykoz Deri Fabrikası'nın Harbiye Nezareti'ne bağlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1908&lt;br /&gt; Osmanlı Eczacı İttihat Cemiyeti'nin kurulması; Osmanlı Cemiyet-i İlmiye-i Baytariyesi'nin açılması; Osmanlı Mühendis ve Mimar Cemiyeti'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Temmuz 1908&lt;br /&gt; II. Meşrutiyet'in ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Ekim 1908&lt;br /&gt; Avusturya- Macaristan'ın Bosna-Hersek'i ilhak ettiğini ilan etmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Ekim 1908&lt;br /&gt; Girit Rumları'nın adayı Yunanistan'a bağladıklarını ilan etmeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Aralık 1908&lt;br /&gt; II. Meşrutiyet dönemi ilk Meclis-i Meb'usanının toplanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1909&lt;br /&gt; Adana'da Ermeniler'in ayaklanmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1909&lt;br /&gt; Gayri müslimlere "bedel" yerine askerlik hizmeti konulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1909&lt;br /&gt; Fecr-i-Ati edebi topluluğunun kuruluşu; Cemiyetler Kanunu'nun çıkması; Dişhekimliği Okulu'nun açılması; Orman Mekteb-i Alisi adı altında yeni bir okul açılması; Mekteb-i Tıbbiye'nin, Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye ile birleştirilerek Haydarpaşa'ya nakledilmesi; Muallimhane-i Nüvvab'ın Medresetü'l-Kuzat adını alması; Mülkiye Mühendis Mektebi'nin Nafıa Nezareti'ne bağlanması ve Mühendis Mekteb-i Alisi adını alması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1909-1910&lt;br /&gt; Osmanlı Mühendis ve Mimar Mecmuası'nın çıkması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Şubat 1909&lt;br /&gt; Usul-i Muhasebe-ı Umumiyye Kanunu'nun kabul edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Nisan 1909&lt;br /&gt; 31 Mart Olayı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Nisan 1909&lt;br /&gt; Hareket Ordusu'nun Yeşilköy'e varması, İstanbul'daki kargaşayason vererek düzeni sağlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Nisan 1909&lt;br /&gt; II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi, V. Mehmed Reşad'ın tahta çıkarılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Ağustos 1909&lt;br /&gt; Darü'l-Fünun-ı Şahane'nin Vezneciler'deki Zeynep Hanım konağına taşınması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Aralık 1909&lt;br /&gt; Meclisin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1910&lt;br /&gt; Arnavutlar'ın ayaklanmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1910&lt;br /&gt; Dahili gümrüklerin tamamen kaldırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1910&lt;br /&gt; Vilayet merkezlerindeki bir kısım idadilerin "lise"ye dönüştürülmeye başlanması; ilk çalgı metodu (Ali Salahi Bey, Kendikendine Ud Öğrenme Usulü, Matbaa-ı Amire).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1911&lt;br /&gt; Sultan Reşad'ın Arnavutlar'ı teskin için Rumeli seyahatine çıkartılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1911&lt;br /&gt; İtalya'nın Trablusgarp ve Bingazi'ye saldırması ve işgali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1911&lt;br /&gt; Gayri müslim cemaatlerin birleşerek mektepleri konusunda yeni bir düzenleme istemeleri; 78 devirli ilk plaklar (Tanburi Cemil, Orfeon Record)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1911-1912&lt;br /&gt; Osmanlı İtalyan Savaşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1912&lt;br /&gt; Yeşilköy Hava Uçuş Okulu'nun Açılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1912-1913&lt;br /&gt; Balkan devletlerinin Osmanlı-İtalyan Savaşı'ndan istifade etmek istemeleri : Balkan Savaşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Ocak 1912&lt;br /&gt; Meclis-i Meb'usan'ın feshi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Mart 1912&lt;br /&gt; Türk Ocaklarının kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Nisan 1912&lt;br /&gt; II. Dönem Meclis-i Meb'usan'ın toplanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Nisan 1912&lt;br /&gt; İtalyanlar'ın Rodos, Oniki Ada ve Çanakkale Boğazı'na tecavüzleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Ağustos 1912&lt;br /&gt; II. Dönem Meclis-i Meb'usan'ın feshi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Temmuz 1912&lt;br /&gt; Gazi Ahmed Muhtar Paşa hükümeti : Büyük Kabine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül - Ekim 1912&lt;br /&gt; I. Balkan Savaşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Ekim 1912&lt;br /&gt; Trablus ve Bingazi'nin İtalya'ya terki : Ouchy Antlaşması, Rodos ve Oniki Ada'nın İtalya elinde kalması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ekim 1912&lt;br /&gt; Kamil Paşa'nın sadareti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Kasım 1912&lt;br /&gt; Arnavutluk'un istiklalini ilan etmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1913&lt;br /&gt; Liselerin mevcut idadilerin yerini alması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Ocak 1913&lt;br /&gt; Babıali Baskını : Mahmud Şevket Paşa'nın sadareti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Mart 1913&lt;br /&gt; Muvakkat İdare-i Umumiyye-i Vilayet Kanunu (kanun meclisten geçmeden yürürlüğe girer)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Mayıs 1913&lt;br /&gt; I. Balkan Savaşı'nın sona ermesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Haziran 1913&lt;br /&gt; Sadrazam Mahmud Şevket Paşa'nın öldürülmesi, Said Halim Paşa'nın sadareti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Haziran 1913&lt;br /&gt; Balkan devletleri arasında savaş : Osmanlı mirasının paylaşılmasının kanlı kavgası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Temmuz 1913&lt;br /&gt; Edirne'nin geri alınması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ağustos 1913&lt;br /&gt; Osmanlı-Bulgar barışı : İstanbul Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Kasım 1913&lt;br /&gt; Osmanlı-Yunan barışı : Atina Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Aralık 1913&lt;br /&gt; Osmanlı ordusunun Almanya tarafından ıslahı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1914&lt;br /&gt; Ecnebi postalarının hepsinin kapatılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1914&lt;br /&gt; Dış ticarette gümrük resmi oranının %15'e çıkarılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1914&lt;br /&gt; Islah-ı Medaris Nizamnamesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1914&lt;br /&gt; Diş Hekimleri Mezunin ve Talebe Cemiyeti'nin kurulması; Türk Bilgi Derneği'nin kurulması; Medreset'ül-Hattatin'in kurulması; Dar'ül-Hilafeti'l-Aliyye Medreseleri'nin kurulması; Medresetü'l-Hattatin'in İstanbul'da açılışı; Medresetü'l-Hattatin'in açılışı; İlk resmi müzik ve tiyatro okulu (Darü'l-Elhan)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Şubat 1914&lt;br /&gt; Anadolu'da Ermeni talepleri doğrultusunda ıslahatı öngören Osmanlı-Rus Antlaşması ("Muamele")&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Mayıs 1914&lt;br /&gt; III. Dönem Meslis-i Meb'usan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Haziran 1914&lt;br /&gt; Avusturya-Macaristan veliahdının Saraybosna'da öldürülmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Temmuz 1914&lt;br /&gt; Avusturya Macaristan'ın Sırbistan'a savaş ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Ağustos 1914&lt;br /&gt; Almanya'nın Rusya'ya savaş ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Ağustos 1914&lt;br /&gt; Meclis-i Meb'usan'ın süresiz tatili (IV. Ve son dönem meclis 12 Ocak 1920'de toplanacak ve 2 Nisan 1920'de İstanbul'un işgali üzerine dağıtılarak mebuslar sürgüne yollanacak)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Ağustos 1914&lt;br /&gt; Osmanlı Devleti ile Almanya arasında ittifak antlaşmasının imzalanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Ağustos 1914&lt;br /&gt; Almanya'nın Fransa'ya, İngiltere'nin Almanya'ya savaş ilanı : I. Cihan Savaşı'nın başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Ağustos 1914&lt;br /&gt; Alman savaş gemilerinin (Yavuz ve Midilli) Boğazlardan geçmelerine izin verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Eylül 1914&lt;br /&gt; 1 Ekim tarihinden geçerli olmak üzere kapitülasyonların kaldırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül 1914&lt;br /&gt; İnas Darü'l-Fünun'unun kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Eylül 1914&lt;br /&gt; İslah-ı Medaris Nizamnamesi'nin yayınlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ekim 1914&lt;br /&gt; Karadeniz'e açılan Osmanlı filosunun Rus limanlarını topa tutması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasım - Aralık 1914&lt;br /&gt; Enver Paşa kumandasındaki Osmanlı kuvvetlerinin Sarıkamış felaketi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Kasım 1914&lt;br /&gt; Rusya'nın Osmanlı Devleti'ne savaş ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Kasım 1914&lt;br /&gt; İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı Devleti'ne savaş ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Kasım 1914&lt;br /&gt; Osmanlı Devleti'nin İtilaf Devletleri'ne savaş ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Kasım 1914&lt;br /&gt; Cihad-ı Ekber ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Kasım 1914&lt;br /&gt; İnas Sanayi-I Nefise Mektebi'nin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Aralık 1914&lt;br /&gt; Mısır'ın İngiltere himayesinde bir "krallık" haline getirilmesi, Osmanlı Devleti'nin hukukuna son verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1915&lt;br /&gt; Evrak-ı nakdiyye çıkarılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1915&lt;br /&gt; Gümrük resmi oranının %30'a yükseltilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1915&lt;br /&gt; Mekteb-i Tıbbiye'nin Darü'l-Fünun'a bağlanarak bugünkü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne dönüşmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak - Şubat 1915&lt;br /&gt; Cemal Paşa kumandasındaki Osmanlı kuvvetlerinin Mısır seferi : Kanal hezimeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak - 18 Mart 1915&lt;br /&gt; Müttefiklerin Çanakkale Boğazı'nı geçmeye çalışması : Çanakkale Savaşları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Mayıs 1915&lt;br /&gt; Doğu Anadolu'da Ruslar'la işbirliği yapan Ermeni nüfusun iç bölgelere taşınması : Tehcir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1916&lt;br /&gt; Hicaz ve Mekke'nin kaybı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1916&lt;br /&gt; İzmit Dokuma Fabrikası'nın kapanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1916&lt;br /&gt; Tevhid-i Meskukat Kanunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1916&lt;br /&gt; Dar'ül-Hilafeti'l-Aliyye Medreseleri üstünde Medresetü'l-Mütehassısın adı altında bir ihtisas medresesi kurulması; İlk Musiki cemiyeti (Darü't-Talim-i Musiki)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1917&lt;br /&gt; Yıldırım Orduları Grubu'nun kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1917&lt;br /&gt; Irak ve Suriye cephelerinin çöküşü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1917&lt;br /&gt; Rusya'da Bolşevik ihtilalinin çıkması ve çarlığın sonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1917&lt;br /&gt; Cemaat mahkemelerinin kaza yetkisinin kaldırılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1917&lt;br /&gt; Hukuk-ı Aile Kararnamesi'nin kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Mart 1917&lt;br /&gt; Şer'iyye mahkemelerinin Adliye Nezaretine bağlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Nisan 1917&lt;br /&gt; Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşa iştiraki ve Almanya'ya savaş ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1918&lt;br /&gt; Şam Mekteb-i Tıbbiyesi'nin Beyrut'un işgali neticesinde kapanması; Gazi Ahmed Muhtar Paşa'nın ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Mart 1918&lt;br /&gt; Brest Litowsk Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Temmuz 1918&lt;br /&gt; Sultan Reşad'ın vefatı ve Vahdeddin'in tahta çıkması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Ekim 1918&lt;br /&gt; Bulgaristan'ın savaştan çekilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Ekim 1918&lt;br /&gt; Sadrazam Talat Paşa'nın istifası, Ahmed İzzet Paşa'nın sadareti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Ekim 1918&lt;br /&gt; Mondros Mütarekesi'nin imzalanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-4 Kasım 1918&lt;br /&gt; Almanya ve Avusturya'nın savaştan çekilmeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Kasım 1918&lt;br /&gt; İzzet Paşa'nın istifası ve Tevfik Paşa'nın sadareti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Kasım 1918&lt;br /&gt; İtilaf Devletlerinin İstanbul önlerine gelerek şehri teslim almaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1919&lt;br /&gt; Hukuk-ı Aile Kararnamesi'nin ilgası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1919&lt;br /&gt; İstanbul Darü'l-Fünun-un bir ıslahat programı ile Osmanlı Darü'l-Fünun-u adıyla yeniden canlandırılmaya çalışılması; Harbiye Mektebi'nin adının "Muhtelit Harbiye Mektebi" olması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Mart 1919&lt;br /&gt; 4 Mart 1919 Damat Ferid Paşa'nın sadareti: Hürriyet ve İtilaf Partisi'nin iktidara geçmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Mayıs 1919&lt;br /&gt; Yunanlılar'ın İzmir'i işgali ve Batı Anadolu'da ilerlemeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Mayıs 1919&lt;br /&gt; Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul Hükümeti tarafından Anadolu'ya gönderilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Temmuz 1919&lt;br /&gt; Erzurum Kongresi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Eylül 1919&lt;br /&gt; Sivas Kongresi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Ekim 1919&lt;br /&gt; Damat Ferid'in istifası ve Ali Rıza Paşa'nın sadareti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Ekim 1919&lt;br /&gt; Amasya Protokolü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Ekim 1919&lt;br /&gt; Çıkarılan yeni bir nizamname ile fakültelere "medrese" denmeye başlanması ve Darü'l-Fünun'un ilmi muhtariyeti haiz olduğunun tasdik edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Kasım 1919&lt;br /&gt; Misak-ı Milli : Milli gaye ve hedeflerin, milli sınırların belirlenerek ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1920&lt;br /&gt; Mektebi Harbiye'nin Ankara'da "Sunuf-ı Muhtelife Zabit Namzetleri Talimgahı" olarak açılması; İnas Darü'l-Fünun-un lağvedilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Mart 1920&lt;br /&gt; İtilaf işgal kuvvetlerinin İstanbul'daki resmi binalara girmeleri, meclisin dağıtılması ve kapanması, mebusların Anadolu'ya kaçmaları, ele geçenlerin İngilizler tarafından sürülmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Nisan 1920&lt;br /&gt; Ferid Paşa'nın sadareti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Mayıs 1920&lt;br /&gt; Ferid Paşa hükümetinin Mustafa Kemal'i idama mahkum etmesi ve askerlikten tardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Ağustos 1920&lt;br /&gt; İstanbul Hükümeti'nin Sevr Antlaşması'nı imzalanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-3 Aralık 1920&lt;br /&gt; Gümrü Antlaşması'nın imzalanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1921&lt;br /&gt; Edebiyat ve Fen Fakültelerinde karma eğitime geçilmesi; askeri ve mülki baytar mekteplerinin "Baytar Mekteb-i Alisi" adı altında birleştirilmesi; Salih Zeki'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Ocak - 12 Şubat 1921&lt;br /&gt; Londra Konferansı : Anadolu için söz söyleme hakkının Ankara Hükümeti'nde olduğunun tespiti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31 Mart 1921&lt;br /&gt; II. İnönü Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Eylül 1921&lt;br /&gt; Sakarya Meydan Savaşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Eylül 1921&lt;br /&gt; Fransa ile barış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1922&lt;br /&gt; Türk Diş Tabipleri Cemiyeti'nin kurulması; Hukuk ve Tıp Fakültelerinde karma öğretime geçilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Ağustos 1922&lt;br /&gt; Büyük Taarruz : işgalci Yunan kuvvetlerinin imhası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Ağustos 1922&lt;br /&gt; Büyük Zafer : Yunan Başkumandanı'nın esir edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Eylül 1922&lt;br /&gt; İzmir'in kurtuluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Ekim 1922&lt;br /&gt; Mudanya Mütarekesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Kasım 1922&lt;br /&gt; Saltanatın ilgası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Kasım 1922&lt;br /&gt; Sultan Vahdeddin'in yurtdışına çıkması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Kasım 1922&lt;br /&gt; Abdülmecid Efendi'nin halife olarak seçilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1923&lt;br /&gt; Birinci ilmi heyet'in Ankara'da toplanması; Darü'l-muallim'in Yüksek Muallim Mektebi adını alması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Temmuz 1923&lt;br /&gt; Lozan Barış Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Eylül 1923&lt;br /&gt; Mekteb-i Harbiye'nin Ankara'dan İstanbul'daki eski Harbiye binasına nakledilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Ekim 1923&lt;br /&gt; Ankara'nın başşehir olarak kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ekim 1923&lt;br /&gt; Cumhuriyet'in ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Mart 1924  Hilafetin ilgası ve Osmanlı hanedan mensuplarının yurtdışına çıkartılmaları&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-6027082073647723993?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/6027082073647723993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/6027082073647723993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/08/osmanli-tarihi-kronoloji-seri-vii-1900.html' title='OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ VII (1900-1924)'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-609363630892377967</id><published>2008-08-02T18:46:00.000+03:00</published><updated>2008-08-02T18:47:19.804+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TARİH'/><title type='text'>OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ VI (1800-1899)</title><content type='html'>1800&lt;br /&gt; Takvimlerin Jacques Cassini Zicine göre hazırlanmaya başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mart 1800&lt;br /&gt; Rus ve Osmanlı kuvvetlerinin Yedi Ada Cumhuriyeti'ni kurmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1801&lt;br /&gt; Kara Mühendishanesi hocalığına Hüseyin Rıfkı Tamani'nin getirilmesi; Gevrekzade Hafız Hasan Efendi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağustos 1801&lt;br /&gt; Mısır'ın tahliyesine dair mütareke&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1802&lt;br /&gt; Fransız ve İngiliz gemilerinin kendi bayrakları altında Karadeniz'e çıkmalarına müsaade edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1802&lt;br /&gt; Avrupa ile ticaret yapan Osmanlı gayri müslim tüccarına Avrupa devletleri tüccarı statüsünün tanınmasıyla "Avrupa tüccarı" denilen sınıfın ortaya çıkması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Haziran 1802&lt;br /&gt; Paris Antlaşması. Fransa ile barış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1803&lt;br /&gt; "Ayvalık İkonomos Akademisi'nin kurulması; "Kuruçeşme Rum Mektebi (Helleno Philosophical School)"nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şubat 1804&lt;br /&gt; Sırp isyanlarının başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1805&lt;br /&gt; Avrupa tarzında ilk hastane'nin Kasımpaşa'daki Tersane-I Amire'de açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1805&lt;br /&gt; Osmanlı Devleti'nin Napolyon'un "İmparator" unvanını tanıması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1805&lt;br /&gt; Tersane Hazinesi'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1805&lt;br /&gt; Beykoz Çuka ve Kağıt Fabrikası'nın faaliyete geçmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temmuz 1805&lt;br /&gt; Mehmed Ali Paşa'nın Mısır'a vali olarak tayini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1806&lt;br /&gt; Nizam-ı Cedid'in başarısızlığı ve gerilemesi. İkinci Edirne Vak'ası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1806&lt;br /&gt; Osmanlı-Rus Savaşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1806&lt;br /&gt; III. Selim'in Mühendishan-i Berri-i Hümayun kanunnamesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak 1806&lt;br /&gt; Tersane Tıbbiyesi'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim 1806&lt;br /&gt; Memleketeyn 'in Rusya tarafından işgal edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1807&lt;br /&gt; Vehhabi isyanının had safhaya varması. Haccın engellenmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Şubat 1807&lt;br /&gt; İngiltere'nin Rusya'nın yanında Osmanlı savaşına iştiraki ve İngiliz filosunun İstanbul önlerine gelmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mart - Eylül 1807&lt;br /&gt; İngiliz filosunun İskenderiye'ye saldırması ve Mehmed Ali tarafından mağlup edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Mayıs 1807&lt;br /&gt; Nizam-ı Cedid'e karşı ayaklanma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Mayıs 1807&lt;br /&gt; III. Selim'in tahttan indirilmesi ve Nizam-ı Cedid'in ilgası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Mayıs 1807 - 28 Temmuz 1808&lt;br /&gt; IV. Mustafa devri. Siyasi istikrarsızlıklar ve darbeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1808&lt;br /&gt; Mustafa Rakım'ın celi sülüs ve tuğra'ya yeni üslubunu getirişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Temmuz 1808&lt;br /&gt; Alemdar Mustafa Paşa'nın müdahalesi, IV. Mustafa'nın tahttan indirilmesi, III. Selim'in katli, II. Mahmud'un tahta çıkması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Temmuz 1808 - 16 Kasım 1808&lt;br /&gt; Alemdar'ın kısa süren sadareti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Eylül 1808&lt;br /&gt; Sened-i İttifak : Devletin ayanlarla uzlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15-16 Kasım 1808&lt;br /&gt; Yeniçeri Ayaklanması : Alemdarın Sonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Ocak 1809&lt;br /&gt; İngiltere ile süren savaşın sonu : Kal'a-i Sultaniyye Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1810&lt;br /&gt; II. Mahmud devrinde beşlik "cihadiyye"lerin basılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1810&lt;br /&gt; İzmir Jimnasium'unun kurulması; Yesarizade Mustafa İzzet'in ta'lik'e son şeklini verişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1812&lt;br /&gt; Vehhabi ayaklanmasının Mehmed Ali Paşa tarafından bastırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1812&lt;br /&gt; Fransız postalarının ilk kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Mayıs 1812&lt;br /&gt; Rus Savaşı'nın sonu : Bükreş Antlaşması, Sırbistan'a özerklik verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1816&lt;br /&gt; Miloş Obronoviç'in "başknez" olarak tanınması ve Sırbistan'ın özerliğinin temini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1817&lt;br /&gt; Hüseyin Rıfkı Tamani'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şubat - Mart 1821&lt;br /&gt; Eflak ve Mora'da Rum isyanlarının başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1823&lt;br /&gt; Avrupa ile ticaretin Türk gemileriyle yapılmasına teşebbüs edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1824&lt;br /&gt; Rum ayaklanmasını bastırmak üzere Mısır kuvvetlerinin çağrılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1824&lt;br /&gt; Fatih Külliyesi'ndeki Darü'ş-Şifa'nın yıkılması; Sultan II. Mahmud'un Talim-i sıbyan adı ile ferman yayınlaması; St. Pierre mektebinin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1826&lt;br /&gt; İhtisab müessesesinin düzenlenmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1826&lt;br /&gt; Şinasi'nin doğumu; Mustafa Rakım'ın İstanbul'da vefatı; Ermeni ustalara Nakkaşlık hakkının verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Haziran 1826&lt;br /&gt; Yeniçeri Ocağı'nın ortadan kaldırılması, Asakir-i Mansure-i Muhammediyye'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Ekim 1826&lt;br /&gt; Rusya ile Akkerman Antlaşması'nın akdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1827&lt;br /&gt; Osmanlılar'ın İngiliz yapısı ilk buharlı gemiye sahip olmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1827&lt;br /&gt; Tıphane-i Amire'nin kurulması; İlk "Marş-ı Sultani" bestesi (G. Donizetti, II. Mahmud'a)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1827&lt;br /&gt; Mukataa Hazinesi'nin Hazine-i Amire'den ayrılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Nisan 1827&lt;br /&gt; İngiltere ile Rusya arasında Yunanistan'ın bağımsızlığına dair Petersburg Protokolü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temmuz 1827&lt;br /&gt; Mısır kuvvetlerinin Rum isyanını bastırmaları, Atina'nın teslimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Kasım 1827&lt;br /&gt; Navarin saldırısı : Osmanlı-Mısır donanmasının yakılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Nisan 1828&lt;br /&gt; Rusya'nın savaş ilan etmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1829&lt;br /&gt; Ziya Paşa'nın doğumu; Mahmud Celaleddin'in İstanbul'da vefatı; Şevki Efendi'nin İstanbul'da doğuşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1829&lt;br /&gt; Deli Teşkilatının kaldırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Eylül 1829&lt;br /&gt; Edirne Barışı : Yunanistan'ın bağımsızlığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1830&lt;br /&gt; Mühendishane-i Bahri'nin Heybeliada'daki kışlaya taşınması; İshak Efendi'nin Mühendishane başhocalığına getirilmesi; Avrupa'ya talebe gönderilmeye başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1830&lt;br /&gt; Tiftik keçisinin Güney Afrika'da yetiştirilmeye başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1830&lt;br /&gt; Katolik ermeni cemaatinin ve kilisesinin resmen tanınması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1830-1831&lt;br /&gt; Nüfus sayımları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Temmuz 1830&lt;br /&gt; Fransızlar'ın Cezayir'e saldırmaları ve ele geçirmeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1831&lt;br /&gt; İlk saray konservatuarı (Mızıka-i Hümayun ve Saray Harem Orkestrası)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1831&lt;br /&gt; Timarların kaldırılması (müessese sembolik olarak daha uzun süre devam etti)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1831-1834&lt;br /&gt; İshak Efendi'nin dört ciltilik Mecmua-i Ulum-ı Riyaziye adlı eserinin basılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Kasım 1831&lt;br /&gt; İlk gazete Takvim-i Vekayi'nin neşri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1832&lt;br /&gt; Tıphane-i Amire'nin Şehzadebaşı'ndan Cerrahhane'nin bulunduğu binaya nakledilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1832&lt;br /&gt; Memuriyette, ilmiyye ve mülkiyyede rütbelerin yatayına eşitlenip derece ve elkabın (titulature) tesbiti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1832&lt;br /&gt; Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa'nın isyanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1832&lt;br /&gt; İstanbul-İzmit "posta yolu" nun yapımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1832&lt;br /&gt; İngiliz postalarının kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ocak 1832&lt;br /&gt; Topkapı Sarayı'na bitişik Gülhane bahçesinde mevcut binalarda Cerrahhane-i Amire'nin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Aralık 1832&lt;br /&gt; Mısır kuvvetlerinin Konya'da Osmanlı ordusunu yenmeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1833&lt;br /&gt; Feshanenin kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Şubat 1833&lt;br /&gt; Mısır kuvvetlerinin Kütahya'ya kadar ilerlemeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Nisan 1833&lt;br /&gt; Rus kuvvetlerinin yardım amacı ile Beykoz'a asker çıkartmaları ve Rus filosunun İstanbul'a gelmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayıs 1833&lt;br /&gt; Mehmed Ali'nin uzlaşmaya zorlanması : Kütahya Sözleşmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Temmuz 1833&lt;br /&gt; Mehmed Ali Paşaya karşı Osmanlı-Rus ittifakı : Hünkar İskelesi Antlaşması, Boğazlar'ın diğer devletlere kapatılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Eylül 1833&lt;br /&gt; Münchengraetz Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1834&lt;br /&gt; Maçka Kışlası'nda, Mekteb-i Harbiye'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1834&lt;br /&gt; Mukataat Hazinesi'nin isminin "Mansure Hazinesi" olarak değiştirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1835&lt;br /&gt; Hazine-i Amire ile darphanenin birleştirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1835-1845&lt;br /&gt; İlk halk konserleri [Tanburi Aleksan Efendi (1815-1864) İstanbul Süleymanpaşa Hanı'ndaki kahvede]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1836&lt;br /&gt; Başhoca İshak Efendi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1836&lt;br /&gt; İslimye Çuka Fabrikası'nın devlet tarafından işletilmeye başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Mart 1836&lt;br /&gt; Umur-ı Hariciye Nezareti'nin kurulması (hatt-ı hümayun tarihi 23 Zilkaade 1251)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1836&lt;br /&gt; Başhoca İshak Efendi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1836&lt;br /&gt; İslimye Çuka Fabrikası'nın devlet tarafından işletilmeye başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Mart 1836&lt;br /&gt; Umur-ı Hariciye Nezareti'nin kurulması (hatt-ı hümayun tarihi 23 Zilkaade 1251)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Kasım 1837&lt;br /&gt; Osmanlı yapımı "Eser-i Hayr" adlı buharlı geminin denize indirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1838&lt;br /&gt; Mekteb-i Adli'nin açılması; Üsküdar'da Cemaran adlı Ermeni yatılı yüksek okulunun kurulması; Müderrishane-i Bahri'nin Tersane'deki yeni binasına nakledilmesi; Sultan II. Mahmud'un ilk öğretim alanında yeni bir teşebbüse girişmesi; Sami Efendi'nin İstanbul'da doğuşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1838&lt;br /&gt; Maliye Nezareti'nin kurulması ve Hazine-i Amire'nin darphaneden ayrılıp Mansure Hazinesi'yle birleştirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1838&lt;br /&gt; Defterdarlığın Maliye Nazırlığı'na çevrilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Mart 1838&lt;br /&gt; Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliyyenin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Ağustos 1838&lt;br /&gt; İngiliz tüccarına geniş imkanlar tanıyan Balta Limanı Ticaret Muahedesi'nin imzalanması. Bu muahede ile gümrük resmi oranının ihracatta %12, ithalatta %5 olarak tesbiti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1839&lt;br /&gt; "Kaime-i mutebere-i nakdiyye"nin çıkarılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1839&lt;br /&gt; Ali Süavi'nin doğumu; Mekatib-i Rüşdiye Nezareti'nin kurulması; Mekteb-i Tıbbiye'nin Galatasaray'daki yeni binasına taşınması ve mektebin adının Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane olarak değiştirilmesi; Mekteb-i Ulum-ı Edebiye'nin açılması; Notre Dame de Sion Kız Lisesi'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1839-1844&lt;br /&gt; Dr. Bernard'ın Mekteb-i Tıbbiye nazırlığı dönemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1839-1845&lt;br /&gt; Mekteb-i Fenn-i Nücum'un faaliyet dönemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Haziran 1839&lt;br /&gt; Mehmed Ali ile savaşın tekrar başlaması, Osmanlı kuvvetlerinin Nizip mağlubiyeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Temmuz 1839&lt;br /&gt; II. Mahmud'un vefatı üzerine Abdülmecid'in tahta çıkması, Osmanlı donanmasının Mehmed Ali'ye teslimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Kasım 1839&lt;br /&gt; Tanzimat Fermanı'nın ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Mayıs 1840&lt;br /&gt; Ceza Kanunname-i Hümayunu'nun Fransa'dan mülhem bir biçimde düzenlenmesi ve kabulü (14 Temmuz 1851'de bu kanun, kanun-u cedid olarak tadilatla yeniden yürülüğe girer)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1840&lt;br /&gt; Gayri müslim tebaadan Avrupa'ya talebe gönderilmeye başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1840&lt;br /&gt; Tanzimat'ın tatbik edildiği yerlerde temettü vergisi konulma kararı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1840&lt;br /&gt; Bütün hazinelerin Maliye Hazinesi'ne katılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1840&lt;br /&gt; Posta Nezareti'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Aralık 1840&lt;br /&gt; Namık Kemal'in doğumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1841&lt;br /&gt; Lübnan olayları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1841-1906&lt;br /&gt; Ahmed Ali Paşa'nın doğumu. (ressam)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Mayıs 1841&lt;br /&gt; İngiltere'nin yardımıyla Mısır meslesinin halli, Mısır'ın veraset usulü ile Mehmed Ali Paşa'ya bırakılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Temmuz 1841&lt;br /&gt; Londra Boğazlar Mukavelenamesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1842&lt;br /&gt; Askeri Baytar Mektebi'nin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1842-1910&lt;br /&gt; Osman Hamdi (ressam, eğitimci, müzeci, arkeolog)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1843&lt;br /&gt; Hereke Fabrikası'nın kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1843&lt;br /&gt; Zeytinburnu Demir Fabrikası inşaatına başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1843&lt;br /&gt; Muhdes kara gümrüklerinin kaldırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1843&lt;br /&gt; Feshane'ye çuka dokuma tezgahlarının ilavesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Şubat 1844&lt;br /&gt; Tashih-i sikke&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1844&lt;br /&gt; Feshane'de buhar makinelerinin kullanılmaya başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1845&lt;br /&gt; İzmir'de su kuvvetiyle çalışan kağıt fabrikasının kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1845&lt;br /&gt; Bahriye Mektebi'nin Heybeliada'daki binasına taşınması; Kadı yetiştirmek için Süleymaniye'de "Muallimhane-i Nüvvab" medresesinin kurulması; Rüşdiyelerin Darü'l-fünun'a öğrenci yetiştiren orta dereceli mektepler olarak kabul edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak 1845&lt;br /&gt; Sultan Abdülmecid'in Meclis-i Vala'yı ziyareti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Mart 1845&lt;br /&gt; Meclis-i Muvakkat'ın (Geçici Maarif Meclisi) çalışmalarına başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Nisan 1845&lt;br /&gt; Polis (zabıta) teşkilatının kuruluşu (12 Rebiülevvel 1261 tarihli nizamname)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1846&lt;br /&gt; Meclis-i Maarif-i Umumiye kurulması; Mekatib-i Umumiye Nezareti'nin kurulması; Başhoca Seyyid Ali Paşa'nın ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1846&lt;br /&gt; Rus Ticaret Muahedesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Şubat 1846&lt;br /&gt; Zabtiye müşiriyetinin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;##############&lt;br /&gt; Darü'l-Fünun kurmada ilk teşebbüs&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1847&lt;br /&gt; Timarlı Sipahi Teşkilatı'nın ilgası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1847&lt;br /&gt; Telgrafın Beylerbeyi Sarayı'nda denenmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1847&lt;br /&gt; Dersaadet Bankası'nın kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1847&lt;br /&gt; İstanbul'da ilk piyano resitali (Liszt Abdülmecid'e Donizetti'nin Mecidiye Marşı'nı çalıyor); Yeşilköy'de bulunan Ayamama Çiftliğinin ziraat talimhanesi şekline getirilerek ilk pamuk ziaati uygulama eğitiminin burada verilmeye başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mart 1847&lt;br /&gt; Recaizade Ekrem'in doğumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1848&lt;br /&gt; Avrupa'da liberal ihtilaller : Polonya ve Macaristan'da milliyetçi ayaklanmalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1848&lt;br /&gt; Protestan Ermeni cemaatinin ve kilisesinin resmen tanınması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1848&lt;br /&gt; İstanbul'da ilk Sanayi Mektebi'nin kurulmasına teşebbüs edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Mart 1848&lt;br /&gt; İstanbul'da Darü'l-Muallimin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Kasım 1848&lt;br /&gt; Osmanlı yapımı ilk demir vapurun denize indirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1849&lt;br /&gt; Veteriner öğretim faaliyetlerine başlanması; Yesarizade Mustafa İzzet'in İstanbul'da vefatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1850&lt;br /&gt; 1847'den geçerli sayılmak üzere gümrük resimlerine esas teşkil eden mal fiyatlarında ithalatta %20, ihracatta %16 indirim yapıldıktan sonra gümrük resimlerinin tesbit edilmesi kararı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1850&lt;br /&gt; Ticaret Kanunname-i Hümayunu'nun kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1850&lt;br /&gt; İlk faizsiz kaimenin çıkarılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1850&lt;br /&gt; Muallim Naci'nin doğumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Mart 1850&lt;br /&gt; Darü'l-Maarif'in öğrenime başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1851&lt;br /&gt; Ceza Kanunname-i Hümayunu'nun kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1851&lt;br /&gt; Londra Sergisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1851&lt;br /&gt; Akademik karakterde ilk ilmi dernek olan Encümen-i Daniş'in açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Temmuz 1851&lt;br /&gt; Encümen-i Daniş'in kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1852&lt;br /&gt; Abdülhak Hamid'in doğumu; İstanbul Şark Cemiyetinin (Societe Orientale de Constantinople) kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1853&lt;br /&gt; "Mukaddes yerler" meselesi, Rusya'nın tazyikleri ve Kırım Savaşı'nın patlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1853&lt;br /&gt; İstanbul'da I. Abdülmecid tarafından Dolmabahçe Sarayı'nın inşa ettirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1854&lt;br /&gt; İlk dış istikraz : Borçlanma devrinin ve alışkanlığının başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1854&lt;br /&gt; Meclis-i Vala'nın "Meclis-i Ali-yi Tanzimat" ve "Meclis-i Ahkam-ı Adliye'ye" ayrılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1854&lt;br /&gt; İhtisab teşkilatının lağvı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Mart 1854&lt;br /&gt; Rusya'ya karşı İngiltere ve Fransa ile ittifak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1855&lt;br /&gt; Piyanonun yüksek sosyeteye geçişi [Leyla (Saz) Hanım'ın babası Hekimbaşı İsmail Paşa'nın köşküne İtalya'dan getirtilen]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1855&lt;br /&gt; Gayri müslimlerden alınan "cizye"nin kaldırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1855&lt;br /&gt; Paris Sergisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Ağustos 1855&lt;br /&gt; İstanbul'da Şehremanetinin kurulması (modern belediye idarelerinin başlangıcı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Eylül 1855&lt;br /&gt; Osmanlı İmparatorluğu'nda telgrafın hizmete girmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Kasım 1855&lt;br /&gt; Et ve Ekmek dışında hemen bütün maddelerden narhın kaldırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1856&lt;br /&gt; Rusya'nın Asya'da Türk illeri istikametinde fetihlere başlamasının şartlarının oluşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1856&lt;br /&gt; Bank-ı Osmani'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1856&lt;br /&gt; Arap alfabesinin Mors alfabesine uyarlanmasıyla telgrafların Türkçe olarak çekilmeye başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1856&lt;br /&gt; Islahat Fermanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1856-1860&lt;br /&gt; Köstence-Çernevo'da demiryolu hattının yapımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1856-1866&lt;br /&gt; İzmir-Aydın demiryolu hattının yapımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Şubat 1856&lt;br /&gt; İstanbul Tıp Cemiyeti'nin (Societe Medicale de Constantinople) kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Şubat 1856&lt;br /&gt; Islahat Fermanı'nın ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Mart 1856&lt;br /&gt; Paris Barış Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Mart 1856&lt;br /&gt; Rusya'nın bozguna uğraması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Mart 1856&lt;br /&gt; Karadeniz'in tarafsız ve silahsız bir hale getirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Mayıs 1856&lt;br /&gt; İstanbul Tıp Cemiyeti'ne Şahane ünvanının verilmesi ve cemiyetin adının, Cemiyet-i Tıbbiye-i Şahane olarak değişmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1857&lt;br /&gt; Orman Mektebi açılması hususunda ilk teşebbüs&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1857&lt;br /&gt; Cidde olayları ve İngiliz kuvvetlerinin, müslim-gayri müslim çatışmalarına müdahalesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1857&lt;br /&gt; Gümrük resminin, eşyanın vardığı değil çıktığı yerde alınması usulünü getiren Mahrec Nizamnamesi'nin yayımlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1857-1862&lt;br /&gt; Beyrut - Şam şosesinin yapımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Mart 1857&lt;br /&gt; Maarif-i Umumiyye Nezareti'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Kasım 1857&lt;br /&gt; Paris'te Mekteb-i Osmani adında bir Osmanlı mektebinin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1858&lt;br /&gt; Ceza Kanunname-i Hümayunu'nun kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1858&lt;br /&gt; Kız rüşdiye mekteplerinin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1858&lt;br /&gt; Kaimelerin iptali için dış istikraz yapılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1858-1859&lt;br /&gt; Emlak, arazi ve temettü vergilerinin ayrılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Haziran 1858&lt;br /&gt; Arazi Kanunnamesi'nin kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Haziran 1858&lt;br /&gt; Beyoğlu ve Galata'da kurulacak Altıncı Daire-i Belediyye'nin nizamname-yi umumisi (ilk örnek belediye)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1859&lt;br /&gt; Kaimelerin piyasadan toplanabilmesi için "iane-i umumiyye" toplanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1859&lt;br /&gt; Fransızca'dan yapılan ilk şiir tercümesi risalesi, Şinasi'nin Tercüme-i Manzume'sinin neşri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Şubat 1859&lt;br /&gt; Mekteb-i Mülkiyye'nin kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1860&lt;br /&gt; Ticaret mahkemelerinin kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1860&lt;br /&gt; İlk basılı yerli tiyatro, Şinasi'nin Şair Evlenmesi'nin tefrika edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1860-1861&lt;br /&gt; Lübnan ve Suriye Olayları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1860-1861&lt;br /&gt; Lübnan'ın imtiyazlı bir eyalet haline getirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Ekim 1860&lt;br /&gt; Tercüman-ı Ahval gazetesinin yayına başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1861&lt;br /&gt; Abdülmecid'in vefatı ve Abdülaziz'in tahta çıkması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1861&lt;br /&gt; Cemiyet-i İlmiyye-i Osmaniye'nin kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1861&lt;br /&gt; Usul-i Muhakemat-ı Ticaret Nizamnamesi'nin kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1861-1866&lt;br /&gt; Rusçuk - Varna demiryolu hattının yapımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Haziran 1861&lt;br /&gt; Cebel-i Lübnan mutasarrıflığı'nın hususi statüsünün tesbiti ve Cebel-i Lübnan nizamnamesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Haziran 1861&lt;br /&gt; David Paşa'nın Lübnan'a vali olarak atanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Nisan 1861&lt;br /&gt; Fransız ve İngilizler'le Kanlıca Ticaret muahedelerinin yapılması. Bu muahede dış ticarette gümrük resmi oranının %8'e yükseltilmesi ve esnaflıkta inhisar sisteminin kaldırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1862&lt;br /&gt; Tuna vilayetinin kuruluşu ve Mithad Paşa'nın vali olarak tayini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1862&lt;br /&gt; Gümrük resimlerine esas teşkil eden mal fiyatlarında %10 indirim yapıldıktan sonra gümrük resmi alınmaya başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1862&lt;br /&gt; Kaimelerin piyasadan tamamıyla toplanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1862&lt;br /&gt; Altının değerinin 100 kuruş olarak tesbiti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1862&lt;br /&gt; Roman türünde Batıdan yapılan ilk tercüme, Fenelon'dan Tercüme-I Telemak'ın Yusuf Kamil Paşa tarafından yayınlanması; Cemiyet-I Tıbbiye-i Osmaniye'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1862&lt;br /&gt; Mahrec-i Aklam'ın kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Temmuz 1862&lt;br /&gt; Mekteb-i Maarif-i Adliye'nin, "Mekteb-i Aklam" adı altında yeni bir şekle sokulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Ekim 1862&lt;br /&gt; Islah-ı Sanayi Komisyonu'nun teşkil edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1863&lt;br /&gt; Abdülaziz'in Mısır'a seyahati&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1863&lt;br /&gt; Mithad Paşa tarafından Niş'te ilk Islahhane'nin (sonraki yıllarda Sanayi Mektebi) kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1863&lt;br /&gt; İstanbul Eczacılık Cemiyeti'nin (Societe de Constantinople) kurulması; Protestan Robert Koleji'nin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1863&lt;br /&gt; Menafi Sandığı'nın kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1863&lt;br /&gt; Mektuplara pul yapıştırılmaya başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1863&lt;br /&gt; Ticaret-i Bahriyye Kanunnamesi'nin kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Ocak 1863&lt;br /&gt; Darü'l-Fünun'da, halka açık serbest konferans şeklinde derslere başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Şubat 1863&lt;br /&gt; Sultanahmet Sergisi'nin (Sergi-i Umumi) açılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1864&lt;br /&gt; Mekatib-i Sıbyan-ı Müslime Komisyonu'nun kurulması; Mekteb-i Harbiye dahilinde Erkan-ı Harp sınıfının açılması; Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye'nin (Darü'ş-Şafaka) kurulması; Saint Joseph okulunun kurulması; İlk basılmış nazariyat kitabı (Haşim Bey'in Mecmu'atü'l-Makamat'ı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1864&lt;br /&gt; İyonya adalarının (Yedi Ada Cumhuriyeti'ni oluşturan adalar) İngiltere tarafından Yunanistan'a verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1864&lt;br /&gt; Karadan Hindistan'ı Avrupa'ya bağlayan telgraf hattının tamamlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1864&lt;br /&gt; Islah-ı Sanayi Komisyonu'nun kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1864&lt;br /&gt; Nizamiye mahkemelerinin kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1864-1876&lt;br /&gt; Paris'e talebe gönderilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Ekim 1864&lt;br /&gt; Vilayet Nizamnamesi'nin kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1865&lt;br /&gt; Müstakil Romen kilisesinin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1865&lt;br /&gt; İstanbul Birinci Şehir Postası'nın kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1865&lt;br /&gt; Darü'l-Fünun binasının inşasının tamamlanması ve Maliye Nezareti'ne tahsis edilmesi; Mekteb-i Tıbbiye'nin nazırlığına Cemaleddin Efendi'nin getirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül 1865&lt;br /&gt; Mekteb-i Osmani'nin lağvedilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1866&lt;br /&gt; Girit isyanları , Yunanistan ile birleşme faaliyetleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1866&lt;br /&gt; Tezkire türünün son örneği olan Hatimetü'l-Eş'ar'ı yazan Fatih'in ölümü; Halid Ziya'nın doğumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1866&lt;br /&gt; Mısır veraset usulünün değiştirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1866&lt;br /&gt; Ahmed Süreyya Emin Bey'in modelini hazırladığı seri ateşli topla Osmanlılar'ın topçulukta hamle yapması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1866&lt;br /&gt; Simkeşler Şirketi'nin kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1866&lt;br /&gt; Dahilde sarfedilecek malların rayiç fiyatından %10 indirim yapıldıktan sonra gümrük resimlerinin tesbit edilmesi kararı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1866-1867&lt;br /&gt; Avusturya'nın Prusya karşısında mağlup olması ve Macaristan ile eşit bir birlik kurması : Avusturya-Macaristan İmparatorluğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1867&lt;br /&gt; Sırbistan'daki son Osmanlı askeri temsiliyetinin ortadan kaldırılması, Sırp kalelerinin tahliyesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1867&lt;br /&gt; Rüşdiyelere gayri müslim talebe alınmaya başlanması; Beyrut Amerikan Üniversitesi'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1867&lt;br /&gt; Mısır Valisi İsmail Paşa'nın "hıdiv" olması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1867&lt;br /&gt; Genç Osmanlılar'ın Avrupa'ya kaçmaya başlamaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1867&lt;br /&gt; Yabancılara mülk edinme hakkının verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1867&lt;br /&gt; Bahriye Nezareti'nin Kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1867&lt;br /&gt; Saraçlar Şirketi'nin kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1867&lt;br /&gt; Menafi Sandığı'nın bütün vilayet ve sancak merkezlerine yayılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1867-1876&lt;br /&gt; İzmir Rıhtımı'nın inşası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Şubat 1867&lt;br /&gt; Eğitim sahasında Fransız notasının verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Haziran 1867&lt;br /&gt; Mısır'a hıdivlik statüsünün verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Haziran 1867&lt;br /&gt; Sultan Abdülaziz'in Avrupa seyahati&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1868&lt;br /&gt; Ali Paşa'nın Girit isyanlarını teskin etmesi ve Girit'e özerk bir statü verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1868&lt;br /&gt; Galatasaray Sultanisi'nin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1868&lt;br /&gt; İstanbul Emniyet Sandığı'nın kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1868&lt;br /&gt; Demirciler ve Dökümcüler şirketlerinin kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1868&lt;br /&gt; Yunan postasının kapatılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1868&lt;br /&gt; Feshane'nin modern bir dokuma fabrikası haline getirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1868&lt;br /&gt; Darü'l-Muallimin-i Sıbyan'nın açılması; Mekteb-i Hiref ve Sanayi'nin kurulması; Sanayi Mektebi'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mart 1868&lt;br /&gt; Adliye Nezareti'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Nisan 1868&lt;br /&gt; Şura-yı Devlet'in teşekkülü ve Divan-ı Ahkam-ı Adliyye'nin ayrı bir temyiz organı olarak ayrılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Eylül 1868&lt;br /&gt; Mekteb-i Sultani'nin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1869&lt;br /&gt; Süveyş Kanalı'nın açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1869&lt;br /&gt; Osmanlı Ordusu'nun Nizamiye, Redif ve Mustahfız diye üç bölüme ayrılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1869&lt;br /&gt; Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye'nin ilk kitabının kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1869&lt;br /&gt; Mekteb-i Harbiye dahilinde bir Baytar sınıfının açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Nisan 1869&lt;br /&gt; İkinci Darü'l-Fünun binasının inşasının tamamlanması ve Darü'l-Fünun-ı Osmani'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Ağustos 1869&lt;br /&gt; Turuk Nizamnamesi'nin kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Eylül 1869&lt;br /&gt; Maarif-i Umumiyye Nizamnamesi ile ilk ve orta tedrisatın düzenlenmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim 1869&lt;br /&gt; Darü'l-Fünun-ı Osmani'de talebe kaydına başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1870&lt;br /&gt; Müstakil Bulgar kilisesinin kurulması ve Bulgarlar'ın Rum Patrikhanesi'nin nüfuzundan çıkmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1870&lt;br /&gt; Fransa'nın, Almanya ve Prusya Savaşı'nda ağır mağlubiyet alması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1870&lt;br /&gt; Cenab Şehabeddin'in doğumu; Batılı tarzda ilk roman hikaye türünde, Ahmed Midhat'ın Su-i Zan-Esaret adlı kitabının neşri; Mühendishane'nin Maçka Harbiye Mektebi içerisinde topçu ve istihkam sınıflarında eğitim faaliyetlerine devam etmesi; Sıbyan mekteblerinin ıslahı ve iptidai adı altında yeni mekteplerin açılması; Darü'l-Fünun'ı Osmani'yi teşkil eden şubeler arasında "İlm-i hukuk" şubesinin de yer alması; Tıp eğitiminin Türkçe yapılmaya başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1870&lt;br /&gt; Karadeniz'in tekrar silahlandırılması ve Rusya'nın Paris Antlaşması'nın hükümlerini tanımaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1870&lt;br /&gt; Darülfünunun açılması teşebbüsü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1870-1927&lt;br /&gt; Kemaledin Bey (mimar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Şubat 1870&lt;br /&gt; Darü'l-Fünun-ı Osmani'nin büyük bir merasimle açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Nisan 1870&lt;br /&gt; Darü'l-Muallimat'ın açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Temmuz 1870&lt;br /&gt; Kavanin ve Nizamat Dershanesi'nin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim 1870&lt;br /&gt; Darü'l-Fünun müdürü Tahsin Efendi'nin umuma açık konferanslar (ders-I'am) tertip etmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1871&lt;br /&gt; Sadrazam Ali Paşa'nın vefatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1871&lt;br /&gt; Saint-Esprit okulunun kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1871&lt;br /&gt; Abdülaziz'in şahsi idaresinin artması, Mahmud Nedim Paşa sadareti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1871&lt;br /&gt; Dersaadet Tahvilat Borsası Nizamnamesi'nin yayımlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1871&lt;br /&gt; Posta ve Telgraf nezaretlerinin birleştirilmesi ve İkinci Posta Nizamnamesi'nin neşri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Ocak 1871&lt;br /&gt; İdare-yi Umumiyye-i Vilayat Nizamnamesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Eylül 1871&lt;br /&gt; Şinasi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1872&lt;br /&gt; Emniyet Sandığı'nın şubelerinin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1872&lt;br /&gt; Darü'l-Maarif idadisinin kurulması; Maadin Mektebinin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1873&lt;br /&gt; Meclis-i Tetkikat-ı Şer'iyye'nin kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1873&lt;br /&gt; Mehmed Akif'in doğumu; Türkçe ilk modern tıp lugatı olan Lügat-ı Tıbbiye'nin neşredilmesi; Sava Paşa'nın yeni bir Darü'l-Fünun kurmakla görevlendirilmesi; Darü'l-Fünun-ı Osmani'nin kapanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haziran 1873&lt;br /&gt; Mekteb-i Sultani'nin, Gülhane Bahçesi'ndeki Saray'a bitişik binalara nakledilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1874&lt;br /&gt; Rusya'nın kışkırtmaları ve Panislavist faaliyetlerin artması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1874&lt;br /&gt; Hukuk Mektebi, Mülkiye Mühendis Mektebi ve Edebiyat Mektebi'nden oluşan Darü'l-Fünun-ı Sultani'nin açılması; İstanbul Darü'l-Muallimi'nin açılması; İlk basılmış nota (Notacı Emin Efendi, 1845-1907)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1874&lt;br /&gt; Kara gümrüklerinin lağvı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1874&lt;br /&gt; Islah-ı Sanayi Komisyonu faaliyetinin durdurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1874-1875&lt;br /&gt; Darü'l-Fünun-ı Sultani'nin eğitime başlaması; Osmanlı İmparatorluğu'nda sivil mühendislik eğitiminin başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1875&lt;br /&gt; Bosna-Hersek isyanları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1875&lt;br /&gt; Askeri rüşdiye mekteplerinin açılması; Mora Yenişehir İdadisi'nin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1876&lt;br /&gt; Bulgar isyanları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1876&lt;br /&gt; Karadağ'ın Osmanlı Devleti'ne savaş ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1876&lt;br /&gt; Abdülaziz'in tahttan indirilmesi, V. Murad'ın tahta çıkması, hal'i ve Abdülhamid'in cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1876&lt;br /&gt; Meşrutiyet'in ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1876&lt;br /&gt; İstanbul'da Balkan krizini görüşmek üzere internasyonal bir konferansın toplanması : Tersane Konferansı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1876&lt;br /&gt; İstikrazların mürettebat ödemelerinin durdurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1876&lt;br /&gt; Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye'nin son kitabının kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1876&lt;br /&gt; Edebi roman hüviyetinde ilk eser olan, Namık Kemal'in İntibahı'nın neşri; İzmir ve Manastır'da yaıtılı idadiler açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Mart 1876&lt;br /&gt; Ziya Gökalp'in doğumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Aralık 1876&lt;br /&gt; I. Meşrutiyet'in (Kanun-ı Esasi) ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1877&lt;br /&gt; Rusya'nın tecavüzü ve Osmanlı-Rus Savaşı'nın başlaması: Balkanlar'ın ve Doğu Anadolu'nun Rus işgaline uğraması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1877&lt;br /&gt; Mahrec-i Aklam'ın Mekteb-i Mülkiye'nin idadi sınıflarıyla birleştirilmek suretiyle kaldırılması; Mekteb-i Tıbbiye'nin tekrar Gülhane'ye nakledilmesi; Fenn-i Resim ve Mimari Mektebi'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1877-1878&lt;br /&gt; Darü'l-Fünun ve Mekteb-i Sultani'nin bir yıl eğitime ara vermesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 Mart 1877&lt;br /&gt; İlk Meclis-i Meb'usan'ın içtimaı (o yılın 28 Haziran'ına kadar çalışır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Eylül 1877&lt;br /&gt; Dersaadet Belediye Kanunu (Meclis-i Mebusan'da müzakere edilerek kabul edilir)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Ekim 1877&lt;br /&gt; Vilayet Belediye Kanunu'nun kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Aralık 1877&lt;br /&gt; Meclis-i Meb'usan'ın süresiz tatili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1878&lt;br /&gt; Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları imzalanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1878&lt;br /&gt; Sırbistan, Karadağ ve Romanya'nın müstakil birer devlet olmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1878&lt;br /&gt; Bulgaristan Prensliği'nin ortaya çıkması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1878&lt;br /&gt; Ermeni meselesinin zuhuru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1878&lt;br /&gt; Ali Suavi'nin öldürülmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1878&lt;br /&gt; Kıbrıs'ın İngiltere tarafından ele geçirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1878&lt;br /&gt; Bosna ve Hersek'in Avusturya-Macaristan'ın işgal ve idaresine terki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1878&lt;br /&gt; Makedonya meselesinin ortaya çıkması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Şubat 1878&lt;br /&gt; Meclisin kapatılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim 1878&lt;br /&gt; Darü'l-Fünun-ı Sultani'nin tekrar eğitime başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1879&lt;br /&gt; II. Abdülhamid devrinde basılan kaimelerin toplatılıp imha edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1879&lt;br /&gt; Mehakim-ı Nizamiye Teşkilatı Kanunu'nun kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1879&lt;br /&gt; Mekatib-i Sıbyaniye Dairesi'nin kurulması; Maarif merkez teşkilatının yeniden düzenlenmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1879&lt;br /&gt; Usul-ı Muhakemat-ı Cezaiyye Kanunu'nun kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1880&lt;br /&gt; Vergi reformu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1880&lt;br /&gt; Yafa-Kudüs demiryolu hattının tamamlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1880&lt;br /&gt; İlk köy romanı, Ahmed Midhat'ın Bahtiyarlık'ının neşri; Darü'l-Fünun-ı Sultani Turuk u Maabir Mektebi'nin ilk mezunlarını vermesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1880&lt;br /&gt; Usul-ı Muhakemat-ı Hukukiyye Kanunu'nun kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Mart 1880&lt;br /&gt; İstanbul'da bir kız idadisinin açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Mayıs 1880&lt;br /&gt; Ziya Paşa'nın ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim 1880&lt;br /&gt; Darü'l-Fünun-ı Sultani Hukuk Mektebi'nin ilk mezunlarını vermesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Aralık 1880&lt;br /&gt; Darü'l-Fünun-ı Sultani'nin ilk mezunlarını vermesi; Journal de la Societe de Pharmacie de Contantinople'un yayınlanması; Cemiyet-I İlmiye'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1881&lt;br /&gt; Mustafa Kemal'in Doğumu (ATATÜRK)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1881&lt;br /&gt; Mısır'ın İngilizler tarafından işgali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1881&lt;br /&gt; Düyun-ı Umumiyye idaresinin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1881&lt;br /&gt; Mühendishane'de mümtaz sınıf adı altında yeni bir sınıf teşkil edilmesi; Darü'l-Fünun-ı Sultanı Turuk u Maabir Mektebi'nin faaliyetlerinin son bulması; Orman ve Maadin Mektepleri'nin birleştirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1882&lt;br /&gt; Tunus'un Fransızlar tarafından işgali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1882&lt;br /&gt; Muharrem Kararnamesi'nin neşri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Ocak 1882&lt;br /&gt; Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurulması ve Osman Hamdi Bey'in müdür olması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1883&lt;br /&gt; Osmanlı ordusunun Prusya askeri heyeti tarafından ıslahına başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Haziran 1884&lt;br /&gt; Mülkiye Mühendis Mektebi kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Kasım 1884&lt;br /&gt; Mülkiye Mühendis Mektebi'nin Mühendishane-I Berri-I Hümayun'un bir odasında eğitimine başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Aralık 1884&lt;br /&gt; Yahya Kemal'in doğumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1885&lt;br /&gt; Doğu Rumeli'nin Bulgaristan tarafından ilhakı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1885&lt;br /&gt; Abdülhak Hamid'in Makber'inin neşri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Eylül 1885&lt;br /&gt; Doğu Rumeli eyaleti valiliğinin Bulgaristan prensine verilerek bu bölgedeki kontrolün zayıflaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1886&lt;br /&gt; Adana-Mersin demiryolu hattının tamamlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1886&lt;br /&gt; Maarif Nezareti'ne bağlı olarak Mekatib-i Gayri müslime ve Ecnebiye Müfettişliği'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1886&lt;br /&gt; Adana-Mersin demiryolu hattının tamamlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1886&lt;br /&gt; Maarif Nezareti'ne bağlı olarak Mekatib-i Gayri müslime ve Ecnebiye Müfettişliği'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1886-1887&lt;br /&gt; Darü'l-muallimin'in yatılı hale getirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1887&lt;br /&gt; Yedikule Havagazı Fabrikası'nın kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1887&lt;br /&gt; Ahmed Haşim'in doğumu; Şevki Efendi'nin İstanbul'da vefatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Şubat 1887&lt;br /&gt; Beşir Fuad'ın intiharı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1888&lt;br /&gt; Haydarpaşa-İzmir-Ankara demiryolu imtiyazının Almanlar'a verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1888&lt;br /&gt; Beyrut'ta Saint Joseph Katolik Tıp Mektebi'nin açılması; Baytar sınıfının tekrar Harbiye Mektebi bünyesine alınması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Aralık 1888&lt;br /&gt; Namık Kemal'in ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1889&lt;br /&gt; İttihad-ı Osmanı Cemiyeti'nin (İttihat ve Terakki) kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1889&lt;br /&gt; İdadi öğrenimine dayanan dört yıllık bir Mülkiye Baytar Mektebi'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Mart 1889&lt;br /&gt; Yakup Kadri'nin doğumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1890&lt;br /&gt; Bulgar Makedonya ve Anadolu'da Ermeni ihtilal çetelerinin faaliyetlerini arttırmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1891&lt;br /&gt; Mülkiye Baytar Mektebi'nin Halkalı Ziraat Mektebi'ne yatılı olarak nakledilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1891&lt;br /&gt; Yol inşaatında bedenen çalışma mecburiyetinin paraya çevrilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1891&lt;br /&gt; Kadıköy - Kurbağalıdere Havagazı Fabrikası'nın kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1891&lt;br /&gt; Hereke Fabrikası'nın halı kısmının açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Kasım 1891&lt;br /&gt; Darü'l-Muallim'in aliye şubesi açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1892&lt;br /&gt; Haydarpaşa-İzmit demiryolu hattının işletmeye açılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1892&lt;br /&gt; Orman ve Maden Mektebi'nin kapatılması; II. Abdülhamid tarafından Yıldız'da porselen atölyelerinin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1893-1896&lt;br /&gt; İstanbul-Selanik demiryolu hattının yapımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1894&lt;br /&gt; Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi'nin ilk veteriner mezunlarını vermesi; İmmaculée Conseption veya St Marie okulunun kurulması; İlk basılmış musiki lugatı (Hoca Kazım Bey'in Musiki Istılahatı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1894&lt;br /&gt; Sasun'da Ermeni olayları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1894&lt;br /&gt; Selanik-Manastır demiryolu hattının tamamlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1895&lt;br /&gt; İstanbul'da Ermeni olayları, yabancı devletlerin Ermeniler lehinde müdahaleleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1895&lt;br /&gt; Galata Rıhtımı inşaatının tamamlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1895&lt;br /&gt; Gayri müslim okullarına Türkçe muallimi tayininin kararlaştırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1895&lt;br /&gt; Baruthane-i Amire'de dumansız barut imal edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Şubat 1895&lt;br /&gt; Sadrazam Said Paşa'nın beş fakülteden "darü'l-icaze" oluşan bir darü'l-fünun kurma teklifi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1896&lt;br /&gt; Tevfik Fikret'in Servet-i Fünun'un edebi sayfalarının idareciliğini yüklenmesiyle Edebiyat-ı Cedide devrinin başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1896&lt;br /&gt; Ermenilerin Osmanlı Bankası'nın İstanbul şubesine saldırmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1896&lt;br /&gt; Girit isyanının alevlenmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1896&lt;br /&gt; Eskişehir-Konya demiryolu hattının tamamlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1897&lt;br /&gt; Yunan kuvvetlerinin Girit'e çıkması, Yunan çetelerinin Rumeli'deki Osmanlı sınırlarına saldırmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Nisan 1897&lt;br /&gt; Osmanlı-Yunan Savaşı ve Osmanlı zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1898&lt;br /&gt; Girit meselesinin devam etmesi; adaya muhtariyet verilmesi Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesi, Yunan prensi Yorgi'nin vali olarak kabul edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1899&lt;br /&gt; Bağdat demiryolu imtiyazının Almanlar'a verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1899&lt;br /&gt; Arifiye-Adapazarı demiryolu hattının açılması&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-609363630892377967?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/609363630892377967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/609363630892377967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/08/osmanli-tarihi-kronoloji-seri-vi-1800.html' title='OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ VI (1800-1899)'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-3891193608551333118</id><published>2008-08-02T18:44:00.000+03:00</published><updated>2008-08-02T18:45:35.654+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TARİH'/><title type='text'>OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ V (1700-1799)</title><content type='html'>1700&lt;br /&gt; Ruslar'la İstanbul Antlaşması'nın imzalanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1702&lt;br /&gt; İskender Çelebi Bahçesi'ndeki (bugünkü Ataköy) yeni baruthanenin faaliyete geçmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1702&lt;br /&gt; Müneccimbaşı Ahmed Dede b. Lütfullah'ın ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1702&lt;br /&gt; İstanbul Çuka İmalathanesi'nin faaliyetinin durdurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1703&lt;br /&gt; Edirne Vak'ası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1703&lt;br /&gt; III. Ahmed'in tahta çıkışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1703&lt;br /&gt; "Tuğralı" altın paranın piyasaya çıkarılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1708&lt;br /&gt; İstanbul'da Selanikli ustaların çalıştığı Çuka İmalathanesi'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1709&lt;br /&gt; Tersane içinde bir "lengerhane" yapımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1711&lt;br /&gt; Prut Zaferi ve Barışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1711&lt;br /&gt; Rıdvan b. Abdullah el-Razzaz el-Feleke'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1713&lt;br /&gt; "Zincir" altının çıkarılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1715&lt;br /&gt; Venedik'e savaş açılması ve Mora Seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1716&lt;br /&gt; Osmanlı-Avusturya Savaşı, Varadin bozgunu, Temaşvar'ın elden çıkışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1716&lt;br /&gt; "Fındık" altınının piyasaya çıkarılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1718&lt;br /&gt; Pasarofça Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1718&lt;br /&gt; Valilerin sefer masraflarını karşılamak üzere "imdadiyye-i seferiyye" toplamalarının kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1718-1730&lt;br /&gt; İlk bestekarlar antolojisi (Şeyhülislam Es'ad Efendi'nin Nevşehirli İbrahim Paşa'ya sunduğu Atrabu'l Asar'ı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1720&lt;br /&gt; İstanbul'da devlet tarafından bir ipekli imalathanesinin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1720&lt;br /&gt; Batıya hediye gönderilen ilk mehter takımı (III. Ahmed tarafından Lehistan'a)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1720&lt;br /&gt; III. Ahmed için tasvirleri Levni tarafından yapılan Surname-i Vehbi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1721&lt;br /&gt; Çelebi Mehmed Efendi'nin sefaret vazifesiyle Fransa'ya gidişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1723&lt;br /&gt; İran seferinin üç cepheli olarak açılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1724-1725&lt;br /&gt; Azerbaycan harekatı, Tebriz ve Cence'nin alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1726&lt;br /&gt; İbrahim Müteferikka tarafından ilk Türk matbaasının kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1727-1839&lt;br /&gt; Türk matbaasının kuruluşu ve yeni unsurlar devresi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1729&lt;br /&gt; "Zer-i mahbub" adıyla yeni bir altının piyasaya sürülmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1729&lt;br /&gt; Cevheri'nin Lügat-ı Sıhah'ının Vankulu tarafından yapılan tercümesinin matbaada basılan ilk kitap olması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1730&lt;br /&gt; Yanyalı Mehmed Esad b. Ali b. Osman'ın ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1730&lt;br /&gt; Patrona Halil isyanı, III. Ahmed'in hal'i, I. Mahmud'un cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1732&lt;br /&gt; Osmanlı-İran barışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1733&lt;br /&gt; İran Savaşı'nın hızlanması, Nadir Şah'ın başarıları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1733&lt;br /&gt; Kefe Mukataası'nın, İstanbul Mukataası Kalemi ile birleştirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1735&lt;br /&gt; Bonneval Ahmed Paşa (Comte de Bonneval) nezaretinde Humbaracı Ocağı'nın kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1736&lt;br /&gt; Osmanlı-Avusturya-Rus Savaşları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1736&lt;br /&gt; Abdullah b. Ebi Bekr b. Süleyman el-Maraşi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1739&lt;br /&gt; Belgrad Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1739&lt;br /&gt; Rus tüccarlarına Karadeniz hariç olmak üzere, Osmanlı suları ve topraklarında ticaret hakkı tanınması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1742&lt;br /&gt; Ömer Şifai'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1743&lt;br /&gt; Osmanlı-İran Savaşı'nın yeniden hızlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1745&lt;br /&gt; Matbaanın kurucusu İbrahim Müteferrika'nın ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1746&lt;br /&gt; Osmanlı-İran barışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1747&lt;br /&gt; Humbaracıbaşı Bonneval Ahmed Paşa'nın ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1748&lt;br /&gt; Avlonya ve Eğriboz mukataalarının Bursa Mukataası Kalemi'ne katılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1748-1755&lt;br /&gt; İstanbul'da I. Mahmud ve III. Osman tarafından Nuruosmaniye Camii'nin inşa ettirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1751&lt;br /&gt; Osmanlı musikisi üzerine Batıda yazılan ilk eser (Charles Fonton'un Essai'si)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1754&lt;br /&gt; I. Mahmud'un ölümü, III. Osman'ın cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1757&lt;br /&gt; III. Osman'ın ölümü, III. Mustafa'nın cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1757-1758&lt;br /&gt; Haremeyn mukataalarının satış ve iltizam işlerinin defterdar tarafından yürütülmeye başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1758&lt;br /&gt; Mustafa Rakım'ın Ünye'de doğuşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1760 (1173)&lt;br /&gt; Abbas Vesim Efendi b. Abdurrahman b. Abdullah'ın ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1766&lt;br /&gt; Haremeyn mukataalarının darphanece idare olunmaya başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1768&lt;br /&gt; Osmanlı-Rus Savaşı'nın başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1770&lt;br /&gt; Rus filosunun İngilizler'in yardımıyla Akdeniz'e girmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1770-1776&lt;br /&gt; Fransız Subayı Baron de Tatt'un İstanbul'da bulunması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1771&lt;br /&gt; Kırım'ın işgali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1771&lt;br /&gt; Kırım'ın işgali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1772&lt;br /&gt; Tersane yakınlarında Topçu Mektebi'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1773&lt;br /&gt; Mühendishane-i Bahri-i Hümayun'un kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1773-1774&lt;br /&gt; Darphanenin Hazine-i Amire'nin yedeği vazifesini görmeye başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1774&lt;br /&gt; Avrupa tarzında teşkil edilmiş olan Sürat Topçuları Ocağı'nın kurulması; Bedreddin Hasan b. Burhaneddin İbrahim el-Ceberti'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1774&lt;br /&gt; Sür'at Topçuları Ocağı'nın kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Temmuz 1774&lt;br /&gt; Küçük Kaynarca Antlaşması ve Ruslar'a Karadeniz'de seyrüsefer hakkı tanınması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Nisan 1775&lt;br /&gt; Tersane ambarlarında bir odada "Hendese Odası" nın kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1776&lt;br /&gt; Mühendishane-i Bahri-i Hümayun'un açılışı; Boğdan Prensi Alexandır İspilanti Bey'in Bükreş ve Yaş'ta Rum Ortodoks cemaatinde, yeni tarz eğitimin ilk adımları atması; Hendese odasına nizam verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Mart 1779&lt;br /&gt; Aynalıkavak Tenkihnamesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1780&lt;br /&gt; Mehmed Esad Yesari'nin ta'lik hattında Osmanlı üslubunu buluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1781&lt;br /&gt; Hendese odasının Mühandishane olarak isimlendirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1783&lt;br /&gt; Rusya'nın Kırım'ı ilhakı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1784&lt;br /&gt; Avusturyalılar'a Karadeniz'de seyrüsefer hakkı verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1784&lt;br /&gt; Fransız Lafitte-Clave ve Monnier'in Tersane'deki mühendishanede istihkam dersleri vermeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Ocak 1784&lt;br /&gt; Osmanlı Devleti'nin Rusya'nın Kırım'ı ilhakını bir "sened" ile resmen tanıması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1787-1788&lt;br /&gt; İstanbul'da bulunan Fransız uzmanların ve subayların tamamen ülkelerine dönmeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Ağustos 1787&lt;br /&gt; Osmanlı-Rus Savaşı'nın ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Şubat 1788&lt;br /&gt; Rusya'nın müttefiki sıfatıyla Avusturya'nın da savaşa girmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1789&lt;br /&gt; Kıymetli maden işlenmesinin yasaklanması ve neticesiz dış istikraz teşebbüsü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak 1789&lt;br /&gt; Özi Kalesi'nin Ruslar tarafından zaptı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Mayıs 1789&lt;br /&gt; I. Abdülhamid'in ölümü ve III. Selim'in tahta çıkması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Temmuz 1789&lt;br /&gt; Osmanlı-İsveç ittifakı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1790&lt;br /&gt; İlk resmi Ermeni mektebinin Kumkapı'da açılması; Gelenbevi, İsmail b. Mustafa b. Mahmud'un ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31 Ocak 1790&lt;br /&gt; Osmanlı-Prusya ittifakı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Temmuz 1790&lt;br /&gt; Avusturya'nın Prusya tarafından barışa zorlanması. Reichenbach Konvansiyonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Eylül 1790&lt;br /&gt; Yergöğü Mütarekesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekim - Kasım 1790&lt;br /&gt; Kili ve İsmail Kaleleri'nin Rusya tarafından zaptı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1791-1799&lt;br /&gt; Mevlevi ayininde piyano (!) (Galata Mevlevihanesi, Şeyh Galib/III. Selim zamanı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Ağustos 1791&lt;br /&gt; Avusturya ve Osmanlı Devleti arasındaki son savaşın bitirilmesi. Ziştovi Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Ağustos 1791&lt;br /&gt; Rus Savaşı'nın sonu. Kalas Mütarekesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1792&lt;br /&gt; Nizam-ı Cedid hareketinin başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1792&lt;br /&gt; III. Selim devrinde 100'lük guruş basılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Ocak 1792&lt;br /&gt; Kırım'ın Rusya'ya bırakılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 Ocak 1792&lt;br /&gt; Yaş Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1793&lt;br /&gt; Daimi elçiliklerin ıslahı ve Londra, Paris ve Viyana'da daimi elçilik ihdası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1793&lt;br /&gt; Nizam-ı Cedid Ordusu'nun Kuruluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1793&lt;br /&gt; Hasköy'de Humbaracı ve Lağımcı Ocağı kışlasında Mühendishane-i Cedide'nin açılması; Fazıl Hüseyin'in III. Selim'in sarayında hazırladığı Huban-name ve Zenannamesi'nin resimli bir nüshası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1793&lt;br /&gt; Zahire Nezareti'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1793-1794&lt;br /&gt; Baruthane-i Amire'de İngiliz perdahı barut imaline başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1794&lt;br /&gt; Halkalı'da yapılan Azadlu Baruthanesi'nin faaliyete geçmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1795&lt;br /&gt; Lehistan'ın Avrupa haritasından silinmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1795&lt;br /&gt; Mühendishane-i Berr-i Hümayun'un açılışı; Kara Mühendishanesi binasının inşası; Osmanlı sarayında ilk yabancı bando (Napolyon'un III. Selim'e gönderdiği)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1795&lt;br /&gt; Zahire Hazinesi'nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1797&lt;br /&gt; Mühendishane'de açılan Matbaanın faaliyete geçmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1797&lt;br /&gt; Paris, Viyana ve Berlin'de daimi elçilikler ihdası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1797&lt;br /&gt; Pazvandoğlu isyanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1797&lt;br /&gt; Rumeli'de dağlı eşkiya hareketleri ve isyanları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Eylül 1797&lt;br /&gt; Venedik Devleti'nin ortadan kaldırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1798&lt;br /&gt; Mehmed Es'ad Yesari'nin İstanbul'da vefatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Ocak 1798&lt;br /&gt; Fransa'ya karşı Osmanlı-Rus ittifakı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Temmuz 1798&lt;br /&gt; Fransa'nın Mısır'a saldırması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Eylül 1798&lt;br /&gt; Fransa'ya savaş ilanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1799&lt;br /&gt; Neticesiz dış istikraz teşebbüsü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Ocak 1799&lt;br /&gt; Fransa'ya karşı İngiltere ile ittifak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şubat 1799&lt;br /&gt; Napolyon'un El-Ariş ve Gazze'yi ele geçirmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayıs 1799&lt;br /&gt; Napolyon'un Akka'da Cezzar Ahmed Paşa tarafından mağlup edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağustos 1799&lt;br /&gt; Napolyon'un Fransa'ya dönmesi, Mısır'ın işgalinin devamı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-3891193608551333118?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/3891193608551333118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/3891193608551333118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/08/osmanli-tarihi-kronoloji-seri-v-1700.html' title='OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ V (1700-1799)'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-4079232006023748552</id><published>2008-08-02T18:05:00.001+03:00</published><updated>2008-08-02T18:06:46.097+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TARİH'/><title type='text'>OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ II (1400-1499)</title><content type='html'>1400&lt;br /&gt; İlk musiki nazariyatı eseri (Kırşehirli Yusuf B. Nizameddin'in Kitabu'l Edvar'ı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1400&lt;br /&gt; Bursa'da I. Bayezid tarafından Ulu Cami'nin yaptırılması; İlk Osmanlı Darü'ş-şifa'sının Yıldırım Bayezid tarafından inşa edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1402&lt;br /&gt; Ankara bozgunu ve Yıldırım Bayezid'in esareti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1402-1413&lt;br /&gt; Fetret Devri, iç karışıklıklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1409&lt;br /&gt; Süleyman Çelebi tarafından Türk Edebiyatı'nda ilk mevlid örneği olan Vesiletü'n-Necat adlı eserin yazılışı; İlk besteli dini eser (Süleyman Çelebi'nin Mevlid'i)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1411&lt;br /&gt; Çelebi Mehmed'in tahta çıkışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1413&lt;br /&gt; I. Mehmed'in duruma hakim olup devleti yeniden kuruşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1413&lt;br /&gt; (Celaleddin Hızır) Hacı Paşa'nın ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1416&lt;br /&gt; Osmanlı-Venedik Deniz Muhaberesi ve Sulhü, Şeyh Bedreddin isyanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1416&lt;br /&gt; Macar Seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1417&lt;br /&gt; Avlonya'nın fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1418&lt;br /&gt; Makam teriminin ilk kullanılışı (A. Meragi'nin Makasıdu'l-elhan'ında)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1418-1420&lt;br /&gt; Samsun bölgesinin zaptı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1419-1424&lt;br /&gt; Bursa'da Hacı İvaz'a I. Mehmed tarafından Yeşil Külliye'nin yaptırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1421&lt;br /&gt; Çelebi Mehmed'in ölümü ve II. Murad'ın cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1421-1451&lt;br /&gt; İlk resmi musiki çevresi (II. Murad Sarayı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1422&lt;br /&gt; Mustafa Çelebi'nin (Düzme) bertarafı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1425&lt;br /&gt; Molla Fenarı'nın ilk Şeyhülislam olarak tayini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1425-1426&lt;br /&gt; İzmir Beyi Cüneyd'in idamı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1425-1426&lt;br /&gt; Teke Beyliği'nin intikali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1427-1428&lt;br /&gt; Germiyan Beyliği'nin intikali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1429&lt;br /&gt; Manyasoğlu Murad tarafından Türk edebiyatında Seyf Serayi'den sonra Anadolu Türk edebiyatı sahasında ilk Gülistan tercümesinin yapılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1429&lt;br /&gt; Şeyh Hamdullah'ın Amasya'da doğuşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1430&lt;br /&gt; İlk iki Türkçe musiki kitabı (Hızır B. Abdullah'ın Edvar'ı ve Bedr-ı Dilşad'ın Muradname'sindeki musiki bölümü)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1430&lt;br /&gt; Selanik'in fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1430-1431&lt;br /&gt; Şemsüddin Muhammed B. Hamza el-Fenari'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1431-1432&lt;br /&gt; Kadızade, Salahaddin Musa b. el-Kadi Mahmud el-Bursavi el-Rumi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1432&lt;br /&gt; Fatih Sultan Mehmed'in doğumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1434&lt;br /&gt; Edirne'de II. Murad tarafından Muradiye Camii'nin yaptırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1434&lt;br /&gt; Edirne'de II. Murad tarafından Muradiye Camii'nin yaptırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1436&lt;br /&gt; Muiniddin B. Mustafa tarafından II. Murad'ın isteğiyle ilk Mesnevi tercümesi olan Mesnevi-i Muradiyye adlı eserin yazılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1437&lt;br /&gt; Ömer bin Mezid tarafından ilk nazire mecmuasının derlenişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1439&lt;br /&gt; Semendire'nin alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1440&lt;br /&gt; Osmanlı musiki çalgıları üzerine ilk notlar (Ahmedoğlu Şükrullah)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1440&lt;br /&gt; Başarısız Belgrad kuşatması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1444&lt;br /&gt; Segedin Sulhü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1444&lt;br /&gt; II. Murat'ın tahttan çekilişi, II. Mehmed'in cülusu ve Varna zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1445&lt;br /&gt; II. Mehmed'in tahttan çekilişi ve II. Murad'ın ikinci defa cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1447&lt;br /&gt; Edirne'de II. Murad tarafından Üç Şerefeli Camii'nin yaptırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1448&lt;br /&gt; II. Kosova Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1451&lt;br /&gt; II. Murad'ın ölümü ve II. Mehmed'in ikinci defa cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1451-1512&lt;br /&gt; Geçiş devri. Fatih Sultan Mehmed ve II. Bayezid devri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1453&lt;br /&gt; İstanbul'un fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1453&lt;br /&gt; Ayasofya'nın camiye çevrilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1454&lt;br /&gt; İlk Devlet Musiki Okulu (Enderun'un müzik bölümü)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1458-1460&lt;br /&gt; Mora'nın ele geçirilişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1461&lt;br /&gt; Trabzon Rum İmparatorluğu'nun sonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1461&lt;br /&gt; Candaroğulları'nın ilhakı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1463&lt;br /&gt; Osmanlı-Venedik Savaşı'nın başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1463-1470&lt;br /&gt; İstanbul'da Fatih Külliyesi'nin inşaası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1466&lt;br /&gt; II. Mehmed'in Arnavut seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1468&lt;br /&gt; Karamanoğulları'nın sonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1468&lt;br /&gt; II. Mehmed tarafından İstanbul'da Topkapı Sarayı'nın tesisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1469&lt;br /&gt; Ahmed Karahisarı'nın Afyonkarahisar'da doğuşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1470&lt;br /&gt; Eğriboz'un alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1471&lt;br /&gt; Fatih Külliyesinin açılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1472&lt;br /&gt; Topkapı Sarayı'nın inşası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1473&lt;br /&gt; Otlukbeli Zaferi : Osmanlı Akkoyunlu mücadelesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1474&lt;br /&gt; Ali Kuşçu'nun ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1475&lt;br /&gt; Kırım'ın Osmanlı hakimiyetine girişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1476&lt;br /&gt; Boğdan seferi ve zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1478&lt;br /&gt; Fatih tarafından ilk altın paranın darbettirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1478&lt;br /&gt; Şerafeddin Sabuncuoğlu'nun ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1479&lt;br /&gt; Osmanlı-Venedik Sulhü ile Fatih'in Venedikliler'e, Trabzon ve Kefe'de ticaret yapma hakkı tanıyan ahidname vermesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1480&lt;br /&gt; Otranto'ya çıkış ve başarısız Rodos kuşatması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1480&lt;br /&gt; Kadıaskerliğin Rumeli ve Anadolu olarak ikiye ayrılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1481&lt;br /&gt; II. Mehmed'in vefatı ve II. Bayezid'in tahta çıkışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1481&lt;br /&gt; 100 dirhem gümüşten 400 akçe kesilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1481&lt;br /&gt; Şeyh Hamdullah'ın İstanbul'a gelişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1482&lt;br /&gt; Cem Sultan'ın mağlubiyeti, Rodos'a ilticası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1483&lt;br /&gt; Morova Seferi ve Hersek'in ilhakı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1484&lt;br /&gt; Boğdan Seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1484&lt;br /&gt; Kili ve Akkirman'ın fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1484-1488&lt;br /&gt; Edirne'de Hayreddin'in II. Bayezid'in Külliyesi'ni inşası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1485&lt;br /&gt; Osmanlı-Memlük mücadelesinin başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1485&lt;br /&gt; Şeyh Hamdullah'ın Aklam-ı Sitte'de kendi üslubunu buluşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1486&lt;br /&gt; Musiki ile tedavi yapan ilk devlet hastanesi (Edirne, II. Bayezid Külliyesi Şifahanesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1488&lt;br /&gt; Hocazade, Muslihiddin Mustafa B. Yusuf B. Salih el-Bursavi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1488&lt;br /&gt; Sultan II. Bayezid tarafından Edirne'de Bayezid Darü'ş-şifası'nın yapımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1489&lt;br /&gt; Memlüklere karşı toprak kaybı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1491&lt;br /&gt; Osmanlı-Memlük Barışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1492&lt;br /&gt; Macar Seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1492&lt;br /&gt; İspanya'dan çıkarılan Yahudiler'in Osmanlı Devleti'nin himayesine girmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1494&lt;br /&gt; Nakibüleşraflığın yeniden ve devamlı olarak teşkili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1494&lt;br /&gt; Çin bulutu motifinin tezhib'de ilk kullanılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1495&lt;br /&gt; Macarlarla mütareke, Cem Sultan'ın ölümü, Şehzade Süleyman'ın doğumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1497&lt;br /&gt; İlk Rus elçisinin İstanbul'a gelişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1498&lt;br /&gt; Lehistan Seferleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1499&lt;br /&gt; Venedik Harbi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1499&lt;br /&gt; İnebahtı'nın alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1499&lt;br /&gt; Preveze baskını&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-4079232006023748552?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/4079232006023748552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/4079232006023748552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/08/osmanli-tarihi-kronoloji-seri-ii-1400.html' title='OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ II (1400-1499)'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-5227071910273304366</id><published>2008-08-02T17:40:00.001+03:00</published><updated>2008-08-02T17:49:18.174+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TARİH'/><title type='text'>OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ IV (1600-1699)</title><content type='html'>1600&lt;br /&gt; Sikke tashihi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1601&lt;br /&gt; Kanije Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1601&lt;br /&gt; İngiliz tüccarının ödeyeceği gümrük resminin %3'e indirileceğinin ahidnameye derci&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1603&lt;br /&gt; Osmanı-İran Savaşı'nın başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1603&lt;br /&gt; III. Mehmed'in vefatı, I. Ahmed'in cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1603-1703&lt;br /&gt; I. Ahmed döneminden III. Ahmed dönemine kadar olan dönemi ihtiva eden devre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1607&lt;br /&gt; Asi Canbolatoğlu ve Maanoğlu'nun Oruç ovasında bozguna uğratılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1609-1610&lt;br /&gt; Celali tenkili için Kuyucu Murad Paşa Anadolu'da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1612&lt;br /&gt; Osmanlı-İran Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1612&lt;br /&gt; Hollandalılara ahidname verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1613&lt;br /&gt; Ömer B. Ahmed el-Ma'I el-Çulli'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1614&lt;br /&gt; Ali B. Veli B. Hamza el-Mağribi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1615&lt;br /&gt; İran Savaşı'nın yeniden başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1615&lt;br /&gt; Revan Seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1617&lt;br /&gt; I. Mustafa'nın cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1617&lt;br /&gt; İstanbul'da Mehmed Ağa tarafından Sultan Ahmed Camii'nin inşası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1618&lt;br /&gt; I. Mustafa'nın hal'I ve II. Osman'ın cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1618&lt;br /&gt; Sikke tashihi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1621&lt;br /&gt; II. Osman'ın Lehistan seferine çıkışı (Hotin seferi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1622&lt;br /&gt; II. Osman'ın katli ve I. Mustafa'nın yeniden tahta çıkışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1623&lt;br /&gt; I. Mustafa'nın tahttan indirimesi ve IV. Murad'ın cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1624&lt;br /&gt; Sikke tashihi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1629&lt;br /&gt; Cizvitler tarafından, 1629'da İstanbul'da "Saint Georges" Fransız okulu ile, yine "St. Louis Dil Oğlanlar Mektebi"nin kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1634&lt;br /&gt; İlk Şeyhülislam katli (Ahizade Hüseyin Efendi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1635&lt;br /&gt; IV. Murad'ın Revan seferine çıkışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1638&lt;br /&gt; Bağdat Seferi ve Bağdat'ın alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1638&lt;br /&gt; Hekimbaşı Emir Çelebi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1639&lt;br /&gt; Osmanlı-İran sulhü : Kasrışirin Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1640&lt;br /&gt; IV. Murad'ın ölümü, İbrahim'in tahta çıkışı, sikke tashihi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1642&lt;br /&gt; Hafız Osman'ın İstanbul'da doğuşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1642-1698&lt;br /&gt; Hattat Hafız Osman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1645&lt;br /&gt; Girit seferinin açılışı, Hanya'nın alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1648&lt;br /&gt; İbrahim'in hal'ı, IV. Mehmed'in cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1648&lt;br /&gt; Kandiye kuşatması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1650&lt;br /&gt; Osmanlı musikisi eserlerinin ilk notalı tesbiti (Ali Ufki'nin eseri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1656&lt;br /&gt; Çanakkale Boğazı'nın Venedik ablukası altına alınması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1656&lt;br /&gt; Çınar Vak'ası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1656&lt;br /&gt; Köprülüler devrinin başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1658&lt;br /&gt; Katip Çelebi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1660&lt;br /&gt; Varad Kalesi'nin alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1663&lt;br /&gt; Uyvar seferi, Uyvar'ın fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1664&lt;br /&gt; St. Gotthard bozgunu ve Vasvar Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1666&lt;br /&gt; Türk Divan edebiyatında sebk-ı Hindi'nin öncülerinden Naili'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1669&lt;br /&gt; Kandiye'nin alınışı, Girit'in tamamıyla Osmanlı hakimiyetine girişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1670&lt;br /&gt; Hekimbaşı Salih B. Nasrullah B. Sellüm'ün ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1672&lt;br /&gt; Lehistan seferi, Kamaniçe'nin alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1672&lt;br /&gt; Bucaş Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1673&lt;br /&gt; Fransız tüccarının ödediği gümrük resminin %3'e indirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1676&lt;br /&gt; Osmanlı-Lehistan sulhü : Zorawna Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1678&lt;br /&gt; Ukrayna'da Çehrin seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1678&lt;br /&gt; Hafız Osman'ın kendi üslubunu gerçekleştirmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1680&lt;br /&gt; Mehter etkisinde ilk Batı müziği eseri (N. A. Strungk'un Esther operası)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1680&lt;br /&gt; Mehter etkisinde ilk Batı müziği eseri (N. A. Strungk'un Esther operası)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1682&lt;br /&gt; Osmanlı-Rus Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1682&lt;br /&gt; Seyahatname'nin yazarı Evliya Çelebi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1683&lt;br /&gt; II. Viyana kuşatması ve büyük bozgun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1683&lt;br /&gt; Ebu Abdullah Muhammed b. Süleyman el-Fasi b. Tahir; el-Rıdvani'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1685&lt;br /&gt; Uyvar'ın elden çıkışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1685&lt;br /&gt; Saraydaki altın ve gümüşten sikke basımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1686&lt;br /&gt; Budin'in düşüşü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1687&lt;br /&gt; IV. Mehmed'in tahttan indirilmesi, II. Süleyman'ın cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1687&lt;br /&gt; Eğri Kalesi'nin düşüşü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1687&lt;br /&gt; Bir akçe itibarı değerli "mankur" un piyasaya çıkarılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1688&lt;br /&gt; Belgrad'ın elden çıkışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1690&lt;br /&gt; Kanije Kalesi'nin düşüşü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1690&lt;br /&gt; Belgrad'ın geri alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1690&lt;br /&gt; Fransızların Mısır'da ödediği gümrük resminin %3 olarak tesbiti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1691&lt;br /&gt; Ebu Bekr Behram b. Abdullah el-Dımaski'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1691&lt;br /&gt; II. Ahmed'in tahta çıkışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1691&lt;br /&gt; Salankamen bozgunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1691&lt;br /&gt; Enflasyonu körüklediği için mankur darbının yasaklanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1695&lt;br /&gt; II. Ahmed'in ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1695&lt;br /&gt; II. Mustafa'nın cülusu, Malikane sisteminin uygulanmaya başlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1697&lt;br /&gt; Zenta bozgunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1698&lt;br /&gt; Şehremini Baruthanesi yangını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1698&lt;br /&gt; Hafız Osman'ın İstanbul'da vefatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1699&lt;br /&gt; Karlofça Antlaşması'nın imzalanması&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-5227071910273304366?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/5227071910273304366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/5227071910273304366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/08/osmanli-tarihi-kronoloji-seri-iv-1600.html' title='OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ IV (1600-1699)'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-4052099945147593407</id><published>2008-08-02T17:33:00.002+03:00</published><updated>2008-08-02T18:04:46.896+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TARİH'/><title type='text'>OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ III (1500-1599)</title><content type='html'>15??&lt;br /&gt;İlk mevlevi ayinleri (Pençgah, Dügah ve Hüseyni makamlarında üç beste-i kadim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1500&lt;br /&gt;Modon, Navarin ve Koron'un alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1500-1505&lt;br /&gt;İstanbul'da, Yakub Şah B. Sultan Şah'ın II. Bayezid'in Külliyesi'ni inşası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1502&lt;br /&gt;Venedikle barış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1503&lt;br /&gt;Anadolu sahasında ilk hamse sahibi Akşemseddinzade Hamdullah Hamdi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1505&lt;br /&gt;Bayezid Külliyesi'nin açılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1509&lt;br /&gt;İstanbul'da kıyamet-ı suğra (küçük kıyamet) zelzelesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1511&lt;br /&gt;Şahkulu Baba Tekeli isyanı, Şehzade Selim Hareketi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1512&lt;br /&gt;II. Bayezid'in tahttan çekilişi, I. Selim'in cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1512&lt;br /&gt;Anadolu Türk edebiyatında ilk Şehrengiz örneğini yazan Mesihi'nin ölümü; Selim döneminden I. Ahmed dönemine kadar olan dönemi ihtiva eden devre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1514&lt;br /&gt;Çaldıran Zaferi, Tebriz'e giriş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1514&lt;br /&gt;Çaldıran Zaferi, Tebriz'e giriş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1514&lt;br /&gt;Şahkulu'nun Yavuz Sultan Selim'in Tebriz'i işgaliyle Amasya'ya sürgün gönderilişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1516&lt;br /&gt;Mısır Seferi ve Mercidabık Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1517&lt;br /&gt;Ridaniye Zaferi ve Kahire'ye giriş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1517&lt;br /&gt;Haremeyn'in himaye altına alınması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1517&lt;br /&gt;Haliç'te tersane yapımının tamamlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1517&lt;br /&gt;Piri Reis'in Mısır'da Sultan Selim'e ilk dünya haritasını sunması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1519&lt;br /&gt;Celali isyanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1519&lt;br /&gt;Cezayir'in ilhakı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1520&lt;br /&gt;I. Selim'in vefatı, I. Süleyman'ın cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1520&lt;br /&gt;Şeyh Hamdullah'ın İstanbul'da vefatı; Şahkulu'nun İstabul'a gelip, Ehl-i Hiref teşkilatına girişi; Hattat Şeyh Hamdullah'ın vefatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1520-1550&lt;br /&gt;Şahkulu'nun nakkaşhanede faaliyet göstermesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1521&lt;br /&gt;Belgrad'ın fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1521&lt;br /&gt;Piri Reis'in, Kitab-ı Bahriye adındaki eserini hazırlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1522&lt;br /&gt;Kanuni Sultan Süleyman'ın validesi ve Yavuz Sultan Selim'in eşi olan Ayşe Hafsa Sultan tarafından, Manisa'da bimaristan inşa edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1522&lt;br /&gt;Rodos Adası'nın ilhakı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1524&lt;br /&gt;Mısır'da Hain Ahmed Paşa isyanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1524&lt;br /&gt;Ahi Çelebi, Ahmed (Mehmed) Çelebi B. Kemal el-Tebrizi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1525&lt;br /&gt;Yeniçeri isyanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1525&lt;br /&gt;İlk Fransız elçisi İstanbul'da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1525&lt;br /&gt;Şeyhülislam Zembili Ali Efendi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1525&lt;br /&gt;Mirim Çelebi, Mahmud B. Muhammed B. Muhammed B. Musa Kadızade'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1526&lt;br /&gt;Mohaç Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1526&lt;br /&gt;Ahmed Karahisari'nin İstanbul'da vefatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1527&lt;br /&gt;Bosna'nın fethi'nin tamamlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1528&lt;br /&gt;Piri Reis'in Kanuni Sultan Süleyman'a ikinci dünya haritasını takdim etmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1528&lt;br /&gt;Nizameddin Abdülali B. Muhammed B. Hüseyin el-Bircendi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1529&lt;br /&gt;Viyana kuşatması, Budin'in istirdadı, Barbaros'un Marsilya'ya çıkması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1530-1540&lt;br /&gt;Divan-ı Selimi'nin yazılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1530-1560&lt;br /&gt;Nasuh'un tarihçi, hattat ve ressam olarak faaliyet göstermesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1530-1588&lt;br /&gt;Sinan'ın imparatorluğun baş mimarı olarak faaliyet göstermesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1532&lt;br /&gt;Alaman Seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1533-1534&lt;br /&gt;Barbaros'un Osmanlı hizmetine girişi ve Cezayir Beylerbeyliği'ne tayini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1534&lt;br /&gt;Irakeyn seferinin açılışı, Tebriz'e ikinci defa giriş ve Bağdat'ın alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1534&lt;br /&gt;Şeyhülislam İbn-i Kemal'in ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1536&lt;br /&gt;Fransızlara kendi bayrakları ile Osmanlı limanlarında ticaret hakkı tanıyan ahidname verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1536&lt;br /&gt;Veziriazam İbrahim Paşa'nın idamı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1537&lt;br /&gt;Körsof - Avlonya seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1538&lt;br /&gt;Preveze Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1538&lt;br /&gt;Hadım Süleyman Paşa'nın Hint Seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1540&lt;br /&gt;Venedik Ahidnamesi'ndeki Karadeniz'de ticaret imtiyazının kaldırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1540-1560&lt;br /&gt;Kara Memi'nin nakkaşhanede faaliyet göstermesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1541&lt;br /&gt;Budin'in kesin olarak ilhakı ve beylerbeyiği olması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1543&lt;br /&gt;Estergon'un ve İstolni Belgrad'ın fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1543&lt;br /&gt;Batı musikisiyle ilk resmi temas (I. François'nın Kanuni'ye gönderdiği saray orkestrası)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1547&lt;br /&gt;Osmanlı-Habsburg Sulhü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1547&lt;br /&gt;Avusturyalılar'a Osmanlı topraklarında emn ü aman üzere ticaret yapma hakkının tanınması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1547&lt;br /&gt;San'a'nın fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1548&lt;br /&gt;İkinci İran seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1550&lt;br /&gt;Süleymaniye Külliyesi'nin inşaası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1551&lt;br /&gt;Trablusgarb'ın fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1552&lt;br /&gt;Piri Reis'in Portekizlilere karşı seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1553&lt;br /&gt;Piri Reis'in ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1553-1554&lt;br /&gt;Turgud Reis'in Akdeniz seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1553-1554&lt;br /&gt;Nahcıvan Seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1555&lt;br /&gt;İlk Osmanlı-İran antlaşması : Amasya Müsalahası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1556&lt;br /&gt;Şankulu'nun vefatı; Kara Memi'nin saray nakkaşhanesine Sernakkaş oluşu; Hattat Ahmed Karahisari'nin vefatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1557&lt;br /&gt;Dokuzuncu Akdeniz seferi, Fas'ın fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1557&lt;br /&gt;Süleymaniye Külliyesi'nin açılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1558&lt;br /&gt;Şakayık-ı Nu'maniye telifi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1558&lt;br /&gt;Arifi'nin Süleyman-name'sinin tamamlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1559&lt;br /&gt;Şehzade Bayezid ile Selim'in Konya Savaşı ve Bayezid'in yenilerek İran'a sığınması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1560&lt;br /&gt;Cerbe'nin alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1560-1600&lt;br /&gt;Osman'ın Nakkaşhane'de faaliyet göstermesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1561&lt;br /&gt;Taşköprüzade'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1562&lt;br /&gt;Osmanlı-Habsburg Sulhü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1563&lt;br /&gt;Seydi Ali Reis, Ali B. Hüseyin el-Katibi'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1565&lt;br /&gt;Başarısız Malta kuşatması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1565&lt;br /&gt;100 dirhem gümüşten 450 akçe kesilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1566&lt;br /&gt;Kanuni Sultan Süleyman'ın son seferi : Sigetvar ve Sultanın vefatı, II. Selim'in cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1567&lt;br /&gt;Yemen isyanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1568&lt;br /&gt;Davud el-Antaki'nin Tezkire adlı eserini telif etmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1569&lt;br /&gt;Astarhan seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1569&lt;br /&gt;Kaptan Kurdıoğlu Hızır Beyin Sumatra seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1569-1595&lt;br /&gt;Lokman'ın şehnameci olarak vazife görmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1571&lt;br /&gt;Kıbrıs fethinin ikmali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1571&lt;br /&gt;İnebahtı hezimeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1571&lt;br /&gt;Mustafa B. Ali el-Muvakkit'in ölümü; Takiyyüddin'in müneccimbaşılığa tayin edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1574&lt;br /&gt;Buğday Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1574&lt;br /&gt;Tunus'un fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1574&lt;br /&gt;Selimiye'nin açılışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1574&lt;br /&gt;II. Selim'in vefatı ve III. Murad'ın cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1575&lt;br /&gt;Münşeat'üs-Selatın'in III. Murad'a takdimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1575&lt;br /&gt;Edirne'de, Sinan eliyle II. Selim için Selimiye Camii'nin inşası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1577&lt;br /&gt;Takiyüddin'in gözlemlerine 1577'de de kısmen tamamlanan Daru'r-Rasadü'l-Cedid'de (İstanbul Rasathanesi) devam etmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1578&lt;br /&gt;Osmanlı-İran Savaşı'nın başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1578&lt;br /&gt;Fas'ta el-Kasrü'l-kebir Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1578&lt;br /&gt;Kafkaslar'da hareket&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1580&lt;br /&gt;İlk İngiliz Ahidnamesi'nin verilişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Ocak 1580&lt;br /&gt;İstanbul Rasadhanesi'nin yıktırılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1583&lt;br /&gt;Meşale Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1583&lt;br /&gt;Meşale Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Kasım 1583&lt;br /&gt;Cizvitlerin Galata'daki Saint Benoit Kilisesi'ne yerleşerek burada St. Benoit mektebini açmaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1584-1588&lt;br /&gt;Lokman'ın iki ciltlik Hüner-name'sinin tamamlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1585&lt;br /&gt;Tebriz'in alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1585&lt;br /&gt;Takiyüddin el-Rasıd'ın ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1586&lt;br /&gt;İlk Sikke tashihi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1587&lt;br /&gt;Gürcistan harekatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1588&lt;br /&gt;Gence seferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1588&lt;br /&gt;Resm-i tashih-i sikke konulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1588-1606&lt;br /&gt;Bosnalı Mehmed'in saraydaki kuyumcuların (zergeran bölüğünün) başı olarak vazife görmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1589&lt;br /&gt;İkinci sikke tashihi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1590&lt;br /&gt;Osmanlı-İran Antlaşması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1590&lt;br /&gt;Yeniçerilerin et ihtiyaçlarını karşılamak üzere gümrük resmine "zarar-ı kassabiye" adıyla %1 oranında ilave yapılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1593&lt;br /&gt;Osmanlı-Habsburg Savaşları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1595&lt;br /&gt;Estergon'un düşüşü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1595&lt;br /&gt;III.Murad'ın vefatı, III. Mehmed'in cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1596&lt;br /&gt;Eğri Kalesi'nin alınışı ve Haçova Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1598-1663&lt;br /&gt;Davud ve Mehmed Ağalar tarafından İstanbul'da valide sultanlar için Yeni Camii'nin inşası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1599&lt;br /&gt;Osmanlı sarayında ilk Batı müziği aleti (Elizabeth I.'in IV. Mehmed'e gönderdiği org); Davud el-Antaki'nin ölümü&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-4052099945147593407?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/4052099945147593407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/4052099945147593407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/08/osmanli-tarihi-kronoloji-seri-i-1500.html' title='OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ III (1500-1599)'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-6774613583269417603</id><published>2008-08-02T16:55:00.002+03:00</published><updated>2008-08-02T18:05:33.727+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TARİH'/><title type='text'>OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ I (1299-1399)</title><content type='html'>1299 - 1300&lt;br /&gt;Osmanlı tarihinin başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1299&lt;br /&gt;İlk müzik olayı (Selçuklu sultanınca Osman Bey'e Beylik alameti olarak gönderilen tabl-u alem (davul ve sancak)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1302&lt;br /&gt;Osman Gazi'nin Koyunhisarı Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1302&lt;br /&gt;III. Alaeddin Keykubad'ın ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1312&lt;br /&gt;Mevlevilik tarikatını kuran Sultan Veled'in ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1317&lt;br /&gt;Gülşehri'nin, kendisinden sonraki tercümelere öncülük eden Mantıku't-tayr'ı Ferideddin el-Attar'ın aynı adlı eserini tercüme etmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1320&lt;br /&gt;Türk edebiyatında bilinen ilk divana sahip Yunus Emre'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1324&lt;br /&gt;Orhan Gazi'nin tahta geçişi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1326&lt;br /&gt;Bursa'nın fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1330&lt;br /&gt;Aşık Paşa'nın Garib-name'yi telif tarihi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1331&lt;br /&gt;İznik'in fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1331&lt;br /&gt;İlk Osmanlı medresesinin İznik'te Orhan Gazi tarafından kurulması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1334&lt;br /&gt;Karesi Beyliği'nin ilhakı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1337&lt;br /&gt;Kocaeli bölgesinin alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1346&lt;br /&gt;Orhan Gazi'nin Kantakuzenos'un kızı ile evliliği ve Bizans ile ittifakı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1349-1352&lt;br /&gt;Bizans'a yardım için Süleyman Paşa'nın Rumeli'ye geçişi ve Çimpi Kalesinin üs olarak alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1350&lt;br /&gt;Davud B. Mahmud el-Kayseri'nin ölümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1352&lt;br /&gt;Osmanlılar'ın Cenevizliler'e Osmanlı topraklarında serbest ticaret yapma imtiyazı vermeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1354&lt;br /&gt;Gelibolu'nun fethi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1361&lt;br /&gt;İlk müzikli spor gösterisi (Edirne Kırkpınar yağlı güreşleri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1362&lt;br /&gt;Orhan Gazi'nin vefatı ve I. Murat'ın tahta çıkışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1362&lt;br /&gt;Kadıaskerliğin teşkili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1363&lt;br /&gt;Pençik Kanununun çıkışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1366&lt;br /&gt;Gelibolu'nun elden çıkışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1371&lt;br /&gt;Çirmen Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1376&lt;br /&gt;Bulgar Krallığı'nın Osmanlı hakimiyetini kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1377&lt;br /&gt;Gelibolu'nun Osmanlılar'a iadesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1385-1386&lt;br /&gt;Niş ve Sofya'nın alınışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1388&lt;br /&gt;Ploşnik bozgunu ve Balkan ittifakının teşekkülü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1389&lt;br /&gt;I. Kosova Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1389&lt;br /&gt;I. Murat'ın şehadeti, Yıldırım Bayezid'in tahta cülusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1390&lt;br /&gt;Aydın-Saruhan-Germiyan-Menteşe beyliklerinin ilhakı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1390&lt;br /&gt;Karaman Seferi, Konya'nın muhasarası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1390&lt;br /&gt;Gelibolu tersanesi'nin inşası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1391&lt;br /&gt;İstanbul'un ilk muhasarası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1393&lt;br /&gt;Mahkeme Rüsumunun ilk ihdası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1396&lt;br /&gt;Niğbolu Zaferi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1397-1398&lt;br /&gt;Akçay Zaferi ve Karaman ülkesinin Osmanlı hakimiyetini kabulü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1398&lt;br /&gt;Kadı Burhaneddin'in ölümü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1398&lt;br /&gt;Karadeniz beyliklerinin ilhakı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-6774613583269417603?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/6774613583269417603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/6774613583269417603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/08/osmanli-tarihi-kronoloji-seri-i-1299.html' title='OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİ SERİ I (1299-1399)'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-7012898152023905807</id><published>2008-07-22T13:05:00.002+03:00</published><updated>2008-07-22T13:27:18.243+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İCATLAR'/><title type='text'>İlk kesekağıdı nasıl ortaya çıktı?</title><content type='html'>Luther Childs Crowell (ABD) çocukken kağıtlara çok düşkündü; komşularının onu sık sık saatlerce oturup kağıtları farklı biçimlerde katlayarak çeşitli biçim ve tasarımlar yaparken gördükleri söylenir. Ne var ki, ilk buluşunun kağtla hiçbir ilgisi yoktu.&lt;br /&gt;1862 yılında “uçuş makinası” için patent almıştı. Yine de, çocukluğundan beri tutkusu olan alana dönmesi çok sürmedi ve 1867′de bir kesekağıdının ağzını, doldururken açık tutacak, sonrada hava almayacak şekilde kapanmasını sağlayacak ince metal şeritlerin kullanımıyla ilgili patenleri aldı.&lt;br /&gt;ABD’deki süpermarketlerde bugün hala kullanılan kare tabanlı kesekağıtlarının patentini ise beş yıl sonra aldı. Aslında kare tabanlı kesekağıtlarını ilk akıl eden kişi Crowell değildi -bu onur 1869 yılında, “dün ya da okul çantası tabanlı kağıt torbayı” icat eden ve “kesekağıdının anası” olarak anılan Margaret Knight’a aittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun farkında olduğu, Crowell’in patent başvurusunda dile getirdiği şu sözlerden anlaşılır: “Daha önce de içi doldurulduğunda dörtgen biçimini alan kesekağıtlarının yapıldığını biliyorum; ancak, burada anlatılan yöntem, mevcutlarının içinde en basiti ve kullanışlı olanıdır.” Patent bürosu başvuruyu kabul etti ve biri yöntemi için, diğeri de uzun bir kağıt tüpünden seri üretimi amacıyla kullanılacak makinesi için olmak üzere, Crowell’e iki patent verdi.&lt;br /&gt;On yıl sonra, baskıdan çıkan gazeteleri katlayan bir makina icat etti. Bunu ilk kullanan Boston Herald gazetesi oldu. Bundan iki yıl sonra,daha önce farkında olmadanonun patent haklarını çiğnemiş olan R. Hoe firmasında çalışmaya başladı. Crowell’in fikirlerinin potansiyelini farkeden firma, çiğnediği patnet haklarından gelen telif haklarını ödemiş ve matbaa ve gazete sektöründe yeni buluşlar yapması için onu işe almıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-7012898152023905807?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/7012898152023905807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/7012898152023905807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/ilk-kesekad-nasl-ortaya-kt.html' title='İlk kesekağıdı nasıl ortaya çıktı?'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-5212652178655045266</id><published>2008-07-19T19:14:00.013+03:00</published><updated>2008-07-19T19:32:23.772+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PRATİK ÇÖZÜMLER'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HOBİ'/><title type='text'>Çok şirin bir iğnelik</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIITKYAhHjI/AAAAAAAAAJY/uKuR9KZwkTw/s1600-h/ignelik.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224759586667437618" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIITKYAhHjI/AAAAAAAAAJY/uKuR9KZwkTw/s200/ignelik.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;sizde bunun gibi bir iğnelik yapmak istiyorsanız aşağıdaki aşamaları aynen uygulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok basit ve çok eğlenceli bir iş.üstelik ortaya çıkan eşya ise çok göz doldurucu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;malzemeleri aşağıda görüyorsunuz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;makas, dikiş iğnesi, iplik, pamuk, kalem ve iki cins kumaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIITrk8J1LI/AAAAAAAAAJo/s5AZAvV38qQ/s1600-h/pincushionmaterials1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224760157074478258" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIITrk8J1LI/AAAAAAAAAJo/s5AZAvV38qQ/s200/pincushionmaterials1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşamalar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- kumaşın kenarlarını düz dikişi ile büzgülü bir biçimde dikiyorsunuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIThqwjgcI/AAAAAAAAAJg/-VX1Dd-mdkU/s1600-h/pincushionrunningstitch.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224759986837750210" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIThqwjgcI/AAAAAAAAAJg/-VX1Dd-mdkU/s200/pincushionrunningstitch.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUNI9IBmI/AAAAAAAAAJw/1H462GqQfRk/s1600-h/pincushionhalfpulled.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224760733677913698" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUNI9IBmI/AAAAAAAAAJw/1H462GqQfRk/s200/pincushionhalfpulled.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUTkVl5qI/AAAAAAAAAJ4/KWRsf1Qaks4/s1600-h/pincushionpullthread.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224760844107507362" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUTkVl5qI/AAAAAAAAAJ4/KWRsf1Qaks4/s200/pincushionpullthread.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- içini pamukla dolduruyorsunuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUZm3p0jI/AAAAAAAAAKA/kqBOd8p2icI/s1600-h/pincushionstuff.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224760947866456626" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUZm3p0jI/AAAAAAAAAKA/kqBOd8p2icI/s200/pincushionstuff.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- üzerine diğer kumaşımızın alt-ortasından iğnemiz ile ip geçiriyoruz ve bunu sırasıyla kabağımızın alt-ortasına doğru geçirip dilimler dilimler oluşturuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUlCsTl2I/AAAAAAAAAKQ/uGaEeG8n8JA/s1600-h/pincushiontopper1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224761144313616226" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUlCsTl2I/AAAAAAAAAKQ/uGaEeG8n8JA/s200/pincushiontopper1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUsqFP7XI/AAAAAAAAAKY/2auDgszX9GY/s1600-h/pincushionbottom.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224761275146300786" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUsqFP7XI/AAAAAAAAAKY/2auDgszX9GY/s200/pincushionbottom.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- en son üstteki kumaşı kabağımızn kapağı olarak dikiyoruz&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUe3HOO4I/AAAAAAAAAKI/qlrZWrmlb4g/s1600-h/pincushiontopper.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224761038126070658" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUe3HOO4I/AAAAAAAAAKI/qlrZWrmlb4g/s200/pincushiontopper.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve işte sonuç:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUyytvVFI/AAAAAAAAAKg/UoO2ohIRlsw/s1600-h/pincushionbeauty2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224761380542829650" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIIUyytvVFI/AAAAAAAAAKg/UoO2ohIRlsw/s200/pincushionbeauty2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-5212652178655045266?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/5212652178655045266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/5212652178655045266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/ok-irin-bir-inelik.html' title='Çok şirin bir iğnelik'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIITKYAhHjI/AAAAAAAAAJY/uKuR9KZwkTw/s72-c/ignelik.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-4185474065239532287</id><published>2008-07-19T17:37:00.002+03:00</published><updated>2008-07-19T17:38:56.396+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİLİM'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ARAŞTIRMA'/><title type='text'>Dünyanın manyetik alanı nedir?</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIH8bKWzFwI/AAAAAAAAAJQ/-GaBCUSbvJc/s1600-h/jeomanyetikalan.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224734586293131010" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIH8bKWzFwI/AAAAAAAAAJQ/-GaBCUSbvJc/s200/jeomanyetikalan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dünya küre şeklinde bir mıknatıs gibidir. Bu yüzden etrafında bir manyetik alan vardır. Dünya’nın manyetik alanı, Dünya’nın merkezine konmuş çubuk bir mıknatısın (dipol) oluşturduğu manyetik alana benzer. Bu dipolün ekseni, Dünyanın dönme ekseniyle 11 derecelik bir açı yapar. Bu da coğrafik kuzey ve güney kutuplarının, manyetik kuzey ve güney kutuplarından farklı yerlerde olduğunu gösterir. Dünya’nın manyetik alanı vektörel bir büyüklüktür. Dünya üzerinde herhangi bir yerdeki manyetik alan bu vektörün yönü ve şiddetiyle tanımlanır. Genellikle bu vektörün bileşenleri olan manyetik deklinasyon, D, yatay bileşen, H ve düşey bileşen, Z, ölçülür ve bu üç bileşenden manyetik alanın diğer bütün bileşenleri hesaplanabilir.&lt;br /&gt;Manyetik alan bileşenleri nelerdir?&lt;br /&gt;Manyetik alanı ölçmek için yönü ve şiddeti bulunmalıdır. Yönü tanımlayan parametreler manyetik deklinasyon, D ve inklinasyon, I’dır. D ve I derece cinsinden hesaplanır. Toplam alanın (F) şiddetini ise yatay H, düşey, Z, kuzey X, doğu Y bileşenleri tanımlar. Bu bileşenler Gauss cinsinden ölçülür. (1 Gauss = 1 Oersted) ama güncel birim nanotesladır. (1 nT x 10E5 = 1 Gauss) Yerin manyetik alanı yaklaşık 25000 - 65000 nT arasında değişir. Manyetik deklinasyon manyetik kuzeyle coğrafik kuzey arasındaki açıdır. D deklinasyon açısı coğrafik kuzeyin doğusunda ise pozitif, batısında ise negatif alınır. Manyetik inklinasyon ise yatay düzlemle toplam alan arasındaki açıdır.&lt;br /&gt;Manyetik kutuplar nerededirler?&lt;br /&gt;Manyetik kutuplar inklinasyon açısının 90 derece olduğu bölgelerdir. Ölçülen manyetik kutuplarla, hesaplanan kutuplar iki ayrı kavramdır. Ölçülen manyetik kutuplar arazide (surveying) inklinasyonun dik ölçüldüğü alanlardır, Hesaplanan manyetik kutuplar ise bir manyetik alan modelden inklinasyonun dik hesaplandığı bölgelerdir. Manyetik kutbu tam olarak belirlemek birçok açıdan zor bir iştir. I açısının 90 derece olduğu yer sabit değildir, çok geniş bir alanı kapsar, günlük değişimler ve manyetik fırtınalar nedeniyle yüzlerce kilometre yer değiştirebilir ve doğa koşulları açısındanda ulaşması zor yerlerdedirler. Canadian Geological Survey ve U.S. Naval Oceanographic Office tarafından yapılan tespitlere göre (~1990) ölçülen manyetik kutup noktaları yaklaşık olarak;78.5o N ve 103.4o W, Ellef Ringnes adası, Kanada,65o S ve 139o E , Commonwealth Körfezi, Antartika’dır.IGRF 1995 (International Geomagnetic Reference Field)’ten 1996 ortalarında hesaplanan manyetik kutuplar ise;79 K ve 105.1 B derece,64.7 G ve 138.6 D derecedir.&lt;br /&gt;Manyetik alan Dünyanın değişik yerlerinde farklı değerlere mi sahiptir?&lt;br /&gt;Evet, manyetik alan değişik yerlerde farklı değerlere sahiptirve bölgesel değişimlerin yanısıra zamana bağlı olarak da değişim gösterir. Bu nedenle bir bölgenin manyetik alanını tanımak için, belli aralıklarda sürekli ölçüm yapmak gerekir. Bu ölçümler Dünya yüzeyine yayılmış 200 kadar jeomanyetik rasathane tarafından yapılmaktadır. Manyetik alanın bazı değişmez özellikleride vardır. Kutuplarda eğim açısı (inklinasyon açısı, I) diktir, ve yatay bileşen 0′dır. Kutup üzerinde D açısı tanımsızdır, ölçülemez.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Pusulanın iğnesi manyetik kutbu mu gösterir?&lt;br /&gt;Hayır, pusulanın mıknatısı bulunduğu yere göre manyetik alanın yatay bileşenin yönünü gösterir (yani tek bir noktayı göstermez).&lt;br /&gt;Manyetik ekvator ne demektir?&lt;br /&gt;Manyetik ekvator eğim açısının (inklinasyon açısı, I) 0 olduğu yerlerdir. Bu bölgelerde manyetik alanın düşey bileşeninin bir değeri yoktur. Manyetik ekvator sabit değildir, çok yavaş da olsa hareket halindenir.Manyetik alan modelleri nelerdir ve bu modellere neden ihtiyaç duyarız?Dünyanın manyetik alanı zaman içinde sürekli değiştiğinden, gelecekte nasıl bir şekilde karşımıza çıkacağını bilemeyiz. Ancak düzenli ölçümler sayesinde seneler içinde nasıl değiştiğini tespit edebiliriz. Bu ölçümler sayesinde manyetik alanı ve nasıl değiştiğini matematiksel olarak resmedebiliriz. Manyetik alan birçok değişik faktöre bağlı olarak değiştiği için önceden belirlemek imkansızdır ve bu yüzden ölçümlerin sürekli ve hassas bir şekilde yapılıp modellenmesi zorunludur. (Manyetik alan modeli örneği: 1990 Deklinasyon Haritası)&lt;br /&gt;Manyetik alan hakkında daha detaylı bilgileri nerden bulabilirim?&lt;br /&gt;Chapman, S. ve Bartels, J., Geomagnetism, Oxford University Press (Clarendon), London and New York, Volumes 1 and 2, 1940.Jacobs, J.A., Geomagnetism, Academic Press Limited, London, Volumes 1, 2, 3 and 4, 1987.Özdoğan, İ., Işıkara, A.M., Orbay, N. Düzgit, Z., Arzmanyetizması İlkeleri ve Uygulamaları, İstanbul Üniversitesi yayınları, Mühendislik Fakültesi, 1986&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-4185474065239532287?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/4185474065239532287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/4185474065239532287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/dnyann-manyetik-alan-nedir.html' title='Dünyanın manyetik alanı nedir?'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIH8bKWzFwI/AAAAAAAAAJQ/-GaBCUSbvJc/s72-c/jeomanyetikalan.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-2286241651160890273</id><published>2008-07-19T17:16:00.002+03:00</published><updated>2008-07-19T17:17:23.349+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİLİM'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İCATLAR'/><title type='text'>Sismograf</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIH3ZxzcBxI/AAAAAAAAAJI/ZCKwBjBEO60/s1600-h/sismograf.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224729064964359954" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIH3ZxzcBxI/AAAAAAAAAJI/ZCKwBjBEO60/s200/sismograf.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Depremleri kaydeden, şiddetini, uzaklığını gösteren alete “sismograf” (depremyazar) denir. Sismograf, sarkaç esasına dayanır. Yer sarsıldığı sırada, sarkacın ucundaki yuvarlak ağır topuz, süredurum kanununa uyarak, hareketsiz kalır. Yeryüzünde duran bir kimse, yerle birlikte gidip geldiği için, sarkacı hareket eder gibi görür. Topuzun ucunda bir kalem vardır. Kalemin ucu bîr makara üzerinde sanlı duran kâğıda değer. Yer sarsılınca kâğıt da sağa, sola, yukarı aşağı gidip geleceği, topuz ise hareketsiz duracağı için, kalem kâğıda bu hareketleri çizer.&lt;br /&gt;Bu basit esas üzerine yapılmış olan ilk sismograflar sonradan çok daha gelişmiş, pek duyarlı sismograflar yapılmıştır. Bu arada, bugün rasathanelerde, bir depremi gereği gibi kaydedebilmek için, genel olarak, üç ayrı sismograf kullanılır. Bunlardan biri dikey, ikisi de yatak hareketleri kaydeder. Böylece, bir depremin yönleri belirtilmiş olur.&lt;br /&gt;Sismograflardan petrol aramalarında da faydalanılır: Petrol aranan yerde 20-30 m. derinlikte bir çukur kazılır. Buraya dinamit sarkıtılıp ateşlenir. Bu patlamanın etkisiyle yeraltında ses dalgalan meydana gelir. Ses dalgalarının çeşitli tabakalarda ayrı ayrı hızı olduğuna göre, sarsıntıların sismografla kaydedilen hızından, ses dalgalarının bir petrol tabakasından geçip geçmediği anlaşılır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-2286241651160890273?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/2286241651160890273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/2286241651160890273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/sismograf.html' title='Sismograf'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIH3ZxzcBxI/AAAAAAAAAJI/ZCKwBjBEO60/s72-c/sismograf.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-5217442157994433749</id><published>2008-07-19T17:07:00.004+03:00</published><updated>2008-07-19T17:14:05.647+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MATEMATİK'/><title type='text'>Roma Rakamları</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIH1oMC9KrI/AAAAAAAAAJA/EX5Bq-6Ikpc/s1600-h/roma-rakamlari.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224727113503681202" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIH1oMC9KrI/AAAAAAAAAJA/EX5Bq-6Ikpc/s320/roma-rakamlari.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Romalılar, sayıları yazmakta bir takım harfler kullanırlardı.&lt;br /&gt;I=1&lt;br /&gt;V=5&lt;br /&gt;X=10&lt;br /&gt;L=50&lt;br /&gt;C=100&lt;br /&gt;D=500&lt;br /&gt;M=1000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün de zaman zaman kullanılan bu harfler, yan yana getirilerek daha büyük sayılar oluşturulabilir. Mesala “35″,”XXXV” şeklinde yazılır.Bu sayılar yazılırken bazı uyulması gereken kurallarda vardır.– Bir harf, en fazla üç defa yan yana yazılabilir.– Bir harfin sağına, kendisinden daha küçük değerli bir harf gelirse, toplanarak okunur.&lt;br /&gt;XII=11 ,&lt;br /&gt;DCX=610 ,&lt;br /&gt;LXXVII= 77 gibi.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;–Sol tarafa yazıldığında ise çıkarılır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;XC=90,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;IL=49, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;CD=400 gibi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sadece bir harf yazılabilir.– Hem sağa, hem de sola daha küçük değerli harfler yazılarak farklı rakamlar yazılabilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;CMLI=951, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;XLVII=47, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;CDLV=455 gibi.– &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Roma rakamı ile yazılabilecek en büyük ve en uzun sayı “3888″ dir.(MMMDCCCLXXXVIII)– Çok sık olmamakla beraber daha büyük sayılara ihtiyaç hissettiklerinde harflerin değerini “1000″ kat arttırmak için üzerlerine çizgi çizmişlerdir.üzerine ben çizgi koyamadım ama üzerinde çizgi varmış gibi düşünürseniz;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;V=5000&lt;/div&gt;&lt;div&gt;X=10000&lt;/div&gt;&lt;div&gt;L=50000&lt;/div&gt;&lt;div&gt;C=100000&lt;/div&gt;&lt;div&gt;D=500000&lt;/div&gt;&lt;div&gt;M=1000000 &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Dört işlem yapma zorluğu sebebi ile günümüzde fazla kullanılmamaktadır. Bazı usuller geliştirilse de çok büyük sayılara sıra gelince yetersiz kalmaktadır. Ancak yine de bazı kitap sayfalarını numaralandırma, madde işaretleri, saatler gibi kullanım alanları vardır.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-5217442157994433749?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/5217442157994433749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/5217442157994433749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/roma-rakamlar.html' title='Roma Rakamları'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIH1oMC9KrI/AAAAAAAAAJA/EX5Bq-6Ikpc/s72-c/roma-rakamlari.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-3818823715793426542</id><published>2008-07-19T17:00:00.002+03:00</published><updated>2008-07-19T17:03:28.229+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİLİM'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='UZAY'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İCATLAR'/><title type='text'>ilk uzay aracı Sputnik uydusu</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIH0CRvmgXI/AAAAAAAAAIw/aPnYiSoigYQ/s1600-h/sputnik.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224725362686460274" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIH0CRvmgXI/AAAAAAAAAIw/aPnYiSoigYQ/s200/sputnik.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sputnik 1, (Rusça: Спутник-1) dünyanın ilk yapay uydusu. Sputnik serisinden ilk uzay aracı. SSCB tarafından 4 Ekim 1957′de yörüngeye oturtuldu. Sputnik 1′in uzaya gönderilmesi soğuk savaş yıllarında gerçekleşti ve süper güçler arasında yeni bir rekabet olan Uzay Yarışı’nı başlattı.&lt;br /&gt;Uydunun ağırlığı 80 kg olup, çapı 58 cm, yörünge yüksekliği 250 km idi. Küre şeklinde bir gövdesi ve bundan ayrılan 2,4 ila 2,9 m uzunluğunda dört uzun anteni vardı. 20 ve 40 MHz gücünde iki radyo vericisi bulunmaktaydı. Bu radyo sinyalleri iyonosferdeki elektron yoğunluğunu ölçmede kullanıldı. Ayrıca, uydunun iç basıncı ve sıcaklığı da sinyallerle iletiliyordu. Böylece uydu çeperinin bir göktaşı tarafından delinip delinmediği takip edilebiliyordu. Uydunun basınçlı iç bölgesi azot gazıyla doldurulmuştu. Ancak yörünge sırasında uydu çeperinin hiç delinmediği tespit edildi. Bu durum, gelecekteki uzay uçuşları için Dünya yörüngesinin güvenli olduğunu gösteriyordu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sputnik 1, uzaya SSCB’deki (bugün Kazakistan sınırları içinde kalan) Baykonur Uzay Üssü’nden fırlatıldı. Sputnik kelimesi yoldaş anlamına gelmektedir. Sputnik 1′in resmi adı ise Yapay Dünya Uydusu’dur. Sputnik’in fırlatılışının gerçek nedeni propagandadır, görünüşteki nedense Uluslararası Jeofizik Yılı (1957-1958) çalışmalarına katkı sağlamaktır.&lt;br /&gt;Sovyetler’in Dünya yörüngesine uydu yerleştirebilecek teknolojiyi edindiği anlaşıldığında, Sovyet Bilimler Akademisi’nden Mstislav Keldiş, uzayda çeşitli deneyler yapabilecek bir buçuk tonluk konik bir uydu planladı. Ancak bu sırada Sovyet istihbaratı ABD’nin, uzaya, tek amacı yörüngeye oturup oturmayacağının görülmesi olan “basit bir uydu” göndermek istediğini haber aldı. “Basit uydu” fikrini kapan Sovyetler, geride kalmamak için hızla Sputnik 1′i geliştirdiler. Böylece Dünya yörüngesine daha pahalı uyduların gönderilmesi imkanı da sınanmış olacaktı. Ayrıca, uydu, Ekim Devrimi’nin yıldönümü kutlamalarına yetişecekti. Uydu ve roketin tasarımı Sovyet roket bilimci Korolyov tarafından yapıldı. Aslında, Sputnik 1, ABD’nin “basit uydusu” Vanguard’dan çok daha ağırdı. Aylar sonra Vanguard uydusu yörüngeye girdiğinde, Kruşçev, onunla “greyfurt” diye alay edecekti.&lt;br /&gt;Sputnik 1, pilleri bitinceye kadar üç hafta boyunca sinyal gönderdi. Bundan sonra uydunun yörüngesi görsel olarak izlenmeye devam edildi. Yörüngesi gitgide alçalan Sputnik 1, fırlatmadan 92 gün sonra, 4 Ocak 1958′de atmosfere girerek yandı. Sputnik 1, yörüngede 1.400 tur atmış, 70 milyon km yol kat etmiştir.&lt;br /&gt;Sputnik 1, yörüngede kaldığı sürece 6. kadirden bir cisim parlaklığında gözlenebiliyordu. Sputnik 1′i yörüngeye oturtan roket de yörüngeye girmiş olup, Dünya’dan 1. kadirde görülebilmekteydi.&lt;br /&gt;Sputnik 1′e karşılık ABD hemen uzaya bir uydu göndermeyi denedi. Ancak yaptığı ilk denemeler başarısızlıkla sonuçlandı. ABD uzaya ancak 1958′de bir uydu gönderebildi. ABD’nin başarısızlığı, bu ülkede eğitim müfredatının ve sisteminin gözden geçirilmesine, roket bilimine ve fen bilimlerine ilgi uyanmasına ve uzay projelerine ayrılan mali kaynağın artmasına neden oldu. Bu gelişmeler, Uzay Yarışı’nın başlangıcı sayılmaktadır.&lt;br /&gt;Sputnik 1′in çeşitli kopyaları ve maketleri Rusya’da ve diğer ülkelerdeki müzelerde sergilenmektedir. SSCB’nin yedekleme ve test amacıyla dört ila yirmi kadar Sputnik 1 kopyası yaptığı iddia edilmektedir.&lt;br /&gt;Sputnik krizi&lt;br /&gt;4 Ekim 1957´de Sovyetler Birliği´nin uzaya fırlattığı Sputnik yapay uydusunun ardından ABD ve SSCB arasında yaşanan yarış.&lt;br /&gt;1950´lerin başında hem ABD hem de SSCB uzaya ilk uyduyu fırlatmak için birbirleriyle bir yarış içine girmişlerdi. ABD´nin başarısız denemelerinin ardından hiç beklenmedik bir zamanda SSCB, bir basketbol topu büyüklüğünde 85 kg ağırlığındaki Sputnik I uydusunun yörüngeye oturtulduğunu açıkladı.&lt;br /&gt;Bu ABD için tam bir şoktu. Bu olay hem teknoloji yarışında geride kalmak demekti hem de daha önemlisi, bu denemeyi başaran Sovyetlerin nükleer bir silahi ABD üzerine gönderebileceği paranoyası tüm Amerikalıların aklına girmişti. Bunun hemen ardından, ABD bir dizi fırlatma daha denedi ancak hiçbirinde başarıya ulaşamadı. Sovyetler, 3 Kasım 1957´de bu kez uzaya giden ilk canlı olan Layka adlı köpeği taşıyan Sputnik II uydusunu da başarıyla fırlattı. Bu, Uzay Çağı´nı açma yarışını Sovyetlerin kazandığı anlamına geliyordu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kronoloji&lt;br /&gt;* 4 Ekim 1957 SSCB: Sputnik 1 (83.6 kg) fırlatıldı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 3 Kasım 1957 SSCB: Sputnik 2 (508.3 kg) Laika ile beraber fırlatıldı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 6 Aralık 1957 ABD: Vanguard TV-3 kalkış platformunda patladı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 3 Şubat 1958 SSCB: Sputnik 3 denemesi başarısız oldu&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 5 Şubat 1958 ABD: İkinci Vanguard denemesi başarısız oldu&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 5 Mart 1958 ABD: Explorer 2 denemesi başarısız oldu&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 17 Mart 1958 ABD: Vanguard 1 (1.47 kg) fırlatıldı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 26 Mart 1958 ABD: Explorer 3 yörüngede&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 28 Nisan 1958 ABD: Üçüncü Vanguard denemesi başarısız oldu (Kalkış sırasında devrildiği için bu mekiğe İngilizler alaycı bir şekilde Sputnik´le kafiyeli olsun diye devrilen mekik anlamına gelen Flopnik demeye başladılar)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 15 Mayıs 1958 SSCB: Sputnik 3 (1,327 kg) yörüngede&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 27 Mayıs 1958 ABD: Vanguard denemesi dördüncü kez başarısız oldu&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 26 Haziran 1958 ABD: Vanguard beşinci kez başarısız oldu&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 26 Temmuz 1958 ABD: Explorer 4 yörüngeye girdi ve van Allen radyasyon kemerlerini haritaladı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 24 Ağustos 1958 ABD: Explorer 5 denemesi dördüncü kez başarısız oldu&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* 26 Eylül 1958 ABD: Vanguard denemesi altıncı kez başarısız oldu&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-3818823715793426542?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/3818823715793426542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/3818823715793426542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/ilk-uzay-arac-sputnik-uydusu.html' title='ilk uzay aracı Sputnik uydusu'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIH0CRvmgXI/AAAAAAAAAIw/aPnYiSoigYQ/s72-c/sputnik.gif' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-1503127894999118473</id><published>2008-07-19T16:57:00.002+03:00</published><updated>2008-07-19T17:39:17.141+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİLİM'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='COĞRAFYA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ARAŞTIRMA'/><title type='text'>Kutuplardaki buzların hepsi erimiş olsaydı ne olurdu?</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIHzWwuVrtI/AAAAAAAAAIo/Gm-7V5Yu4QI/s1600-h/kutuplardaki-buzlar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224724615088418514" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIHzWwuVrtI/AAAAAAAAAIo/Gm-7V5Yu4QI/s200/kutuplardaki-buzlar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kutuplardaki buzların hepsi erirse dünya yüzeyindeki deniz seviyesinin ne kadar yükseleceğini hesap etmek geometri ve matematik yardımıyla oldukça kolaydır ama yükselen suların karalar üzerinde ne kadar yer kaplayacaklarını hesaplamak pek kolay değildir. Karaların kıyı şekilleri ve kıyıdan itibaren yükseklikleri ve eğimleri o kadar farklıdırlar ki ancak yaklaşık değerler elde edilebilir.&lt;br /&gt;Yeryüzünde toplam 37,5 milyon kilometreküp hacminde buz tabakası vardır. Su buzdan biraz daha yoğun olduğundan, buzun tamamen erimesi sonucu ortaya 33 milyon kilometreküp su çıkar.&lt;br /&gt;Okyanusların yüzölçümü 363 milyon kilometrekaredir. Eğer bu yüzey alanını sabit yani yükselen deniz seviyesinin karalara doğru yayılmadığını kabul edersek, buzların önemli bir kısımlarının da zaten su altında olduklarını hesaba kattığımızda, bu ilave su kütlesi sonucu deniz seviyesinin 90 metre civarında yükseleceği ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şüphesiz yükselen sular karalara da yayılacaklarından ve çok geniş bir alan su altında kalacağından, denizlerin yüzey alanı daha genişlerdi. Ayrıca bu ilave su kütlesinin getireceği ağırlık yükünün altında okyanus tabam da biraz çökecektir. Bu hususlar göz önüne alındığında, kutupların erimeleri sonucu deniz seviyesinin yükselmesinin 90 metre değil 60-70 metre civarında olacağı öngörülebilir.&lt;br /&gt;Dünyadaki buzların yüzde 85-90′ı güney kutbundadır. Burada buzlar denizin altında 600 metreye kadar inerler. Buradaki buzların erimeleri ile tüm dünyadaki deniz seviyesinin 60 metre yükseleceği hesap ediliyor.&lt;br /&gt;Kuzey kutbu ise altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Buradaki buzların erimelerinin deniz seviyelerini pek fazla etkileyeceği sanılmıyor. Bunlar donmuş deniz suyu kütleleri olup denizin üstünde kalan kısımları zaten birkaç metredir. Ancak kuzey kutbu civarındaki Grönland’da ciddi bir buz stoku bulunmaktadır. Sadece bu bölgedeki buzların erimelerinin de deniz seviyesine 7,0-7,5 metre etki edeceği sanılıyor.&lt;br /&gt;Bu toplam 70 metre civarındaki su yükselmesi insan yaşamı bakımından çok ciddi sonuçlara yol açar. Deniz kenarındaki bir gökdelenin 20. katının bile üstüne çıkacak su seviyesi, yeryüzünde nüfus yoğunluğu en fazla olan, en gelişmiş bölgelerin su altında kalacağı anlamına gelir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu arada denizlerde tuzlu su ortamında yaşayan canlılara ne olur derseniz, eriyen buzların meydana getirdiği tatlı suyun kütlesel hacmi, okyanusların toplam hacmi yanında yüzde 2 gibi küçük bir oranda kaldığından, deniz hayatı çok değişmez.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Araştırmacılar kutuplardaki erimeleri hassasiyetle takip ediyorlar ve olası bir çevre felaketine dikkat çekiyorlar. Zaten dünyamız jeolojik tarihi boyunca, karaların buzullarla kaplandığı buzul çağlarını yaşadığı gibi tüm buzulların eriyip okyanusların yükseldiği zamanlan da yaşamış.&lt;br /&gt;Zamanımızda kutuplardaki buzlar yine erime safhasındalar. Uydu kaynaklı araştırmalara göre kuzey kutbu denizindeki buz tabakasının yüzde 20’sinin 2050 yılına kadar eriyeceği saptanmış. Hızlanmanın nedeni olarak ozon tabakasının incelmesi ve atmosferdeki karbondioksit seviyesinin yükselmesi gösteriliyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-1503127894999118473?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/1503127894999118473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/1503127894999118473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/kutuplardaki-buzlarn-hepsi-erimi-olsayd.html' title='Kutuplardaki buzların hepsi erimiş olsaydı ne olurdu?'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIHzWwuVrtI/AAAAAAAAAIo/Gm-7V5Yu4QI/s72-c/kutuplardaki-buzlar.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-8047587610958366168</id><published>2008-07-19T16:55:00.001+03:00</published><updated>2008-07-19T16:57:26.439+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİLİM ADAMLARI'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİLİM'/><title type='text'>Kaşif kimlere denir?</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIHykizwAUI/AAAAAAAAAIg/DU-lrBMIwHM/s1600-h/kasif.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224723752359559490" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIHykizwAUI/AAAAAAAAAIg/DU-lrBMIwHM/s200/kasif.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaşif olarak nitelendirilen insanların çoğu, aslında keşfettikleri topraklar daha önceden orada bulunan insanlar tarafından zaten biliniyordu.Orada binlerce yıldır yaşayan yerli insanlar vardı. Bu gezginlerin kaşif diye adlandırılmalarının temel nedeni dünya görüşleri üzerinde köklü değişiklikler gerçekleştirmiş olmalarıdır. Avrupalı’ların Uzakdoğu’dan ve Amerika’dan çok önemli coğrafi bilgilerle dönmeleri buna örnek olarak gösterilebilir.&lt;br /&gt;Galapagos Adaları’nda Darvin’in elde ettiği bulgular gezegenimizin evrimi konusunda temel görüşlere zıt kuramlar geliştirmesini sağladı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Keşif aslında dünyaya ilişkin bilgi edinmenin bir yoludur. Gezginler Farklı yerlere gittikçe, hiç bilmediğimiz, hayal bile edemediğimiz kıtaların bilinmeyen yüzlerini gözler önüne serdiler.Hala Dünya ve Evren üzerine o kadar bilinmeyen konu var ki; bunların çözülmesi asla bitmeyecek.Her yeni bulunan keşif bilgi dağarcığımıza çeşitlilik katmaya devam ediyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-8047587610958366168?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/8047587610958366168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/8047587610958366168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/kaif-kimlere-denir.html' title='Kaşif kimlere denir?'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIHykizwAUI/AAAAAAAAAIg/DU-lrBMIwHM/s72-c/kasif.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-6484905013820343937</id><published>2008-07-19T16:47:00.003+03:00</published><updated>2008-07-19T16:49:41.770+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİLİM'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='COĞRAFYA'/><title type='text'>Küresel ısınma ve sebepleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIHw2R1BMlI/AAAAAAAAAIY/ggzXmPZ8lKc/s1600-h/kuresel-isinma.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224721858015867474" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIHw2R1BMlI/AAAAAAAAAIY/ggzXmPZ8lKc/s200/kuresel-isinma.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İnsanlar tarafından atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına küresel ısınma deniyor. Daha ayrıntılı açıklamak gerekirse dünyanın yüzeyi güneş ışınları tarafından ısıtılıyor.&lt;br /&gt;Dünya bu ışınları tekrar atmosfere yansıtıyor ama bazı ışınlar su buharı, karbondioksit ve metan gazının dünyanın üzerinde oluşturduğu doğal bir örtü tarafından tutuluyor. Bu da yeryüzünün yeterince sıcak kalmasını sağlıyor. Ama son dönemlerde fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, hızlı nüfus artışı ve toplumlardaki tüketim eğiliminin artması gibi nedenlerle karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazların atmosferdeki yığılması artış gösterdi. Bilimadamlarına göre işte bu artış küresel ısınmaya neden oluyor. 1860’tan günümüze kadar tutulan kayıtlar, ortalama küresel sıcaklığın 0.5 ila 0.8 derece kadar artığını gösteriyor.&lt;br /&gt;Bilimadamları son 50 yıldaki sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde farkedilebilir etkileri olduğu görüşünde.Üstelik artık geri dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşılıyor.Hiçbir önlem alınmazsa bu yüzyıl sonunda küresel sıcaklığın ortalama 2 derece artacağı tahmin ediliyor.&lt;br /&gt;2007’nin de dünya genelinde kayıtların tutulmaya başlandığı son 150 yıllık dönem içinde en sıcak yıl olabileceği öngörüsü var.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Peki bu sıcaklık artışı yani küresel ısınma nelere yol açıyor, hayatımızı nasıl etkiliyor?Dünya iklim sisteminde değişikliklere neden olan küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanus derinliklerine, ekvatordan kutuplara kadar dünyanın her yerinde hissediliyor.&lt;br /&gt;Kutuplardaki buzullar eriyor, deniz suyu seviyesi yükseliyor ve kıyı kesimlerde toprak kayıpları artıyor.Örneğin 1960’ların sonlarından bu yana Kuzey Yarıküre’de kar örtüsünde yüzde 10’luk bir azalma oldu. 20’inci yüzyıl boyunca deniz seviyelerinde de 10-25 cm arasında bir artış olduğu saptandı.&lt;br /&gt;Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde kasırgalar, seller ve taşkınların şiddeti ve sıklığı artarken bazı bölgelerde uzun süreli, şiddetli kuraklıklar ve çölleşme etkili oluyor.&lt;br /&gt;Kışın sıcaklıklar artıyor, ilk bahar erken geliyor, sonbahar gecikiyor, hayvanların göç dönemleri değişiyor. Yani iklimler değişiyor.&lt;br /&gt;İşte bu değişikliklere dayanamayan bitki ve hayvan türleri de ya azalıyor ya da tamamen yok oluyor.&lt;br /&gt;Küresel ısınma insan sağlığını da doğrudan etkiliyorBilimadamları, iklim değişikliklerinin kalp, solunum yolu, bulaşıcı, alerjik ve bazı diğer hastalıkları tetikleyebileceği görüşünde.&lt;br /&gt;Biz neler yapabiliriz ? sorusunun cevabı, Neler yapabiliriz ? başlıklı içeriğimizde. Ayrıca Yapmamız Gerekenler başlığına da bakabilirsiniz.Kaynak: kuresel-isinma.org&lt;br /&gt;Küresel Isınmanın Nedenleri: Hava koşullarının uzun bir zaman kesiti içinde ortalama durumu iklim olarak tanımlanır. Dünya son bir milyar yıl içinde yaklaşık ikiyüzelli milyon yıl süren sıcak dönemler ve bunların ardından gelen dört büyük soğuk dönem geçirmiştir. Dünya yaklaşık elli milyon yıl önce soğuk bir döneme daha girmiş, bu dönemde yüzbin yılda bir on bin yıl süreyle görülen sıcak dönemlerin haricinde soğuma eğilimi göstermiştir. Şu an bu sıcak dönemlerden biri yaşanmaktadır. Dört bin yıl önce başlayan sıcaklık düşüşleri sonucunda Dünya’nın soğuma eğiliminin artması beklenmekteydi fakat bu artış son yüzelli yıldır gerçekleşmemiştir.&lt;br /&gt;Güneş gibi doğal etkenlerle büyüyen bu artışın nedeni, özellikle son dönemlerde, büyük ölçüde insan kaynaklı olan sera etkisiyle oluşan küresel ısınmadır.&lt;br /&gt;küresel ısınmanın sebepleri:&lt;br /&gt;Doğal Nedenler :&lt;br /&gt;Güneşin Etkisi:ESA bilim adamlarından Paal Brekke; iklim bilimcilerinin uzun süredir Güneş beneklerinin 11 yıllık döngüsel hareketini ve Güneş’in yüzyıllık süreçler içinde parlaklık değişimini incelediklerini belirtmiştir. Bunun sonucunda Güneş’in manyetik alanı ve protonlar ile elektronlar biçiminde ortaya çıkan güneş rüzgarının, Güneş sisteminde kozmik ışımalara karşı bir kalkan görevinde olduğu açıklanmaktadır. Güneş’in değişken aktivitesiyle zayıflayabilen bu kalkan, kozmik ışımaları geçirmektedir. Kozmik ışımaların fazla olması bulutlanmayı arttırmakta, Güneş’ten gelen radyasyon oranını değiştirerek küresel sıcaklık artışına neden olmaktadır.&lt;br /&gt;Güneş’ten gelen ultraviyole ışınım aynı zamanda kimyasal reaksiyonların oluştuğu (ve dolayısıyla atmosferin tamamını etkileyen) ozon tabakası üzerinde değişikliğe yol açacaktır.&lt;br /&gt;Dünya’nın Presizyon Hareketi:1930 yılında Sırp bilim adamı Milutin MİLANKOVİÇ Dünya’nın Güneş çevresindeki yörüngesinin her doksanbeş bin yılda biraz daha basıklaştığını göstermiştir. Bunun dışında her kırkbir bin yılda Dünya’nın ekseninde doğrusal bir kayma ve her yirmi üç bin yılda dairesel bir sapma bulunduğunu belirtmiştir. Günümüz bilim adamlarının bir çoğu Dünya’nın bu hareketlerinden dolayı zaman zaman soğuk dönemler yaşadığını ve bu soğuk dönemler içindeyse yüz bin yıllık periyotlarda on bin yıl süreyle sıcak dönemler geçirdiğini bildirmektedir. Bu da Dünya’nın doğal ısınmasının bir nedenini oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;El Nino’nun Etkisi:“Güney salınımı sıcak olayı” olararak tanımlanabilecek El Niño hareketi, 1990-1998 yıllarında tropikal doğu Pasifik Okyanusu’nda deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalden 2-5º daha yüksek olmasına neden olmuştur. Özellikle 1997 ve 1998 yıllarındaki rekor düzeyde yüzey sıcaklıklarının oluşmasında, 1997-1998 kuvvetli El Niño olaylarının etkisinin önemli olduğu kabul edilmektedir. 1998′deki çok kuvvetli El Niño bu yılın küresel rekor ısınmasına katkıda bulunan ana etmen olarak değerlendirilebilir.&lt;br /&gt;Yapay nedenler :&lt;br /&gt;Fosil Yakıtlar:Kömür, petrol ve doğalgaz dünyanın bugünkü enerji ihtiyacının yaklaşık u’lik bölümünü sağlamaktadır. Yapılarında karbon ve hidrojen elementlerini bulunduran bu fosil yakıtlar, uzun süreçler içerisinde oluşmakta fakat çok çabuk tüketilmektedir. Dünyanın belirli bölgelerinde toplanmış bu yakıtların günümüz teknolojisiyle ¾’ünün yarısının çıkarılması imkansız; diğer yarısının ise çıkarılması teknik olarak çok pahalıdır. Bu da fosil yakıtları yenilenemeyen ve sınırlı yakıtlar sınıfına sokmaktadır.&lt;br /&gt;Sera gazları:&lt;br /&gt;Sera Gazları Oluşumu:Güneş’ten gelen ışınların bir bölümü ozon tabakası ve atmosferdeki gazlar tarafından soğurulur. Bir kısmı litosferden, bir kısmı ise bulutlardan geriye yansır. Yeryüzüne ulaşan ışınlar geriye dönerken atmosferdeki su buharı ve diğer gazlar tarafından tutularak Dünya’yı ısıtmakta olduğundan yüzey ve troposfer, olması gerekenden daha sıcak olur. Bu olay, Güneş ışınlarıyla ısınan ama içindeki ısıyı dışarıya bırakmayan seraları andırır; bu nedenle de doğal sera etkisi olarak adlandırılır&lt;br /&gt;sera etkisinin Önemi:Sera etkisi doğal olarak oluşmakta ve iklim üzerinde önemli rol oynamaktadır. Endüstri devrimi ile birlikte, özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra, insan aktivitesi sera gazlarının miktarını her geçen yıl arttırarak yüksek oranlara ulaştırmıştır.&lt;br /&gt;Bu etkinin yokluğunda Dünya’nın ortalama sıcaklığının -18ºC olacağı belirtilmektedir. Ancak yaşamsal etkisi olan sera gazlarının miktarının normalin üzerine çıkması ve bu artışın sürmesi de Dünya’nın iklimsel dengelerinin bozulmasına neden olmaktadır.&lt;br /&gt;Bu doğal etkiyi arttıran karbondioksit, metan, su buharı, azotoksit ve kloroflorokarbonlar sera gazları olarak adlandırılmaktadır. Ozon tabakasının incelmesi de başka bir etkendir.&lt;br /&gt;Sera Gazları : Karbondioksit (CO2):Dünya’nın ısınmasında önemli bir rolü olan CO2, Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşması sırasında bu ışınlara karşı geçirgendir. Böylece yeryüzüne çarpıp yansıdıklarında onları soğurur.&lt;br /&gt;CO2′in atmosferdeki kosantrasyonu 18. ve 19. yüzyıllarda 280-290 ppm arasında iken fosil yakıtların kullanılması sonucunda günümüzde yaklaşık 350 ppm’e kadar çıkmıştır. Yapılan ölçümlere göre atmosferdeki CO2 miktarı 1958′den itibaren %9 artmış ve günümüzdeki artış miktarı yıllık 1 ppm olarak hesaplanmıştır.&lt;br /&gt;Dünyada enerji kullanımı sürekli arttığından, kullanılmakta olan teknoloji kısa dönemde değişse bile, karbondioksit artışının durdurulması olası görülmemektedir.&lt;br /&gt;Sera Gazları: Metan (CH4):Oranı binlerce yıldan beri değişmemiş olan metan gazı, son birkaç yüzyılda iki katına çıkmış ve 1950′den beri de her yıl %1 artmıştır. Yapılan son ölçümlerde ise metan seviyesinin 1,7 ppm’e vardığı görülmüştür. Bu değişiklik CO2 seviyesindeki artışa göre az olsa da, metanın CO2′den 21 kat daha kalıcı olması nedeniyle en az CO2 kadar dünyamızı etkilemektedir.&lt;br /&gt;Amerika ve birçok batı ülkesinde çöplüklerin büyük yer kaplaması sorun yaratmaktadır. Organik çöplerden pek çoğu ayrışarak büyük miktarda metan salgılamakta, bu gaz da özellikle iyi havalandırması olmayan ve kontrol altında tutulmayan eski çöplüklerde patlamalara ve içten yanmalara neden olmaktadır. Daha da önemlisi atmosfere salınan metan oranı artmakta ve bunun sonucu olarak da sera etkisi tehlikeli boyutlara varmaktadır.&lt;br /&gt;Sera Gazları: Azotoksit ve Su Buharı:Azot ve oksijen 250ºC sıcaklıkta kimyasal reaksiyona giren azotoksitleri meydana getirir. Azotoksit, tarımsal ve endüstriyel etkinlikler ve katı atıklar ile fosil yakıtların yanması sırasında oluşur. Arabaların egzosundan da çıkmakta olan bu gaz, çevre kirlenmesine neden olmaktadır.&lt;br /&gt;Sera etkisine yol açan gazlardan en önemlilerinden biri de su buharıdır. Fakat troposferdeki yoğunluğunda etkili olan insan kaynakları değil iklim sistemidir. Küresel ısınmayla artan su buharı iklim değişimlerine yol açacaktır.&lt;br /&gt;Sera Gazları: Kloroflorokarbonlar (CFCs):CFC’ler klorin, flüorin, karbon ve çoğunlukla da hidrojenin karışımından oluşur. Bu gazların çoğunluğu 1950′lerin ürünü olup günümüzde buzdolaplarında, klimalarda, spreylerde, yangın söndürücülerde ve plastik üretiminde kullanılmaktadır. Bilimadamları bu gazların ozonu yok ederek önemli iklim ve hava değişikliklerine neden olduklarını kanıtlamışlardır. Bu gazlar; DDT, Dioksin, Cıva, Kurşun, Vinilklorid, PCB’ler, Kükürtdioksit, Sodyumnitrat ve Polimerler’dir.&lt;br /&gt;Sera Gazları: Kloroflorokarbonlar (CFCs):1- DDT: 1940-1950 yılları arasında dünya çapında tarım alanlarındaki böcekleri zehirlemek için kullanılmıştır. Kimyasal adı ‘diklorodifeniltrikloroetan’dır. Klorin içeren bu gazın insan dahil diğer canlılar için de öldürücü olduğu fark edildikten sonra üretimden kaldırılmıştır.&lt;br /&gt;2- Dioksin: 100′ün üstünde çeşidi vardır. Bitkilerin ve böceklerin tahribatı için kullanılır. Çoğu çeşidi çok tehlikelidir; kansere ve daha birçok hastalığa neden olmaktadır.&lt;br /&gt;3- Cıva: Cıvanın en önemli özelliği diğer elementler gibi çözünmemesidir. 1950-1960 yılları arasında etkisini önemli ölçüde göstermiş, Japonya’da birkaç yüz balıkçının ölümüne neden olmuştur. Bir ara kozmetik ürünlerinde kullanılmışsa da daha sonra son derece zehirli olduğu anlaşılıp vazgeçilmiştir.&lt;br /&gt;4- Kurşun: Günümüzde kalemlerin içinde grafit olarak kullanılmaktadır. Vücudun içine girdiği takdirde çok zehirleyicidir; sinir sistemini çökertip beyne hasar verir.&lt;br /&gt;5- Vinilklorid: PVC yani ‘polyvinyl chloride’ elde etmek için kullanılan bir gaz karışımıdır. Solunduğunda toksik etkilidir.&lt;br /&gt;6- PCB’ler: PCB, İngilizce bir terim olan ‘polychlorinated biphenyls’ ten gelmektedir. Bu endüstriyel kimyasal toksik ilk olarak 1929′da kullanılmaya başlanmış ve 100′ün üstünde çeşidi olduğu tespit edilmiştir. Bunlar büyük santrallerdeki elektrik transformatörlerinin yalıtımında, birçok elektrikli ev aletlerinde aynı zamanda boya ve yapıştırıcıların esneklik kazanmasında kullanılmaktadır. Bunun yanında kansere yol açtığı bilinmektedir.&lt;br /&gt;7- Sodyumnitrat: Füme edilmiş balık, et ve diğer bazı yiyecekleri korumak için kullanılan bir çeşit tuzdur. Vücuda girdiğinde kansere yol açtığı bilinmektedir.&lt;br /&gt;8- Kükürtdioksit (SO2): Bu gaz sülfürün, yağın, çeşitli doğal gazların ve kömürle petrol gibi fosil yakıtların yanması sonucu açığa çıkar. Kükürtdioksit ve azotoksidin birbiriyle reaksiyonu sonucunda asit yağmurlarını oluşturan sülfürürik asit (H2SO4) oluşur.&lt;br /&gt;9- Polimerler: Doğal ve sentetik çeşitleri bulunmaktadır. Doğal olanları protein ve nişasta içerirler. Sentetik olanlarıysa plastik ürünlerinde ve el yapımı kumaşlarda bulunup naylon, teflon, polyester, spandeks, stirofoam gibi adlar alırlar.&lt;br /&gt;Sera Gazları: Ozon:Ozon tabakasının incelmesi “Küresel Isınma”yı dolaylı yoldan arttırmaktadır. USNAS’ın 1979′da yayınladığı raporda, ozon tabakasında %5 -  arasında bir azalma olduğu gözlemlendiği öne sürülmüştür.&lt;br /&gt;Oysa bundan bir yıl önce Kasım 1978′de uzaya fırlatılan Nimbus-7 uydusundan alınan verilere göre toplam atmosferik ozon seviyesi 1979-1991 yılları arasında orta enlemlerde %3-%5, yukarı enlemlerde %6 ila %8 arasında azalmıştır (Gleason 1993). 1992 yılında Antartika’daki Ozon seviyesi ise 1979′daki seviyenin P’sine inmiştir. 1950 ve 60′lı yıllardaki ozon kalınlığı da 1990′lı yıllardan sonra 1/3′üne kadar inmiştir. “The National Research Council”ın 1982 Mart raporuna göre CFC salınımı bu şekilde devam ederse 21. yy’nin sonunda stratosferdeki ozon miktarı %5 ile  arasında bir değerde azalacaktır.&lt;br /&gt;Sera Gazlarının Bilinen ve Olası Etkileri:Dünyanın sıcaklığı sanayi devriminden bu yana 0,45ºC artmıştır. Bunun esas nedeni fosil yakıtların yanması sonucu açığa çıkan CO2 ve diğer sera gazlarıdır. Artan nüfus ve büyüyen ekonominin enerji gereksinimleri de fazlalaşmaktadır. Bu gereksinimin karşılanması ise fosil yakıt tüketiminin artmasına ve atmosferdeki CO2 miktarının büyük ölçüde çoğalmasına neden olmaktadır. Sıcaklık artışının olası etkileri teoriler biçiminde incelenmektedir.&lt;br /&gt;Şehirlerin Isı Adası Etkisi:&lt;br /&gt;Güneşli ve sıcak günlerde, yoğun nüfuslu ve yüksek binaların sıklıkla görüldüğü kentsel bölgelerin çevrelerine göre daha sıcak olmaları, şehirlerin ısı adası etkisini oluşturur. Bu asfaltlanmış alanlar,bitki topluluklarının köreltilmiş olduğu bölgeler ve siyah yüzeyler “ısı adası etkisi”nin başlıca nedenleridir.&lt;br /&gt;Kentleşmiş alanlarda hava dolaşımının yapılaşmanın artışıyla engellenmesi ve doğal iklim ortamının bozulması yerel bir ısınmaya yol açar. Bu tür yerel ısınmalar da küresel ısınmayı arttırıcı etkidedir.&lt;br /&gt;Şehir planlamasında ve bina yapımında güneş ile yapı arasındaki ilişkinin iyi ayarlanması ısı adası etkisini engelleyecektir.&lt;br /&gt;Örnek Şehirler:Detroit (USA), Los Angeles (USA) ,Hong Kong (ÇİN)…&lt;br /&gt;Smog:&lt;br /&gt;Havaya salınan fazla miktardaki gazlar, atmosferdeki havayı yoğunlaştırır, gaz tabakasını kalınlaştırır. Bu yüzden gelen güneş ışınları daha fazla emilir, daha az yansıtılır ve yapay bir sera etkisi oluşur. Gazlar, özellikle büyük şehirlerde, Hava Yoğunluğu (Smog) oluşturarak etkili olmaktadır.&lt;br /&gt;Smog oluşumunun bulunduğu yerleşim yerlerinde yaşayan insanlarda- Akciğer ağrıları- Hırıltı- Öksürük- Baş ağrısı- Akciğer iltihapları görülür.&lt;br /&gt;Sera Gazlarının Bilinen ve Olası Etkileri:Kuraklık ve seller: Sera etkisi çeşitli iklim değişikliklerine yol açacaktır. Önlem alınmadığı takdirde bazı doğa olaylarının olumsuz etkileri çok büyük boyutlara ulaşacaktır.&lt;br /&gt;Güç üretiminde azalma: Elektrik güç santrallerinin tamamı suya ihtiyaç duymaktadır. Sıcak geçen yıllarda elektrik istemi artacak fakat su miktarının azalmasından dolayı elektrik üretimi düşecektir. Bu da devlet ve halklara ekonomik sıkıntılar yaşatacak, çeşitli sorunlara neden olacaktır.&lt;br /&gt;Nehir ulaşımında problemler: Sıcaklık artışına bağlı olarak nehir sularının alçalması, suyolu ticaretine engel oluşturup ulaşım giderlerini arttırmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-6484905013820343937?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/6484905013820343937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/6484905013820343937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/kresel-snma-ve-sebepleri.html' title='Küresel ısınma ve sebepleri'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIHw2R1BMlI/AAAAAAAAAIY/ggzXmPZ8lKc/s72-c/kuresel-isinma.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-8883670807026251912</id><published>2008-07-19T08:51:00.001+03:00</published><updated>2008-07-19T16:50:13.544+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİLİM'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FİZİK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MATEMATİK'/><title type='text'>Simetri</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIGBipXh8oI/AAAAAAAAAFQ/XBkHkiMi7Z4/s1600-h/simetri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224599474946568834" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIGBipXh8oI/AAAAAAAAAFQ/XBkHkiMi7Z4/s200/simetri.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Simetri, insan zihni için âdeta büyüleyicidir. Tabiattaki simetrik nesnelere, Güneş ve gezegenler gibi neredeyse kusursuz simetrik kürelere, kar tanecikleri gibi simetrik kristallere -ki hiçbir kar tanesi birbirinin aynısı değildir-, hemen hemen simetrik olan çiçeklere bakmaktan hepimiz zevk alırız. Ancak, burada ele alınacak olan mevzu, tabiattaki nesnelerin simetrisi değil, tabiat kanunlarının simetrisidir.&lt;br /&gt;Bir cismin simetrik olup olmadığı kolayca anlaşılabilir; ama bir fizik kanunu nasıl simetrik olabilir? Fizikçiler, nesnelerdeki simetrinin uyandırdığı hisse benzer bir şeyi fizik kanunları için de hissederek ona, “Fizik Kanunlarında Simetri” ya da “Kanunların Simetrisi” adını vermişlerdir. Öyleyse simetri nedir? Meselâ kare hususî bir simetriye sahiptir. Onu 90 derece döndürürsek -sağ ya da sol fark etmez- yine aynı görünür.&lt;br /&gt;Alman matematikçi Hermann Weyl simetri için çok güzel bir tanım vermiştir: “Eğer bir nesne üzerinde bir şey yaptıktan sonra da nesne ilk hâlinde görünüyorsa, eğer nesnede bunu yapmaya imkân veren bir şey varsa, o nesneye simetrik denir.” İşte fizik kanunları da bu anlamda simetriktir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Simetrinin en basit örneği, “uzayda öteleme”dir (translation). Bunu bir misal üzerinde açıklarsak:Herhangi bir âlet veya bir deney yaparsanız ve sonra aynı âleti veya deneyi orada değil de burada, yalnızca bir yerden başka bir yere ötelenmiş olarak yaparsanız, ilk deneyde gerçekleşen sonuç, ötelenmiş deneyde de aynen elde edilir. Ama bu, gerçekte tam doğru değildir. Çünkü cihazı bulunduğunuz yerin 10 m soluna naklederseniz cihaz duvara çarpar ve işler zorlaşır. Demek ki, bir şeyi naklederken ona etki edecek her şeyi birlikte nakletmek gerekir. Meselâ sistemde bir sarkaç varsa ve onu 200.000 mil sağa doğru kaydırırsanız sistem doğru işlemez. Çünkü sistem, yerin çekim alanından uzaklaşmış olur. Sarkaç da yerin çekim alanıyla doğrudan ilgili olduğundan, sarkaç sistemi, ötelediğiniz yerde dünyadaki gibi çalışmaz, ancak sistemle beraber dünyayı da ötelerseniz işte o zaman sistemin davranışı etkilenmemiş olur. Demek ki uzayda ötelemede, fizik yasalarında simetrinin gerçekleşmesi için, sistemle beraber ona etki edecek her şeyi ötelememiz gerekiyor.&lt;br /&gt;Demek oluyor ki, ilk simetrimiz uzayda ötelemedir. İkincisini de “zamanda öteleme” veya “zamanda ertelemenin fark etmemesi” olarak nitelendirebiliriz. Meselâ bir gezegeni Güneş’in etrafında belirli bir yönde harekete geçirelim. Aynı gezegeni; iki saat sonra veya iki yıl sonra ya da iki yüz yıl sonra, yani farklı bir anda aynı şartlarda yeniden harekete geçirirsek tamamen aynı şekilde hareket edecektir. Çünkü çekim yasası, hızdan bahseder ama ölçüme başladığımız mutlak an hakkında bir şey söylemez.&lt;br /&gt;Aslında bu misalin tam olarak doğru olduğundan emin değiliz. Çünkü yerçekimi yasasının zamanla değişebilme ihtimali var. Bu ise, zaman ertelemesinin her zaman simetrik olmayacağı anlamına gelir. Çünkü milyarlarca yıl sonra çekim sabiti şimdikinden daha zayıf olacaksa, bizim deneysel Güneş ve gezegenimizin hareketlerinin milyarlarca yıl sonra aynı olacağı da doğru olamaz. Fakat bugün bilebildiğimiz kadarıyla zamanda bir erteleme hiçbir değişikliğe yol açmamaktadır ve simetriktir.&lt;br /&gt;Bir başka simetri kanunu da “uzayda dönme”, sabit dönmedir. Bir yerde kurulmuş bir donanım ile deneyler yaptıktan sonra yalnız eksenleri farklı yönde olan tam bir benzerini alırsak o da aynı şekilde çalışacaktır. Burada da yine alâkalı olan her şeyi döndürmemiz gerekir. Sözkonusu olan sarkaçlı bir duvar saati ise ve saati yatay olacak şekilde döndürürsek sarkaç, kabininin duvarına dayanacak ve saat işlemeyecektir. Ama Dünya’yı da o istikamette döndürürseniz -ki o zaten dönmektedir- saat işlemeye devam edecektir.&lt;br /&gt;Bu “döndürme imkânının matematiksel ifadesi oldukça ilginçtir. Belirli bir durumda ne olup bittiğini anlatırken veya bir şeyin nerede olduğunu belirtmek için sayılar kullanırız. Bunlar, bir noktanın koordinatları olarak adlandırılır. Meselâ, önümdeki uzaklığa x diyelim, y de solumdaki uzaklık olsun. O zaman bir cismin yerini, önden ne kadar, soldan ne kadar uzaklıkta olduğunu söyleyerek belirtebilirim. Döndürme konusunda matematiksel yaklaşım şöyledir (Şekil A): Bahsettiğimiz yöntemle x ve y koordinatlarını vererek bu noktanın konumunu saptarsak, başka yönden bakan bir başkası da aynı şekilde fakat kendi konumuna göre aynı noktanın konumunu x’ ve y’ olarak tanımlayacaktır. O hâlde bizim x’ koordinatımızın öteki kişi tarafından hesaplanan iki koordinatın bir karışımı olduğunu anlayabilirsiniz. Dönümün bağlantısı; x için x’ ve y’, y için y’ ve x’ karışımı bir ifade olacaktır. Kanunlar o şekilde yazılmalıdır ki, böyle bir karışım yapıp denklemlerde yerine koyduğumuzda denklemlerin şekli değişmesin. İşte simetrinin matematiksel ifade yolu budur. Denklemleri bazı harflerle yazarsanız; harfleri x ve y yerine farklı bir x olan x’ ve farklı bir y olan y’ ile değiştirme yöntemi, yani x ve y cinsinden formüller vardır. O zaman denklemlerin görünümü aynıdır, yalnızca harflerin üzerinde (’) işareti vardır. Bu, öbür kişinin o şeyi benim gördüğüm şekilde, yalnızca öbür tarafa çevrilmiş olarak gördüğü mânâsına gelir.&lt;br /&gt;Şimdi de fizik kanunlarının simetrik olmadığı misallere göz atalım:Simetrik olmayan ilk fizik kanunumuz, “Ölçek Değişimi”dir. Arada sırada gazetelerde veya dergilerde maharetli birisinin kibrit çöpleriyle bir katedral yaptığını -birkaç katlı gotik bir katedral- okumuşsunuzdur. Neden kalın kütüklerden buna benzer büyük ve aynı şekilde süslü ve ayrıntılı katedraller yapmaya kalkışmıyoruz? Cevabı şu: Öyle bir şey yaparsak o denli yüksek ve ağır olur ki, çöker. İşte burada daha önceden bahsedilen önemli bir nokta var: İki şeyi kıyaslarken sistemdeki her şeyi değiştirmemiz gerekir. Kibrit çöpleri ile yapılan küçük katedral yer’e doğru çekilmektedir. Kütüklerden oluşan büyük katedral de daha büyük bir dünyaya doğru çekilmelidir. Yazık! Daha büyük bir dünya daha fazla çeker ve çöpler kırılır.&lt;br /&gt;Ölçek değiştirildiği zaman fizik kanunlarının değişmez olmadığını ilk keşfeden Galileo olmuştur. Galileo, kemik ve çubukların dayanıklılığını tartışırken daha büyük bir hayvan için -iki katı eninde, boyunda ve kalınlığında diyelim- daha büyük bir kemik gerektiğini söyledi. Ağırlığın sekiz kat olacağını ve sekiz kat daha dayanıklı bir kemiğe gerek olduğunu ileri sürdü. Çünkü bir kemiğin taşıyabileceği yük, onun kesitine bağlıdır; kemiği iki kat büyütürseniz kesit alanı dört kat artar ve ancak dört kat fazla bir ağırlık çeker. Ancak bazı fizik hâdiselerinde ölçek değiştirildiği zaman matematik modelde değişme olmamaktadır. Bu tip fiziksel hâdiseler için, ‘ölçekleme simetrisini kabul ediyor’ denmektedir.&lt;br /&gt;Simetrik olmayan fakat bir hayli ilginç olan bir fizik kanunu da “yansıma” problemidir. Diyelim ki bir saat yaptınız. Biraz ötede de birincisiyle aynı görüntüde olan başka bir saat yapınız (tıpkı sağ ve sol eldiven gibi). Birisinde bir yönde dönen yelkovan, diğerinde ters yönde dönüyor. İkisini de aynı anda kurup bırakırsanız acaba hep birbirleriyle uyumlu çalışırlar mı? Bu konudaki cevaplarınız müspet yönde olacaktır. Eğer saatler yerçekimiyle çalışsaydı, aynı uyumda çalışmaya devam ederlerdi. Elektrik veya manyetik alanla çalışsalar yine aynı olurdu. Saatlerin çalışması için nükleer bir reaksiyon gerekseydi yine bir değişiklik olmazdı. Fakat değişiklik yapan bir şey vardır; bunu şöyle açıklayabiliriz:&lt;br /&gt;Polarize bir ışığı sudan geçirerek, sudaki şeker yoğunluğu saptanabilmektedir. Suya, ışığı ancak belirli bir eksende geçiren bir parça polaroid koyarsanız, ışığın giderek derinleşen şekerli sudan geçmesini sağlamak için, öbür uçtaki polaroid maddeyi giderek daha fazla sağa çevirmemiz gerekir. Sudan geçen ışığı öbür yöne çevirirsek dönme yine sağa doğru olacaktır. Saatlerde şekerli su ve ışık kullanabiliriz. Bir su tankımız olduğunu ve ondan ışık geçirdiğimizi farzedelim. İkinci polaroid parçasını da ışığın ancak geçmesini sağlayacak kadar döndürdüğümüzü düşünelim. Sonra ikinci saatimiz için ışığın sola doğru dönmesi umuduyla, birinciye tekabül eden düzeni kuralım. Ama ışık sola dönmeyecek, yine sağa dönecek ve sudan geçmeyecektir. Demek ki şekerli su kullanarak iki saati farklı yapabiliyoruz.&lt;br /&gt;Fizik kanunlarının sağda ve solda hep aynı olup olmadıkları sorusunu daha iyi tecrübe etmek için meseleyi şu şekilde ele alabiliriz:&lt;br /&gt;Mars’ta yaşayan birisiyle telefon bağlantısı kurduğunuzu ve ona dünyadaki nesneleri izah etmek istediğinizi farzedelim. İlk olarak kelimeleri anlatmak için işe sayı kavramından başlayabilirsiniz: ‘Tik=bir, tik tik=iki, tik tik tik=üç,…vs.’ Böylece Marslı kısa sürede sayı kavramını anlayacaktır. Sonra sırasıyla atomların ağırlıklarını ve orantılı ağırlıkları temsil eden bütün sayı dizilerini söylersiniz; “Hidrojen:1,008, (ardından) Döteryum, Helyum, vs” diye devam edersiniz. Marslı bu sayılara bir süre baktıktan sonra, matematiksel oranların elementlerin ağırlıklarının oranlarıyla aynı olduğunu fark ederek, bu isimlerin elementlerin isimleri olduğunu anlayacaktır.&lt;br /&gt;Bu yöntemle onunla ortak bir dil oluşturabilirsiniz, fakat size “sizlerin nasıl göründüğünüzü merak ediyoruz” dediğini varsayalım. Siz “yaklaşık altı ayak boyundayız” dediğinizde size “bir ayak ne büyüklüktedir?” diye sorar. Siz de “çok kolay; altı ayak, on yedi milyar hidrojen atomu kadar uzundur” dersiniz. Evet, bu bir şaka değil. Marslı ile aranızda müşterek bir ölçek olmadığına göre kendinizi ona bu şekilde anlatabilirsiniz. Marslı bize “içiniz neye benziyor?” diye sorduğunda ona kalbi anlatır ve “şimdi kalbi hafifçe sol tarafa koy” deriz. Ama maalesef Marslı solun ne taraf olduğunu bilmiyor. Bunu da şu misalle açıklayabiliriz: Çekirdekteki yükün bir arttığı ve elektronun açığa çıktığı bir çok radyoaktif hâdise vardır. Meselâ, beta bozunması (desintegration). Burada ilginç olan şudur; elektronlar çıkarken kendi çevrelerinde dönerler. Bu dönmeyi ölçerseniz yönünün sol tarafa doğru (arkadan bakıldığında) olduğunu görürsünüz. Bunu da Marslıya “Dinle; radyoaktif bir madde, bir nötron al ve beta bozunması sonucu ortaya çıkan elektrona bak. Eğer elektron çıkarken yukarıya doğru gidiyorsa, onun dönme yönünü sapta. Bu elektron sırtından giriyor olsaydı dönme yönü sola doğru olurdu. Bu, solu tanımlar. Kalp de oradadır” şeklinde açıklayabiliriz. Solu ve sağı bu şekilde ayırdetme imkânı vardır.&lt;br /&gt;Simetriler konusunda akla gelen başka bir soru da “her parçacık için antiparçacık vardır; elektron için bu pozitrondur, proton için de antiproton. Acaba madde için bir antimadde var mıdır?” sorusudur. Bu, ilke olarak uygundur. Çünkü antimaddedeki her atom, maddede olan atomların antiparçacıklarından oluşur. Meselâ Hidrojen atomu bir elektron ve bir protondan oluşmaktadır. Elektrik yükü negatif olan bir antiproton ile elektrik yükü pozitif olan bir pozitronu birleştirirsek antihidrojen atomu oluşur. Böyle bir şey gerçekte yapılmış değil, ancak ilke olarak her madde için antimadde yapılabileceği düşünülür. Peki antimadde, madde gibi mi davranır? Bildiğimiz kadarıyla evet. Çünkü simetri kanunların biri de antimadde ile yaptığımız bir şeyin madde ile yapılan aynı şeyle aynı yolda davranacağı şeklindedir. Ancak bunlar bir araya gelirlerse kıvılcımlar çıkararak birbirlerini yok ederler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu hâdiseyle Marslı arasında bir bağlantı kurabiliriz. Eğer Marslı antimaddeden yapılmışsa onun elektronları pozitron olacağından ve ters yönde döneceklerinden Marslı, kalbi sağ tarafa koyacaktır. Şimdi de Marslı ile yüz yüze görüşme imkânımız olduğunu farzedelim. Ona doğru yürüyüp sağ elinizi uzattığınızda, o da sağ elini uzatırsa her şey yolunda. Ama eğer sol elini uzatırsa dikkat edin, birbirinizi yok edeceksiniz!!!&lt;br /&gt;Sağ ile solu ayırdedebilmeyi beta bozunmasıyla gerçekleştirebiliyoruz. Bu da doğada sağ ile solun % 99,99 olasılıkla birbirinden ayırdedilemeyeceği demek oluyor. Ancak bu, aynı zamanda tamamen farklı tepetaklak, küçücük bir şeyin, küçücük bir olgunun varolduğu anlamına geliyor.&lt;br /&gt;İşte bu, henüz hiç kimsenin en ufak bir fikir yürütemediği akıl ermez bir sırdır…&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-8883670807026251912?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/8883670807026251912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/8883670807026251912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/simetri.html' title='Simetri'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIGBipXh8oI/AAAAAAAAAFQ/XBkHkiMi7Z4/s72-c/simetri.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-9136891791678850331</id><published>2008-07-19T00:30:00.001+03:00</published><updated>2008-07-19T17:03:50.580+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İCATLAR'/><title type='text'>Çengelli İğne</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIB9MIBgybI/AAAAAAAAABI/PRgmoWVGVNM/s1600-h/cengelli.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224313215015504306" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIB9MIBgybI/AAAAAAAAABI/PRgmoWVGVNM/s320/cengelli.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayatımızın çeşitli zamanlarında yardıma koşan ve olmadık zamanlarda yolda,yolculukta yaşanan ufak tefek kazalarda bizi kurtaran bu buluşun tarihi eskilere dayanmaktadır.&lt;br /&gt;Patent kayıtlarında Çengelli iğne 1849 yılında Walter Hunt adınadır. Ancak çengelli iğne aslında çok daha eski bir buluştur. Bu tarihten 2000 yıl öncesinde Romalıların yaylı bir çeşit çengelli iğne kullandıklarına dair kanıtlar var.&lt;br /&gt;Romalılar birçok buluşa isimlerini yazdırmışlar ancak çoğu unutulup gitmiştir, taa ki yeniçağda tekrar icat edilene dek. 1842 yılında Thomas Woodward tarafından Amerika’da farklı yapıya sahip bir çengelli iğne için patent alınmıştı. Bu iğne, sıradan bir iğnenin uc kısmına takılan metal parça ile tutturuluyordu. Ancak bu hem güvenlik hemde kullanış sorunları doğuruyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bazı buluşlar tesadüf eseri, bazıları birşeylerden esinlenilerek bazıları ise yıllar süren uzun çalışmalar sonucu ortaya çıkmaktadır. Çengelli iğne ise Hunt’ın teknik ressamlara olan borçlarını ödeyebilmek için geliştirdiği bir buluştur. Hunt oldukça zeki ve üretken bir mucittir.&lt;br /&gt;Hunt’ın borç yaptığı insanlar ortaya bir iddia atmışlar ve bir tel parçası ile işe yarar bir buluş yapması halinde borçlarını kapatacaklarını ve üzerine para vereceklerini taahhüt etmişler. Hunt’ta bunun üzerine 3 saatlik bir çalışma sonrasında çengelli iğneyi icat etmiş.&lt;br /&gt;Hunt bu icadından sadece ödül olarak aldığı 400$ ile yetinmiştir. Çünkü anlaşma yaptığı kişilere bu icadın patentini devretmek zorunda kalmıştır. Çengelli iğne 150 yılı aşkın bir süredir çok fazla bir değişikliğe uğramadan günümüzde hala kullanılmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-9136891791678850331?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/9136891791678850331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/9136891791678850331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2007/07/what-is-crm-customer-relationship.html' title='Çengelli İğne'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIB9MIBgybI/AAAAAAAAABI/PRgmoWVGVNM/s72-c/cengelli.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-3137374865829883577</id><published>2008-07-18T21:31:00.000+03:00</published><updated>2008-07-18T21:44:24.420+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PRATİK ÇÖZÜMLER'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HOBİ'/><title type='text'>Mutfağınızı Küçük Dokunuşlarla değiştirin</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDiw-d-CjI/AAAAAAAAAEg/FbUhSvDWGlI/s1600-h/Copy_of_more_interior_kitchen_Small_large.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224424898780072498" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDiw-d-CjI/AAAAAAAAAEg/FbUhSvDWGlI/s200/Copy_of_more_interior_kitchen_Small_large.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dolapların renginden sıkıldınız mı. İşte çok pratik bir yöntem.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDjnYqIx8I/AAAAAAAAAFA/NGBPPOnyrsE/s1600-h/Copy_of_STP60429_large.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224425833523365826" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDjnYqIx8I/AAAAAAAAAFA/NGBPPOnyrsE/s200/Copy_of_STP60429_large.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;malzemeler&lt;/div&gt;&lt;div&gt;___________&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yapışkan film&lt;/div&gt;&lt;div&gt;renkli kabartmalı çıkartmalar&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224425139502859026" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDi-_OwQxI/AAAAAAAAAEw/H3vAu8FVksE/s200/STP60436_large.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;yapılış&lt;br /&gt;__________&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ilk olarak yapışkan filmleri dolaplarınızın üzerini kaplıyorsunuz. dikkat edin fazlalıklar ve hava kabarcıkları kalmasın. daha sonra kabartmalı çıkartmalar ile istediğiniz deseni veriyorsunuz ve ortaya değişik bir manzara &lt;a href="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDjH4awG_I/AAAAAAAAAE4/0WbpTp9pBI8/s1600-h/STP60437_large.jpg"&gt;&lt;/a&gt;çıkıyor..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDkJv76XwI/AAAAAAAAAFI/MJ1w0unAhcI/s1600-h/STP60437_large.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224426423887486722" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDkJv76XwI/AAAAAAAAAFI/MJ1w0unAhcI/s200/STP60437_large.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-3137374865829883577?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/3137374865829883577'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/3137374865829883577'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/mutfanz-kk-dokunularla-deitirin.html' title='Mutfağınızı Küçük Dokunuşlarla değiştirin'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDiw-d-CjI/AAAAAAAAAEg/FbUhSvDWGlI/s72-c/Copy_of_more_interior_kitchen_Small_large.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-3689364959643164149</id><published>2008-07-18T21:07:00.000+03:00</published><updated>2008-07-18T21:24:50.344+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PRATİK ÇÖZÜMLER'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HOBİ'/><title type='text'>Taş Paspas</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDeWyQ6ILI/AAAAAAAAAEA/I8BSj-S8Tng/s1600-h/how_it_s_done_medium.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224420050780954802" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDeWyQ6ILI/AAAAAAAAAEA/I8BSj-S8Tng/s200/how_it_s_done_medium.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Benzerlerinin yaklaşık 40$ civarında olduğu bu eşyayı banyonuzda yada lavobonuzda rahatlıkla kullanırken dekorasyonunuzu da zenginleştirebilirsiniz. Yapımı da çok kolay&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ihtiyacınız olan şey araba paspası yada buna benzer bir şey, kuvvetli bir yapıştırıcı, biraz vernik ve biraz taş (köşesiz ve pürüzsüz olmasına dikkat edin yoksa yazık olur ayaklarınıza :) ) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDfJ4JlQ8I/AAAAAAAAAEY/g3eZ3n7w3PU/s1600-h/just_mat_medium.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224420928534168514" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDfJ4JlQ8I/AAAAAAAAAEY/g3eZ3n7w3PU/s200/just_mat_medium.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;paspasın üzerine taşları yavaş yavaş yapıştırmaya başlayın. taş yerleşimini en az boşluk kalacak şekilde dizayn etmeyi unutmayın. tüm taşların iyice yapıştığına emin olduktan sonra taşların üzerini vernikleyin, ve kurumasını bekle&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDenVDBXoI/AAAAAAAAAEQ/quCClpCJ5rs/s1600-h/just_mat_medium.jpg"&gt;&lt;/a&gt;yin. İşte sonuç...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-3689364959643164149?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/3689364959643164149'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/3689364959643164149'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/ta-paspas.html' title='Taş Paspas'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIDeWyQ6ILI/AAAAAAAAAEA/I8BSj-S8Tng/s72-c/how_it_s_done_medium.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-2350068586151722675</id><published>2008-07-18T17:15:00.001+03:00</published><updated>2008-07-18T18:54:57.026+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PRATİK ÇÖZÜMLER'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HOBİ'/><title type='text'>Eşyalarınızı saklamanın kolay yolu</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICl0SvP9wI/AAAAAAAAAC4/LkwyOOWIcIs/s1600-h/book1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224357885551572738" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICl0SvP9wI/AAAAAAAAAC4/LkwyOOWIcIs/s200/book1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bu kitap, daha doğrusu insanlar öyle sansınlar diye hazırlanmış kitap şeklinde saklama kabıda diyebiliriz. Bulunmasını istemediğiniz şeylerinizi bunun içine koyup,diğer kitaplarınızın arasına yerleştirdiğinizde hiç dikkat çekmeyecektir.Yapması gayet kolay,&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler: Kalın bir kitap yada ansiklopedi, falçata, beyaz tutkal, kalem, cetvel, su&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yapılış:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIC60L3W87I/AAAAAAAAADo/-MjkESZQ5YY/s1600-h/book2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224380973450720178" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIC60L3W87I/AAAAAAAAADo/-MjkESZQ5YY/s200/book2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir kapta bir miktar beyaz tutkal ve suyu karıştırın (karışımda %70 tutkal %30 su olsun). Elde ettiğiniz solisyonu kitabın yapraklarına sürün (yan çevrelerine). dikkat edin üst kapağa hiçbir şekilde solisyon gelmemeli. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICntbWPQBI/AAAAAAAAADI/F27-jQFv4UI/s1600-h/book3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224359966626758674" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICntbWPQBI/AAAAAAAAADI/F27-jQFv4UI/s200/book3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kurumaya bırakın. üst kapak ile ilk sayfa arasına ince bir cisim yerleştirin ve kitabın üzerine ağırlık koyun&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yaklaşık 30 dakika boyunca bu şekilde kalmalı.sürenin bitiminin ardından kesilecek sayfaların kenar boşluklarını 0,5 cm ayarlaya&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICx0sBpRpI/AAAAAAAAADQ/P8BteEvGipU/s1600-h/book8.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224371086479148690" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICx0sBpRpI/AAAAAAAAADQ/P8BteEvGipU/s200/book8.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;rak bir cetvel yardımı ile çizgilireri belirleyin. sonra yine cetvel yardımı ile falçatayı kullanarak kesin. dikkat edin alt kapağa zarar vermeyin. sonra kesilen parçaları tek tek çıkartın (aman dış çerçeveye dikkat..).&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kitabın iç duvarını beyaz tutkal ile çevreleyin ki parçalar birbirinden ayrılmasın. sonra ilk yaptığımız kurutma sistemini yine uygulayın&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;veeee işte sonuç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIC6OvDglvI/AAAAAAAAADY/t1Jrk3n5isA/s1600-h/book12.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224380330061895410" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SIC6OvDglvI/AAAAAAAAADY/t1Jrk3n5isA/s200/book12.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-2350068586151722675?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/2350068586151722675'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/2350068586151722675'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/eyalarnz-saklamann-kolay-yolu.html' title='Eşyalarınızı saklamanın kolay yolu'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICl0SvP9wI/AAAAAAAAAC4/LkwyOOWIcIs/s72-c/book1.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-8748798129248914408</id><published>2008-07-18T17:03:00.000+03:00</published><updated>2008-07-18T20:31:01.466+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DÜNYANIN &quot;EN ...&quot; LERİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='COĞRAFYA'/><title type='text'>Dünya'nın en derin yeri</title><content type='html'>Dünya'nın en derin yeri Marianna çukuru 11 km yerin dibindedir. Pasifik Okyanusu'nda, Guam adasinin guney batisindadır. tam tamina 11033 metredir. Bir kilogram agirligindaki bir cismin okyanusun en derin noktası olan Mariana Çukuru'na ulasmasi tam bir saat alir.Marianna çukuru Filipinler enleminde, Japonya ile Papua Yeni Gine'nin ortasında bir tektonik levhanın diğerinin altına girmesiyle oluşmuş bir coğrafi oluşumdur İçinde canlı yaşayıp yaşamadığı bilinmese de ancak psikopat canlıların yaşayacağı kabul edilmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-8748798129248914408?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/8748798129248914408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/8748798129248914408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/dnyann-en-derin-yeri.html' title='Dünya&apos;nın en derin yeri'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-5136130175645473512</id><published>2008-07-18T16:32:00.002+03:00</published><updated>2008-07-19T16:52:39.071+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİLİM'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FİZİK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BU NASIL OLUR'/><title type='text'>Serap nasıl oluşur?</title><content type='html'>Serap; atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan bir optik yanılmadır, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi, cisimle birlikte ters görüntünün oluşumudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çöl ya da sıcak asfalt gibi çok sıcak yüzeylere yaklaşan hava çok ısınır. Güneş ışınları da daha soğuk havadan çok sıcak havaya geçerken yansır. Bundan dolayı su yansıması gibi bir görüntü oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suya belli bir yan açıdan bakınca neden ayna gibi yansıma görürüz? Çünkü su farklı bir ortam olduğu için ışık oraya o açıdan giremez. Yansır ve ilerideki diğer cisimleri görürüz, ağaç, bulut gibi. Aynı fiziksel olay serapta da yaşanıyor. Işık ışınları normal ilerlerlerken yere çok yaklaştıklarında çok farklı bir ortam onları karşılıyor. Yer aşırı sıcak olduğu için yere yakın bölgeler de havaya göre aşırı ısınmış oluyor ve ışık ışınları buraya giremeden yansıyor. Biz bu olayı yalnızca su birikintilerinde gördüğümüz için yerdeki görüntüyü de su sanıyoruz. Hatta hafif esintilerle bu su birikintisi görünümlü sıcak havanın üzerinde dalgalanmalar bile belirebiliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-5136130175645473512?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/5136130175645473512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/5136130175645473512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/serap-nasl-oluur.html' title='Serap nasıl oluşur?'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-7584281174515812284</id><published>2008-07-18T16:24:00.001+03:00</published><updated>2008-07-19T16:54:02.297+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİLİM'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KİMYA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BU NASIL OLUR'/><title type='text'>Bir bardak sıcak su, buzdolabında soğuk sudan daha çabuk donar!</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICbHIZ1hpI/AAAAAAAAACo/nz7ZCpdhzPk/s1600-h/electron.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224346114567014034" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICbHIZ1hpI/AAAAAAAAACo/nz7ZCpdhzPk/s200/electron.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICarRwu3YI/AAAAAAAAACg/NaHIX2sA53Q/s1600-h/electron.gif"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir bardak sıcak su, buzdolabında soğuk sudan daha çabuk donar.Bunun sebebi moleküller arasındaki uzaklıktır. Su ısındıkca genleşme olur ve molekkuller arasındaki uzaklık artar ve daha geniş bir yuzeyi soğukla temas ettigi için daha hızlı donar. ayrıca sıcak su içerindeki moleküller çok fazla hareket ettiğinden iletlenlikleri artar yani ortamdan çok daha fazla etkilenir. sıcak olan ısı kaybı daha hızlıdır daha çabuk katılaşır. soğuk olan ise zaten molekülleri birbirine sıkı olduğu için çok geç hâl değişir. bundan dolayı sıcak su dıştan donar. normal su ise eşit dağılımlı donar. sıcak sunun iç bölgesi sıvı kalır bimüddet. çünkü ısı kaybı yapamaz.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-7584281174515812284?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/7584281174515812284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/7584281174515812284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/bir-bardak-scak-su-buzdolabnda-souk.html' title='Bir bardak sıcak su, buzdolabında soğuk sudan daha çabuk donar!'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICbHIZ1hpI/AAAAAAAAACo/nz7ZCpdhzPk/s72-c/electron.gif' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-8382010496679963247</id><published>2008-07-18T16:08:00.001+03:00</published><updated>2008-07-19T16:53:29.021+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PRATİK ÇÖZÜMLER'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TARIM VE ÇİFTÇİLİK'/><title type='text'>Pet Şişelerden Kendi Seranızı yapın</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICXz0hnLWI/AAAAAAAAACY/INIJqv6x3xc/s1600-h/petsisesera.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224342484278521186" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICXz0hnLWI/AAAAAAAAACY/INIJqv6x3xc/s320/petsisesera.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1.5 lt 'lik yerine 5 Lt 'likler daha kullanışlı olursa da evlerde ve balkonlarda kullanım için bunun da uygun olabilir.Pet şişenin altından 10-12cm'lik bölümdeki en kısımdan ve onun 1-2 cm üstündeki daha bölümden dikkatlice kesin. Alttakinin dar olması gerekiyor. Üst bölüm alt kısmın üzerine geçecek!Siyah bir çöp torbasını alt parçanın içine sığacak öliçüde kesin&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir parça teli ocakta ısıtınAlt parçanın dibine su gideri için delikler açın.İki parçayı birbirine geçirerek, iki yanından, ikisine de, birlikte birer delik daha açın.Alt parçaya siyah naylonu yerleştirerek içine toprağı doldurunÜst parçayı geçirip iki yandaki deliklere birer kibrit çöpü geçirerek taşırken ayrılmayacak hale getirin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-8382010496679963247?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/8382010496679963247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/8382010496679963247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/pet-ielerden-kendi-seranz-yapn.html' title='Pet Şişelerden Kendi Seranızı yapın'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICXz0hnLWI/AAAAAAAAACY/INIJqv6x3xc/s72-c/petsisesera.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-7212351245973921288</id><published>2008-07-18T15:03:00.001+03:00</published><updated>2008-07-19T16:52:20.452+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='HAYVANLAR ALEMİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BU NASIL OLUR'/><title type='text'>Ateş Böceği Nasıl Işık Çıkarır?</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICHOZJdGII/AAAAAAAAACI/znUtRzdT3g0/s1600-h/ates-bocegi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224324249088235650" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICHOZJdGII/AAAAAAAAACI/znUtRzdT3g0/s320/ates-bocegi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yaz gecelerinin karanlığında otların arasında veya havada uçarken parıldayan, yanıp sönerek sarı-yeşil bir ışık veren bir böceği görmüşsünüzdür. Yanına yaklaşıldığında ışığını söndüren, gece karanlığında izini kaybettiren bu böceğin ismi ateş böceğidir.Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur.&lt;br /&gt;Bunun bilimsel adı ’soğuk ışık’tır ki günümüz teknolojisi bu ışığı henüz yapay olarak üretmeyi başaramamıştır. Bilim insanları dünyada milyonlarca yıldır mevcut olan bu tabiat teknolojisinin önce çalışma mekanizmasını çözmek sonra da taklit ederek insanlık hizmetine sunabilmek için çalışmalarına hız vermişlerdir.Kısa bir zaman öncesine kadar sürtünme veya ısı olmadan ışık elde etmenin imkansız olduğuna inanılıyordu.Nasıl ki normal bir ampul kendisine verilen enerjinin yüzde 4′ünü, florasan ampul ise yüzde 10′unu ışığa dönüştürebiliyor, geri kalanını ısı olarak yayıyorsa, ateş böceğinde de benzer bir durum olduğunu sanan bilim insanları, böceğin bu iş için kullandığı enerjinin tamamını ışığa dönüştürebildiğini tespit edince hayrete düştüler. Gelelim ateşböceğinin ışık üretme mekanizmasına… Aslında ateş böceklerinin ışık verme reaksiyonları o kadar hızlıdır ki bu fonksiyonun kademelerini incelemek hemen hemen imkansızdır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yani ışık üretim mekanizması hakkındaki bilgiler hala teoride kalmaktadırlar. Kesin olarak bilinen bunun moleküler seviyede kimyasal bir işlem olduğu, bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştiirebildikleridir.&lt;br /&gt;Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden, ışık elde elmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmekledir. Bunlardan birincisinin kimyasal yapısı aydınlatılmış ve yapay olarak elde edilmiştir. İkincisinin ise yapısındaki gizem çözülmesine rağmen sentetik olarak üretilmesi hala mümkün olamamıştır.Ateş böceklerinde üretilen iki kimyasalın birleşiminin de ışık vermeye tam olarak yetmediği, böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerektiği tespit edilmiştir. Bilinmeyen bir başka ayrımı ise bu ışığı hangi şalterin açıp kapadığıdır.&lt;br /&gt;Bu gizemli böceklerin 2 bin çeşidi olup erkekleri uçabilirken dişileri kanatsızdırlar. Erkekler dişileri aramak için geceleri uçarlar ve ışıklarını birbirleri ile iletişim kurmak için kullanırlar. En iyi ışık verimini gelişmiş dişiler verir. Ateş böcekleri geceleri 3 saat süreyle ışık verebilirler.&lt;br /&gt;Genellikle ısırarak zehirledikleri salyangozları yedikleri için kireçli toprakların olduğu nemli bölgelerde daha çok görünürler. Parlamayı sağlayan kimyasal maddeler sayesinde, kazara onu yiyen bir düşmanı kusmak zorunda kalır ve bir daha başka ateş böceği yemeye teşebbüs etmez.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-7212351245973921288?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/7212351245973921288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/7212351245973921288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2008/07/ate-bzcei-nasl-ik-karr.html' title='Ateş Böceği Nasıl Işık Çıkarır?'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICHOZJdGII/AAAAAAAAACI/znUtRzdT3g0/s72-c/ates-bocegi.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8284639243076841748.post-3904764515800801746</id><published>2007-07-08T13:02:00.002+03:00</published><updated>2008-07-19T16:53:00.391+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TEKNOLOJİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BU NASIL OLUR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİHAZLARIN ÇALIŞMA MANTIKLARI'/><title type='text'>Bir Telefon Nasıl Çalışır?</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICGYEXhSRI/AAAAAAAAACA/WudVnSyGWoU/s1600-h/telefon.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5224323315797149970" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICGYEXhSRI/AAAAAAAAACA/WudVnSyGWoU/s320/telefon.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir elektrik devresi üzerinden bir telefon konuşmasının yapılması sırasında meydana gelen olaylar şöylece sıralanabilir:1. Ses enerjisi mekanik enerjiye dönüşür.2. Mekanik enerji elektrik enerjisine dönüşür.3. Elektrik enerjisi nakledilir.4. Karşı tarafta elektrik enerjisi manyetik enerjiye dönüşür.5. Manyetik enerji mekanik enerjiye dönüşür.6. Mekanik enerji ses enerjisine dönüşür.&lt;br /&gt;Elektrik titreşimlerinin iletkenlerdeki yayılma hızı esas titreşimlerinin havadaki yayılma hızından bir kaç yüz bin kere daha fazla olduğundan (200-300 bin km/sn mertebesinde) telefon ile konuşanlar, aradaki uzaklığa rağmen, karşı karşıya bulunuyorlarmış hissine sahiptirler. Telefon sistemi üç ana görev yapar.İki abone arasında konuşma irtibatını sağlar ve aboneler arasında çağırma, meşgul çevirme, ses sinyalleri üretir. Otomatik olmayan manyetolu telefonlarda bu işlemler elle yapılır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir telefon aletinde bulunan belli başlı parçalar şunlardır:&lt;br /&gt;1. Ses alıcı (mikrofon),2. Mikrofon akım kaynağı,3. Ses verici (kulaklık),4. Çağırma ve çağrılma düzenleri,5. Devre açıp kapayıcılar, anahtarlar,6. Çağırma kadranı.&lt;br /&gt;Manuel ve otomatik santrallara bağlı telefon aletleri birbirinden farklıdır. Herbirinde yukardaki parçaların bazıları bulunur. Telefonun ahizesi sesi elektrik enerjisine ve elektrik enerjisini de sese çevirir. Otomatik telefon cihazında ahize kaldırıldığında devreyi açan bir anahtar ve ön tarafta numaratörü mevcuttur. Telefon ahizesi kaldırılınca telefonla santral arasında elektrik devresi kurulur. Ahizeden ton sesi duyulur. Numaratörden, mesela 6 rakamı çevrilince elektrik devresi altı defa açılıp kapanmış olur. Elektrik devresindeki açılıp kapanmalar sinyal olarak santralda devreler vasıtasıyle sayılır.&lt;br /&gt;Muhaberenin konuşma şeklinde olması şart değildir. Lokal santrallara konulan bilgisayarlar gönderilen sinyal cinsine göre seçim yaparak dağıtımı analog telefon, sayısal telefon, faksimile, teleks, televizyon bilgi işlem şekillerinde terminallere ulaştırır. Böylece telefon konuşmaları yanında televizyon, faksimil resim ve yazı, teleks, bilgisayar işlemleri de çok süratli ve kaliteli olarak yürütülür.&lt;br /&gt;Muhabere hatları: Muhabere (haberleşme) imkanları çok çeşitlidir. Bunlar:&lt;br /&gt;1. İki telli analog radyo sinyal hattı (1 konuşma).2. Anolog radyo röle link hattı (30 konuşma).3. Sayısal radyo röle link hattı (1920 konuşma).4. Çok kollu koaksiyel kablo hattı (7680 konuşma).5. Fiberoptik kablo hattı (10.000 konuşma ve üstü).6. Muhabere uydular hattı (20.000 konuşma).&lt;br /&gt;İki telli konuşma devreleri uzak mesafelerde kayıplar çok arttığı ve kanal sayısı sınırlı olduğu için şehir içi dağıtım sistemi dışında kullanılmaz. Muhabere sistemleri radyo yayınlarından istifadeyle kapasite ve kalite yönünden çok gelişmiştir. Telefon konuşmaları hem doğrudan analog sinyal olarak hem de bu analog sinyalin sayısal sinyal haline çevrilmesinden sonra yayınlanarak yapılabilmektedir. Analog sinyal de yankı problemi ve sinyal gürültü seviyesi yüksek olduğu için terk edilmiş sayısal sinyal sistemine geçilmiştir.Sayısal sinyal sistemlerinde, analog sinyal dilimlere bölünerek düzgün palslara ayrılır. Bu palslar daha sonra kodlanarak verici anteninden ‘0′, ‘1′ sayısal yayın olarak gönderilir.&lt;br /&gt;Kodlanma işlemi her konuşma için ayrı ayrı yapılabildiği için bir antenden aynı anda binlerce sayıda konuşma palslar halinde yayınlanabilir. Alıcı telefon, istasyondan alınan bu binlerce yayın tekrar kod çözücüde çözümlenerek, odyo sinyal haline çevrilerek santral mantık devresinden geçerek abonelere ulaşır. Kodlanmış palslar antenden yayınlanabildiği gibi koaksiyel kablolardan da gönderilebilir.&lt;br /&gt;Koaksiyel kablolarda kayıplar çok azalır. Koaksiyel kablo yerine bundan daha süratli yüksek kapasiteli ve kayıp oranı çok düşük optik fiber kablolar da kullanılabilir. Optik fiber sisteminde kodlanmış sayısal sinyaller optik sinyallere çevrilerek gönderilir. Karşı santralde optik sinyaller önce elektronik sinyallere daha sonra da odyo analog sinyale çevrilerek lokal santral mantık devresinden abonelere ulaştırılır.&lt;br /&gt;İki telli muhabere sisteminde aynı anda bir konuşma yapılır. Halbuki pals kod modüleli sayısal radyo link muhabere sisteminde 30 kanal mevcuttur. Koaks kablolu sayısal radyo link muhabere sistemiyse en az saniyede 30 megabit bilgi gönderme kapasitesine sahip olup, 1920 kanallıdır.&lt;br /&gt;1985 senesinde F. Almanya’da hizmete girmiş olan böyle bir sistem saniyede 565 mbit kapasiteye; bir başka ifadeyle aynı anda 7680 konuşma veya bilgi aktarmaya müsaittir. Fiberoptik sistemler 140 mbit/saniye ve daha yukarı kapasitede görev yapmaktadır. Fiberoptik muhabere sistemi kapasite yüksekliği, montaj kolaylığı, bakım istememesi, yüksek kaliteli bilgi göndermesiyle mevcut sistemlerin en mükemmelidir.&lt;br /&gt;Özet olarak telefon santrallarının isimleri şunlardır: Elektromekanik telefon santralı, elektronik telefon santralı, otomatik telefon santralı, şehirlerarası telefon santralı, transit telefon santralı, yarıelektronik telefon santralı, yarıotomatik telefon santralı, mahalli (yerel) telefon santralı… olmak üzere çeşitleri vardır (1994).&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Telefonun tatbikatta sağladığı en büyük fayda muhaberenin süratli bir şekilde yapılmasıdır. Fiberoptik, koaksiyel kablo ve elektromanyetik yollarla uydulardan yansıtılarak yapılan telefon görüşmeleri dünyanın her köşesini birbirine bağlamıştır.&lt;br /&gt;Telefon sistemlerinin kanal kapasiteleri her geçen gün artmaktadır. Kanal sayısında artışlar telefonu daha da pratik bir hale sokmaktadır. Telekomünikasyon arasındaki önemli gelişmelerden biri de, telsiz telefonun ortaya çıkmasıdır.Kısa dalga radyo alıcı-vericilerin normal telefon sistemine bağlamasıyla hareket halinde telefonla konuşma imkanı ortaya çıkmıştır. Bu sistemle bölgeler arası kesintisiz bağlantı olduğu gibi, çok uzun menzilli yolculuklar yapan bile istediği yeri anında arayabilir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8284639243076841748-3904764515800801746?l=globalarsiv.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/3904764515800801746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8284639243076841748/posts/default/3904764515800801746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://globalarsiv.blogspot.com/2007/07/what-is-asap.html' title='Bir Telefon Nasıl Çalışır?'/><author><name>Defne</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_9PmuHvPiiZk/SICGYEXhSRI/AAAAAAAAACA/WudVnSyGWoU/s72-c/telefon.jpg' height='72' width='72'/></entry></feed>
